"... Kelimelerin okyanusuna kendinizi daldirin ..."
Hz. Bahaullah'in
Araştırma
İleri /detaylı araştırma

Kategorie
  Bahai
   Bahai çalışma konuları
   Bahai Emri yazıları
   Derlemeler
 

EMRE TOPLU GİRİŞ


EMRE TOPLU GİRİŞ



Yüce Adalet Evi'nin Araştırma Bölümü tarafından hazırlanan bir makale

Ekim 1993



Hz. Şevki Efendi'nin Dinin organik gelişimiyle ilgili vizyonu, tebliğ alanındaki muhteşem gelecek olanaklar konusundaki kavrayışımızı şekillendirmektedir. Muhacirlerin dağılımı konusundaki ihtiyaca dikkat çekmek amacıyla, 1953 yılında Amerikalı Bahailere yazdığı bir mektupta sevgili Emrin Velisi "sürekli destek akışı" konusunda şu açıklamayı yapmaktadır.

Hz.Abdülbaha tarafından öngörülen, çeşitli ulus ve ırkların toplu bir şekilde Bahai dünyasına katılacakları günün gelişini hızlandıracaktır.-Ani, muhtemelen felaketlerle yüklü ve şu anda hayal bile edilemeyen bir olaylar zincirinin sonucu olarak, aynı ulus ve ırkların kitleler halinde bu dine gireceği saatin habercisi olacak olan o gün, aniden Emrin kaderini devrime uğratacak, dünyanın dengesini bozacak ve Hz. Bahaullah'ın Dininin maddi gücünü, ruhani yetkisini ve sayısal gücünü bin katına çıkaracaktır. (1=18)



Yüce Adalet Evi 1990 Rızvan mesajında dünyanın değişik bölgelerinde görülen "emre toplu giriş olaylarının artışını" Hz.Şevki Efendi tarafından tanımlanan aşamalı gelişmelere bağlamıştır. Ayrıca, bu tarihi süreçteki yerimizi açıkça belirlemiş ve inananları harekete geçmeye davet etmiştir. Yüce Adalet Evi Şöyle söylemektedir:

Toplu tescillerin yaygınlaşacağına ve kasaba, kent ve ülkelerin birbirlerini takip edeceklerine inanmak için sonsuz umudumuz vardır. Ancak, Hz. Şevki Efendi'nin kehanetinin er geç gelişmesini hiçbir çalışma yapmadan beklemememiz gerekir. Az sayıda olan bizler, tüm güvenimizi Tanrı'nın takdirine bırakıp, önümüzdeki sorunları ilahi bir ayrıcalık olarak kabul ederek elimizdeki planlarla başarıya gitmeliyiz. (2=45)



Dostların Emre toplu giriş olgusu ile ilgili süreçler konusundaki anlayışlarını rafine etmek ve Yüce Adalet Evi tarafından yapılan çağrıya yanıt vermelerinde yardımcı olmak amacıyla, ilişikteki Hz.Şevki Efendi ve Yüce Adalet Evi tarafından veya kendilerinin adına yazılmış mektuplardan oluşan bir derlemeyi gönderiyoruz. Ayrıca, derlemeden çıkarılan bazı konuları incelemek ve vurgulamak amacıyla aşağıdaki yorumları sunuyoruz. Makalenin 1. ve 2. bölümlerinde, büyüme sürecinin birkaç genel özelliğini tanımladık ve Emrin büyümesine yardımcı olacak etkenlere dikkat çektik. 3. bölümde ise, Emre toplu giriş sürecini canlandırmak ve devam ettirmek için gerçekleştirilebilecek belirli etkinlikler üzerinde yoğunlaştık.



GELİŞMENİN BAZI ÖZELLİKLERİ



Emre toplu giriş olgusunu incelemeden önce, Bahai Dini'nin gelişimi sırasında görülen süreçlerin bazı genel özelliklerini araştırmakla başladık.


Organİk Gelİşme
Emrin gelişimi organik ve evrimsel bir şekilde gerçekleşmektedir. Emri kabul eden ruhları saymak, Emrin gösterdiği gelişmeyi anlamak için yeterli değildir. Etkinliklerinizin daha önemli sonuçları, toplumun yaşamına nüfuz eden ruh ve anlattığımız öğretilerin, bunları duyan insanların bilinçlerinin ve inançlarının bir parçası olma derecesidir. Çünkü ancak bu ruh dünyaya tam anlamıyla nüfuz ettiği zaman insanlar büyük sayılarda bu Dine gireceklerdir. İlkbaharın başında sadece birkaç özellikle seçilmiş tohum filizlenir. Ama mevsim bütün etkisini göstermeye başlayıp, hava gerçek ilkbaharın sıcaklığıyla ısındığında, binlerce çiçek açar ve bütün kırlar aniden çiçeklenir. Biz şimdilik sadece birkaç ruhun uyandığı dönemdeyiz. Ama çok yakında mevsim bütün gücüyle hüküm sürmeye başlayacak ve bütün grupların ve ulusların Hz. Bahaullah tarafından üflenen ruhani yaşamla canlandıklarını göreceğiz. (3=2)

Bu nedenle, büyüme hızı her zaman sabit (4=33) değildir;"kriz ve zafer olgularının birbiri ardına yaşanmasının bir sonucu olarak, büyük dalgalar halinde" (5=39) ) olmaktadır. Hz. Şevki Efendi ayrıca Emrin tüm dünyaya yayılmasının, büyüme hızındaki büyük artışla beraber olacağını belirtmiştir. (6=17)

Şu anda Emir tüm dünyada aynı hızda büyümemektedir. Yüce Adalet Evi birçok ülkede Emre karşı "canlı bir alıcılık" olduğunu (7=32,34,44) ve başlangıçta toplumun bazı kesimlerinin Emre karşı diğerlerine oranla daha alıcı olduklarını (8=41) gözlemlemiştir. Alıcılığın yeni yeni görülmeye başladığı ülkeler için Yüce Adalet Evi, inananların " Emri kabul eden hemşehrilerinin sayısının aniden artacağı zamanın geleceğinden" (9=46) emin olmalarını söylemektedir.

Yüce Adalet Evi yakın gelecekte büyüme hızının ivme kazanmasının mukadder olduğunu teyit etmektedir. "Emrin evrensel, hızlı ve büyük çaplı gelişimi için sahnenin hazırlandığını" belirtmekte ve bütün ulusal toplumların Emre toplu girişin hasadını toplayacağını öngörmektedir. (11=44)


Krİz ve Zaferİn İç Dİnamİğİ
Kriz ve zafer süreçlerinin dinamik etkileşimi. Emrin gelişimini belirlemektedir. (12=21) Hz. Şevki Efendi "Emrin çalkantılı tarihinin incelenmesinin" aşağıdaki gerçekleri ortaya çıkaracağını belirtmiştir.

Emre karşı içeriden veya dışarıdan girişilen düşmanlıkla birlikte, savunucularını destekleyen ve düşmanlarını şaşkınlığa düşüren aynı ölçüdeki bir lütufun bağışlandığı gerçeği açığa çıkacaktır. Bu lütuflar Emrin ilerlemesine yeni bir güç verecek, bu güç ise karşılığında, o ana kadar bunun sonuçlarının farkına varmamış olan bölgelerde yeni bir düşmanlık uyandıracaktır.... (1=36)

Yüce Adalet Evi de aynı şekilde, Emrin bilinmezlikten çıkış sürecinin devam etmesi ve idari kurumların işleyişinin olgunlaşması ile toplumun yakın geçmişte İran'da yaşanan zulüm dalgasına vereceği yanıtı birbirine bağlamakta (14=40) ve "şu anda kazanılan zaferlerin aktif bir muhalefete neden olacağını" öngörmektedir.


Sosyal YapInIn BozulmasInIn Etkİsİ
Hz.Şevki Efendi sosyal yapının bozulmasıyla ilişkili olan sıkıntı ve belaların, Emrin büyümesi üzerindeki temizleyici etkisine dikkat çekmektedir. (16=4,13) Emrin Velisinin adına yazılan bir mektupta "insanlığın acılar çektikten sonra .......... insanların toplu bir şekilde Emre gireceklerinden" söz edilmektedir. (17=19)

Yüce Adalet Evi insanlığın düşüş sürecinin etkisini tarif etmekte, bu olguyu insanlığın ruhani arayışına bağlamakta (18=24) ve "hareketli bir dünyanın hızla değişen eğilimleri yok olmadan önce" (20=40) Bahailerin tebliğ etkinliklerinin temposunu artırma (19=38) ve "toplumun giderek daha umutsuzlaşan üyeleri arasında ümit ışığını yakacak olan" seçkin bir yaşam modeli sunan bir toplum yaratma konusundaki ağır sorumluluklarını vurgulamaktadır. (21=48)


Bİlİnmezlİkten ÇIkIş
Emrin gelişimi, belirsizlikten çıkışın sunduğu fırsatlar sayesinde hız kazanmaktadır. Yüce Adalet Evi " dünya çapındaki toplumumuzun daha da büyümesi ve sağlamlaşması için yeni bir fırsat modelinin ortaya çıkışından" (22=40) söz etmekte ve Bahai toplumunun. Küçük Barış yaklaştıkça ortaya çıkan olasılıkların ihtiyaçlarını giderme sorumluluğunun altını çizmektedir. (23=35,44,47)


Gelİşmeye YardImcI Olan Unsurlar
Sevgili Emrin Velisi’nin adına yazılan 18.Şubat.1932 tarihinde yazılan bir mektupta, inananların sayısının büyük oranda artmasının Emrin gelişmesi anlamına gelmeyeceğinin vurgulandığı gözlenmektedir. Hz. Şevki Efendi şöyle söylemektedir:

Emri kabul eden ruhları saymak, Emrin gösterdiği gelişmeyi anlamak için yeterli değildir. Etkinliklerinizin daha önemli sonuçları, toplumun yaşamına nüfuz eden ruh ve anlattığımız öğretilerin, bunları duyan insanların bilinçlerinin ve inançlarının bir parçası olma derecesidir. Çünkü ancak bu ruh dünyaya tam anlamıyla nüfuz ettiği zaman insanlar büyük sayılarda bu Dine gireceklerdir. (24=2)

Yüce Adalet Evi de aynı gerçeği 1989 Rızvan mesajında şöyle dile getirmektedir:

Bahai mesajının duyurulması elzem olmakla birlikte, yeterli değildir. Ruhlar değişim geçirmeli, camialar bu suretle pekiştirilmeli ve böylece yeni yaşam modellerine ulaşılmalıdır. Hz.Bahaullah'ın Emrinin temel amacı değişimdir. Fakat bu, bireyin Ahd-i Misak'a itaat ederek bunu gerçekleştirme azim ve gayretine bağlıdır. (25=44)

Hz.Şevki Efendi'nin ve Yüce Adalet Evi'nin mektuplarının incelenmesi, Emrin büyük çaplı bir gelişme göstermesine yardımcı olacak etkenlerin saptanmasını mümkün kılacaktır. Bu etkenler birbirini etkilemekte ve desteklemektedir. Ve bir uyum içinde işledikleri takdirde, gelişmeye uygun bir ortamın yaratılması için gerekli temeli -üyelerinin kendilerini, tebliğin doğası hakkındaki anlayışlarını arıtmaya ve büyüme ve sağlamlaşma süreçlerini hızlandıracak ve devam ettirecek şekilde birlikte çalışmayı öğrenmeye adadıkları bir Bahai toplumunu- oluşturacaklardır. Bu karşılıklı etkileşim içinde olan etkenlerin bazıları şunlardır.


Ruhanİ Değİşİme Karar Vermek
Bireyin ruhani değişimi ile Bahai toplumunun işleyişinin yavaş yavaş olgunlaşması ve Emrin gelişmesi arasındaki önemli ilişki. Hz. Şevki Efendi ve Yüce Adalet Evi'nin mektuplarında sık sık dile getirilen bir konudur. Bu tür bir değişimi kişisel ve aile yaşamında ve toplumların ve mahfillerin işleyişinde geliştirmek, hem bireylerin (26=16,40) hem de Bahai kurumlarının sorumluluğudur. (27=25) Hz. Şevki Efendi bu konuyu şöyle açıklamaktadır.

Tam bir bağlılık, yüce göreve adama ve hayatı yaşama gerektiren gerçek tebliğ ruhu sadece bireyler tarafından değil, Mahfiller tarafından da yerine getirildiğinde, Emir büyük bir hızla gelişecektir. (28=20)


Sevgİ ve Bİrlİk
İnananlar arasındaki sevgi ve birlik (29=8) ve dostların Emir ve kurumları için (29=15) duydukları sevgi, büyük sayılardaki insanları Emre çekebilmek için en temel şarttır. Sevgili Emrin Velisi dostlar arasındaki sevgi ve birliği "toplum yaşamlarını canlandırması gereken ruh" (31=9,11) olarak tanımlamakta ve bunun tebliğ çalışmalarının planlanması ve uygulanmasındaki pratik sonuçlarını dile getirmektedir. Kendisi adına yazılan bir mektupta; inananlara şu tavsiye verilmektedir:

Öyleyse,çok sayıda yeni inananı tebliğ etmek ve onları karşılamaya hazırlanmak üzere, Bahai ilişkilerini mükemmelleştirmek için daha fazla çaba göstersinler, daha büyük bir birlik içinde olsunlar, ruhani eğitimlerine daha büyük bir önem versinler, idari görevlerini yerine getirme konusunda daha yeterli olsunlar. (32=14)

Yüce Adalet Evi de bu konunun başka bir yönüne dikkat çekmektedir. Tebliğ yöntemleri ve yaklaşımları konusundaki çok değişik görüşlere karşı inananları uyarmakta ve aşağıdaki tavsiyeyi sunmaktadır:

Emri işlerin bütün alanlarında olduğu gibi, bunda da çözüm, dostların hatalarıyla kendilerini üzenlere karşı sabırlı ve dayanıklı olmaları ve Mahfillerin meşvereti kanalıyla, bir yandan işlerin temposunu korurken ve inananların heyecanı yönlendirirken, doğru bir denge oluşturmaya çalışmalarında yatmaktadır. (33=49)


Evrensel KatIlIm
Dostların Emrin tebliğine, ilkelerinin uygulanmasına ve kurumlarının gelişiminin devam ettirilmesine evrensel olarak katılmaları ve ısrarlı çabaları, "Emrin ilerlemesi için gerekli olan insan kaynaklarının gelişmesi açısından vazgeçilmez" olup (34=48) , aynı zamanda da tebliğde başarı sağlamaktadır. (35=40)


Büyüme İle Sağlamlaşma ArasIndakİ Denge
Yüce Adalet Evi büyüme ve sağlamlaşmanın, "el ele yürümesi gereken ikiz süreçler" (36=23) olduğunu belirtmektedir. Bunların "ayrılmaz süreçler" (37=25) ve "tebliğin en temel hedefleri" (38=45) olduğunu dile getirmektedir. Adalet Evi adına yazılan bir mektupta, tebliğ ile sağlamlaşma arasındaki ilişki aşağıdaki gibi vurgulanmıştır:

Toplumun ruhani sağlığının ve çıkarlarının korunması, olumlu imajının devam ettirilmesi ve sonunda da, büyüme çalışmalarının sürdürülmesi için doğru derinleşme şarttır. (39=35)


Bİr Model Olarak Bahaİ Toplumu
Bahai toplumu ve Yönetim Düzeni gelişmeye ve sosyal yönetim için alternatif bir yöntem ve uygulanabilir bir model olarak sunulmaya devam edilmelidir. Bu devam eden bir süreçtir. Kendisi adına yazılan bir mektupta Hz. Şevki Efendi şöyle söylemektedir:

Halk şu anda elinde olanlardan daha iyi ve dinamik bir modeli Bahai toplumunda görene kadar, Emri büyük sayılar halinde kabul etmeyecektir. (40=10)

Aynı şekilde Yüce Adalet Evi de Bahai toplumunun seçkinliğine dikkat çekmekte ve Bahai toplumu ile dünya arasındaki zıtlıklar arttıkça, "sonunda hayal kırıklığına uğramış kitlelerin dikkatini çekeceğini ve onların Hz.Bahaullah'ın Misakı'nın limanına girmelerini sağlayacağını" (41) belirtmektedir. Dahası Adalet Evi insanlığı ilgilendiren işler ve eski düzenin kritik sosyal sorunları çözemeyeceği konusunda gittikçe artan endişeler olduğunu da dile getirmektedir. Bahai Yönetim Düzeni gelecek toplum için bir yaşam biçimi olarak tasarlandığı için, "yönetim sisteminin içinde henüz ortaya çıkmamış bazı zenginlikler" olduğunun, bu nedenle de "ümitsizlik içinde olanlara bir umut işareti" (42=45) olduğunun gösterilmesi gerekmektedir.

Yukarıda tanımlanan büyüme ile ilgili unsurlar ile bunların etkileşim içinde olmaları arasındaki yakın ilişki göz önüne alındığında, her ne kadar her bir faktör büyüme sürecine katkısı olsa da, hiçbir faktör kendi başına büyük çaplı tesciller sağlayacak ve devam ettirecek kapasitede değildir. Bunlardan sadece birisi üzerine yoğunlaşarak diğerlerini göz ardı etmek, tebliğ işlemini bozacak ve Bahai toplumunun uzun vadedeki büyümesini ve yayılmasını geciktirecektir. Dahası, Hz. Şevki Efendi tebliğ işine girişilmesinin Emrin gelişimine katkıda bulunan diğer faktörleri de destekleyeceğini teyit etmektedir. Kendisi adına yazılan bir mektupta bu konu şöyle dile getirilmiştir:

Dinin nihai zaferine olan güven duygusuyla esinlenen hareket,Dinimizin ülkenizde yayılması ve yerleşmesi yolundaki umutlarınızın yavaş yavaş, tam anlamıyla gerçekleşmesi için gerçekten gereklidir. (43=5)

Emrin Velisi ayrıca, ahbapların "belirli bir görevi yerine getirmek için tam anlamıyla yeterli" (44=7) hale gelinceye kadar beklemelerinin yaratacağı tehlikelere de dikkat çekmekte ve bireysel çaba ile ilahi yardım arasındaki ilişkiyi şu sözlerle vurgulamaktadır:

Tanrı .... bize düşen sorumluluğu yerine getirdiğimiz ve O'nun Emrinin ilerlemesi yolunda özveride bulunduğumuz zaman bize yardımcı olacaktır. Omuzlarımıza yüklenen sorumluluğu hissetmeli, onu yerine getirmek için ayağa kalkmalı ve ancak bundan sonra üzerimize yağacak ilahi lütufları beklemeliyiz. (45=3)


Emre Toplu Gİrİşİn YaygInlaştIrIlmasI
İlişikteki derleme incelendiği takdirde, Emre toplu giriş sürecine doğrudan katkıda bulunan bir takım özel etkinliğin mevcut olduğu anlaşılacaktır.


Ruhanİ Mahfİllerİn Güçlendİrİlmesİ
Hz. Şevki Efendi Yönetim Düzeni'nin, Hz.Bahaullah'ın şifa veren mesajının "canlı ve sistemli bir şekilde kitlelerin dikkatine sunulması"nda önemli bir "araç" olduğunu vurgulamaktadır. (46=12) Şevki Efendi kurumların gelişmesi ile "bireylerin Dine giriş sürecinin hızlandırılması" arasındaki ilişkiyi dile getirmekte ve bu Dine giriş sürecinin, "Yönetim Düzeni'nin bütün kurumlarının bunca emekle oluşturulmasındaki temel neden" (47=22) olduğunu teyit etmektedir.

Aynı şekilde Yüce Adalet Evi de, Mahalli Ruhani Mahfillerin gelişmesi ve güçlenmesi ile Emrin 'toplu giriş' olgusuyla baş etme kapasitesini doğrudan birbirine bağlamaktadır (48=30) . Bu ilişkinin özellikleri Adalet Evi'nin 1993 Rızvan mesajında açıklanmaktadır. Mesajda "tebliğ ile yönetim arasındaki karşılıklı ilişki" ve "birinin diğerini desteklediği" gerçeği dile getirilmektedir. (49=48)

Adalet Evi ayrıca aşağıdaki koşulların sağlanması için acil bir ihtiyaç bulunduğunu belirtmektedir.

Bahai kurumlarının dinin temel gerçekleriyle daha yakın bir ilişkiye girerek Bahai yönetiminin ruh ve biçimiyle daha iyi bir uyum sağlayarak ve uygun meşveretin yararlı etkilerini daha içten bir güven duyarak çalışmalarını geliştirmeleri gerekecektir. Böylece rehberlik ettikleri Bahai toplumları, toplumun hayal kırıklığına uğramış üyelerine umut verecek bir yaşam biçimini yansıtacaklardır. (50=45)

Yüce Adalet Evi dostların kitle tebliği alanları da dahil olmak üzere (51=32) Emrin idari işlerini anlamaları ve katılmaları konusunda eğitilmelerinin önemini vurgulamaktadır. Ruhani Mahfillerin "doğru işleyişinin" büyük ölçüde, üyelerinin görevlerini öğrenmelerine, kişisel davranışlarında ve resmi sorumluluklarının yerine getirilmesinde ilkelere titizlikle bağlılık için gösterecekleri çabalara bağlı olacağını (52=48) belirtmektedir. Ruhani Mahfil üyelerinin aralarındaki soğukluk ve gruplaşma eğilimlerinin tüm izlerini giderme konusundaki kararlılıkları, sorumlulukları altındaki dostların sevgi ve desteğini kazanma yetenekleri ve mümkün olduğu kadar çok sayıda bireyi Emrin işine sokmaları da bu açıdan önemlidir. (52=48)

Adalet Evi ayrıca, kurum üyelerinin böyle özverili bir çaba göstermelerinin, sadece "Emir için itibar vesilesi" olmakla kalmayıp, ayrıca "toplumun gittikçe daha çok hayal kırıklığına uğrayan üyelerinin" cezbedilmesine de hizmet edecek olan "bir yaşam biçimi" oluşturulması ile sonuçlanacağını teyit etmektedir. (52=48)


Etkİlİ Yönetİm ve Yeterlİ Sağlamlaşma
Her ne kadar tebliğ işi her Milli Ruhani Mahfil tarafından organize edilecek bir konu ise de, Yüce Adalet Evi "görevlerin süratle ve Emrimizin yönetim ilkelerine uygun bir şekilde yerine getirilmesini" (53=25) sağlayacak "etkili bir tebliğ yapısı" oluşturulmasının gerekliliğini vurgulamaktadır. Ayrıca, "tebliğin önemli ve ayrılmaz bir unsuru" (54=34) olan sağlamlaşma işinin de "hemen, tam ve sürekli olarak" (55=32) yapılması gerektiğini belirtmektedir. Emrin yayılmasına böylesine kapsamlı bir şekilde yaklaşılması, sadece Bahai toplumunun insan ve para kaynaklarını artırmakla kalmayacak (56=36) , aynı zamanda da yetersiz tebliğ ve dikkatsiz sağlamlaşmanın bir araya gelmesinin doğurabileceği, inananları emre karşı "aşılanması" gibi sorunları da önleyecektir. (57=34) .


Stratejİk ve Esnek Teblİğ PlanlarI
Yüce Adalet Evi bütün Milli Ruhani Mahfilleri, Emrin "toplumun bütün kesimlerine" duyurulmasının sağlanması için " kaynaklarını dengelemeye ve çabalarını düzenlemeye" davet etmektedir. (58=23) . Mahfillere stratejik ve sistemli hareket etmelerini, tebliğ planlarını belirli sosyal ve kültürel grupların ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde tasarlamalarını (59=26) tavsiye etmektedir. Çünkü "değişik kültürler ve insan tipleri için değişik yaklaşım yöntemleri gerekmektedir" (60=41) Bütün Bahai kurumlarının ve Bahai mübelliğlerinin amacının "sürekli olarak toplumun yeni alanlarına ve kesimlerine doğru yayılmak" olduğunu belirtmektedir. (61=31)

Adalet Evi tebliğ planlarının tasarlanmasında ve uygulanmasında esneklik ve dengenin önemine de dikkat çekmektedir. İnananlar yeni yöntemlere açık olmaya (62=29) , değişik yaklaşımlar kullanmaya (63=43) , "körü körüne her yerde aynı şeyi yapma konusunda ısrar etmemeye" (64=37) davet edilmektedir. Yüce Adalet Evi Bahai toplumunun aşağıdaki özellikleri kazanması gerektiğini belirtmektedir:

Bir anlamda toplum, duyurunun temel amaçları, yani büyüme ve güçlenme üzerinde dikkatini kaybetmeksizin, geniş kapsamda çalışmalara uyum göstermekte daha yetenekli olmalıdır. Çalışmaların çeşitliliğinde birlik istenmektedir. (65=45)

Ve ayrıca, şu konudaki gereksinimi de vurgulamaktadır.

Dinin büyümesi ve gelişiminde birlikte çalışmanın yararlı etkisini bilerek, değişik bireyler dikkatlerini değişik etkinliklerde toplayacaklardır. Çünkü her insan her şeyi ve tüm insanlar aynı şeyi yapamaz. (65=45)

İnananların Emrin işlerine karşı stratejik ve esnek bir yaklaşım benimsemelerinin önemi, Yüce Adalet Evi tarafından Bahai toplumunun artan olgunluğuna ve büyümesine bağlanmaktadır. (66=37)


Kapasİtelİ Kİşİlere UlaşIlmasI
Yüce Adalet Evi, Milli Ruhani Mahfillere yazdığı bir mektupta Emrin "toplumun her kesimine ve her yaşam biçimine" ulaştırılmasını istemiştir. Ayrıca, "herkesin bilinçli bir şekilde Bahai toplumunun tebliğ planlarına katılması gerektiğini" de belirtmiştir. (67=26)

Yüce Adalet Evi, Emrin insan kaynaklarının artması ve gelişmesi konusundaki ihtiyaçla ilgili olarak, inananları kapasiteli kişilerin Emre çekilmesi için özel çabalar göstermeye davet etmektedir. (68=48) . Kapasiteli kişilerin tescilini, "kitle tebliğinin ayrılmaz bir yönü" olarak tanımlamakta ve buna ulaşılmaması halinde, Emrin "kendisine düşen önemli görevleri tam olarak yerine getiremeyeceği" uyarısında bulunmaktadır. Adalet Evi, Bahai toplumunun üyeleri ve tebliğ işinin önceliği ile ilgili olarak ise şunları söylemektedir:

Etnik çeşitliliğe bakılmaksızın, şimdi Bahai toplumu, insanlığın uğraştığı çeşitli alanlarda başarılı ve ünlü kişiler de dahil olmak üzere giderek artan sayıda yetenekli bireyleri kapsamalıdır. Önemli sayıda bu gibi insanların tescil edilmeleri, kitle tebliğinin çok önemli bir yönüdür. (69=45)


Emİrle ÇağImIzIn Sosyal ve İnsanİ KonularI ArasInda İlİşkİ KurulmasI
Yüce Adalet Evi 1988 Rızvan mesajında her inananın Emrin öğretileriyle "güncel sorunlar" arasında bir ilişki kurma konusunda göstereceği "sürekli çabayı" "tebliğde başarı getirecek" önlemlerden birisi olarak tanımlamıştır. (70=40)

Adalet Evi ayrıca, "Hz.Bahaullah tarafından getirilen Düzen'in gelişimine yol göstermeyi ve toplumun sorunlarını çözmeyi hedeflediğini" ve Bahai toplumunun "dünyada işbaşında olan yapıcı güçlerin öncülerinden birisi" olduğunu belirtmektedir. Bahai yönetim sisteminin, insanlığın acil ihtiyaçlarına cevap verebilecek ve çökmekte olan eski dünya düzeni için "uygulanabilir bir alternatif" olabilecek kapasitede olduğunu sergileyebilecek şekilde gelişmesi ve mükemmelleşmesinin gerekliliğine dikkat çekmektedir (71=45) .


Hedefe Yönelİk DavranIş
Bireyler, Mahalli ve Milli Ruhani mahfiller, tebliğ planlarının hedeflerine ulaşabilmesi için, işbirliği yapmaya ve çabalarını ısrarla sürdürmeye davet edilmektedir. Yüce Adalet Evi bu konuda şunları söylemektedir:

Gerek Emrin kurumları tarafından organize edilen, gerekse de bireysel inisiyatifin meyvesi olan tebliğ çalışmaları, inananların sayısının artmasını ve daha çok ülkede Emre toplu giriş ve en sonunda da Emre kitleler halinde giriş aşamasına gelinmesini sağlayacak şekilde yürütülmelidir. (72=32)

Bu sorumluluğun aciliyeti ise, Adalet Evi tarafından şu sözlerle vurgulanmaktadır:

Bahai toplumunda tüm geçmiş rekorların ötesinde büyük bir büyüme başarılmalıdır. Mesajın köylerde, kasabalarda ve şehirlerdeki insanların geneline yayılması işi hızla yaygınlaştırılmalıdır. Buna olan gereksinim çok önemlidir..... (73=48)

Yüce Adalet Evi ayrıca, tebliğ girişiminin kalitesine de dikkat çekmekte ve "Bahailerin sadece mümkün olduğu kadar yoğun tebliğ yapmakla kalmayıp, aynı zamanda da mümkün olduğu kadar iyi tebliğ yapmaya çalışmalarını" öğütlemektedir (74=42) .

Tebliğ işinin yerine getirilmesinde bireyin sorumluluğu ise Yüce Adalet Evi tarafından şöyle belirtilmektedir:

Bütün inananlar -erkek,kadın,genç,çocuk- bu alanda hizmet etmeye çağırılmaktadır., çünkü, tüm camianın başarısı bireylerin tebliğ ve hizmetteki kişisel çabalarına ve azmine bağlıdır. (75=40)

Adalet Evi ayrıca şunu da teyit etmektedir:

İnsanların Dine girmelerinin anahtarı, Bahai bireylerin arayıcıların sorularını yanıtlayarak ve kendilerini öğretiler konusunda derinleştirerek, iman kıvılcımını aşılama girişimindedir. (76=43)



SON SÖZ

"Emre Toplu Giriş" derlemesinde yer alan alıntılar büyüme, büyümenin hızlanması ve büyük sayılarda insanın Bahai Dinine cezbedilmesi konularında bir dizi genel ilkeye ışık tutmaktadır. Bu alıntılar ayrıca, büyümenin temposunun artırılması ve Emrin büyük çaplı yayılmasının devam ettirilmesi için bireyler ve kurumlar tarafından üstlenilebilecek belirli etkinlikler de önermektedir.

Emrin içindeki ve dışındaki güçlerin insanlığın kaderini şekillendirmekte olduğu açıktır. Yüce Adalet Evi dünyada iş başında olan iki büyük sürecin işleyişine dikkat çekmektedir. İlk süreç Hz.Şevki Efendi tarafından aşağıdaki gibi açıklanmıştır:

Karmaşık bir şekilde gelişmekte olan Tanrı'nın büyük planı, tüm insanlığı etkisi altına almış olup, dünyanın birliğini engelleyen setleri birer birer yıkmakta ve insanlığı, acıların ateşiyle birleşmiş bir vücut haline getirmektedir. Bu süreç, Tanrı tarafından belirlenen bir zamanda, dünyanın politik birleşmesi, yani Küçük Barış'la sonuçlanacaktır. O an geldiğinde insanlık birleşmiş, ancak yaşamayan bir vücuda benzetilebilir. İkinci süreç, yani bu birleşmiş vücuda yaşam ruhu üfleme görevi -En Büyük Barış'la sonuçlanacak olan gerçek birliği ve ruhaniyeti yaratma görevi- bilinçli bir şekilde, ayrıntılı talimatlar ve devamlı bir ilahi kılavuzluktan destek alarak, dünya üzerinde Tanrı Saltanatını kurmaya ve kardeşlerini bu saltanata davet ederek, onlara sonsuz yaşam kazandırmaya çalışan Bahailere düşmektedir. (77=27)

İnananlara düşen sorumluluk, "bunu yapacak başka kimse olmadığı" (78=27) gerçeğinden ve sevgili Emrin Velisinin ilk görev yıllarında dile getirdiği arzusunu yerine getirme dileğinden aldıkları güçle, bütün enerjilerini bu çok önemli görevi yerine getirmeye adamaktır.

Ve şimdi geleceğe baktığımda, bütün ülkelerdeki, her tür düşünce ve kişilikteki dostların istekle ve sevinçle yerel ve özellikle ulusal etkinliklere katıldıklarını, tam bir birlik ve mutlulukla, mükemmel bir anlayış, gerçek bir şevk ve sürekli bir çabayla bu etkinlikleri desteklediklerini görmeyi ümit ediyorum. Bu gerçekten de, hayatımın tek neşesi ve arzusudur. Çünkü bu, bütün gerçek bağışların kaynağı ve bu İlahi Yapının güvenle üzerinde yükseleceği temeldir. Sevgili Dinimizin üzerinde en sonunda parlak bir günün doğmakta olduğunu ümit edemez miyiz ? (79=1)



EMRE TOPLU GİRİŞ



Hz. Şevki Efendi ve Yüce Adalet Evi tarafından veya onların adlarına yazılmış mektuplardan



Araştırma Bölümü

Ekim 1993

Hz. Şevki Efendi Tarafından ve O nun Adına Yazılmış Mektuplardan
Ve şimdi geleceğe baktığımda, bütün ülkelerdeki, her tür düşünce ve kişilikteki dostların istekle ve sevinçle yerel ve özellikle ulusal etkinliklere katıldıklarını, tam bir birlik ve mutlulukla, mükemmel bir anlayış, gerçek bir şevk ve sürekli bir çabayla bu etkinlikleri desteklediklerini görmeyi ümit ediyorum. Bu gerçekten de, hayatımın tek neşesi ve arzusudur. Çünkü bu, bütün gerçek bağışların kaynağı ve bu İlahi Yapının güvenle üzerinde yükseleceği temeldir. Sevgili Dinimizin üzerinde en sonunda parlak bir günün doğmakta olduğunu ümit edemezmiyiz ?

(24 Eylül 1924 Hz.Şevki Efendi tarafından Amerika Bahailerine yazılan mektuptan)



Küçük ailenizin emri yaymak ve ilahi ruhunu karşılaştığınız insanlara iletmek uğrunda gösterdiği çaba, yaşamınızı yakından bilenlerin inkar edemeyeceği bir gerçektir.... Hizmetlerinizin meyvelerinin ne kadar bol olduğunu yakında göreceksiniz. Emri kabul eden ruhları saymak, Emrin gösterdiği gelişmeyi anlamak için yeterli değildir. Etkinliklerinizin daha önemli sonuçları, toplumun yaşamına nüfuz eden ruh ve anlattığımız öğretilerin, bunları duyan insanların bilinçlerinin ve inançlarının bir parçası olma derecesidir. Çünkü ancak bu ruh dünyaya tam anlamıyla nüfuz ettiği zaman insanlar büyük sayılarda bu Dine gireceklerdir. İlkbaharın başında sadece birkaç özellikle seçilmiş tohum filizlenir. Ama mevsim bütün etkisini göstermeye başlayıp, hava gerçek ilkbaharın sıcaklığıyla ısındığında, binlerce çiçek açar ve bütün kırlar aniden çiçeklenir. Biz şimdilik sadece birkaç ruhun uyandığı dönemdeyiz. Ama çok yakında mevsim bütün gücüyle hüküm sürmeye başlayacak ve bütün grupların ve ulusların Hz. Bahaullah tarafından üflenen ruhani yaşamla canlandıklarını göreceğiz.

(18 Şubat 1932 Hz. Şevki Efendi adına bir inanana yazılan mektuptan)



Şevki Efendi, Tanrı nın yardımıyla başaracağınıza inanmaktadır. Kendisi hiç şüphesiz, çabalarınızı destekleyecek ve önünüzde sizi bekleyen görevi tamamlamanız için yardım edecektir. Ancak, Tanrı da bize düşen sorumluluğu yerine getirdiğimiz ve O'nun Emrinin ilerlemesi yolunda özveride bulunduğumuz zaman bize yardımcı olacaktır. Omuzlarımıza yüklenen sorumluluğu hissetmeli, onu yerine getirmek için ayağa kalkmalı ve ancak bundan sonra üzerimize yağacak ilahi lütufları beklemeliyiz.

(20 Aralık 1932 Hz. Şevki Efendi adına bir Milli Ruhani Mahfil e yazılan mektuptan)



Şu anda acılar içinde olan insanlığın, yeryüzünde kurulacağı vaat edilen Tanrı Saltanatına girebilmesi için mutlaka daha da ciddi belalar çekmesi ve bunların temizleyici etkisiyle, o Saltanata girmeye hazırlanması mı gerekiyor ? İnsanlık tarihindeki böylesine geniş, böylesine eşsiz, böylesine aydınlık bir çağın habercisi, Hıristiyanlık devrinin ilk yüzyıllarında meydana gelen Roma uygarlığının korkunç çöküşünü hatırlatan, hatta aşan büyük bir felaket mi olmalı? Hz.Bahaullah'ın insan kitlelerinin kalplerinde ve bilinçlerinde taht kurabilmesi, O'nun tartışılmaz gücünün evrensel boyutta kabul edilebilmesi ve O'nun Dünya Düzeninin soylu yapısının inşa edilmesi için, bir dizi felaketin insan ırkını karıştırması ve sarsması mı gerekiyor ?

(11 Mart 1936 Hz.Şevki Efendi tarafından yazılmış mektuptan)



Dinin nihai zaferine olan güven duygusuyla esinlenen hareket, Dinimizin ülkenizde yayılması ve yerleşmesi yolundaki umutlarınızın yavaş yavaş, tam anlamıyla gerçekleşmesi için gerçekten gereklidir. En güçlü Tanrı'nın, O'nun iradesini yerine getirebilmemiz ve mesajını ülkenizde ve hatta sınırlarının dışında yaşayanlara duyurabilmeniz için her birinize şevk, kararlılık ve iman bağışlamasını diliyorum.

11 Mayıs 1934 Hz.Şevki Efendi adına bir inanana yazılan mektuptan)



Emrin çalkantılı tarihinin hemen hemen her sayfası yeni bir krize tanıklık etmiş, yeni bir felaket tanımlamış, önemli bir ihanetin öyküsünü anlatmış ve anlatılmaz gaddarlıklarla lekelenmiştir. Bu sayfalar incelendiğinde, Emre karşı içeriden veya dışarıdan girişilen düşmanlıkla birlikte, savunucularını destekleyen ve düşmanlarını şaşkınlığa düşüren aynı ölçüdeki bir lütfun bağışlandığı gerçeği açığa çıkacaktır. Bu lütuflar Emrin ilerlemesine yeni bir güç verecek, bu güç ise karşılığında, o ana kadar bunun sonuçlarının farkına varmamış olan bölgelerde yeni bir düşmanlık uyandıracak -bu artan düşmanlık daha bir İlahi Gücün ortaya çıkmasına ve daha bol ilahi lütufların serbest kalmasına neden olarak, bu Emre inananların daha parlak zaferler kazanmasını sağlayacak ve böylece de, daha korkunç düşmanların Emre karşı ayaklanmalarına ve daha önemli sorunlar çıkmasına yol açacaktır. Bu zaferler ise, en sonunda, içinde gizli olan gücün daha da ihtişamlı bir şekilde ortaya çıkması ile birlikte, o sorunları çözecek ve o düşmanların direncini kıracaktır. Bu açıdan bakıldığında, düşmanlarının akılsızlığın ve içinde gizli olan gücün doğurduğu canlandırıcı etkilerle hız kazanan Hz.Bahaullah'ın Emrinin karşı konulmaz ilerleyişi, bir yanda düşmanlarının saldırılarında, öbür yanda da İlahi Gücün titreşimlerinde somutlaşan ve En Güçlü Tanrı'nın Eliyle çizdiği yolda ona hız kazandıran bir dizi ritmik hareketle açıklanabilir.

(12 Ağustos 1941 Hz. Şevki Efendi adına yazılan bir mektuba kendisi tarafından eklenen dipnot)



Eğer dostlar belirli bir görevi yerine getirmek için tam anlamıyla yeterli olana kadar bekleselerdi, Emrin işleri neredeyse durma noktasına gelirdi! Ancak, kişi kendisini ne kadar değersiz hissederse hissetsin, hizmet etmek için gösterdiği çaba Tanrı'nın inayetlerini cezbedecek ve kişinin o görev için daha yeterli hale gelmesini sağlayacaktır.

(4 Mayıs 1942 Hz.Şevki Efendi adına bir inanana yazılan mektuptan)



Dostların birliğinin önemi ne kadar vurgulansa azdır. Çünkü ahbaplar ancak birbirleri için duydukları sevgi ve sabrın büyüklüğünü göstererek, çok sayıda insanı kendi saflarına çekmeyi ümit edebilirler.

(2 Ağustos 1942 Hz.Şevki Efendi adına bir inanana yazılan mektuptan)



Kendisi inananlar arasında daha büyük bir birlik ve sevgi görmeyi arzu etmektedir. Çünkü bu, inananların toplum yaşamını canlandıran ruhtur. Dünya insanları bizler tarafından ortaya konulan parlak bir örnek görene kadar, Emre toplu olarak girmeyeceklerdir. Çünkü insanlar öğretilerin bir yaşam modeli olarak sergilendiğini görme ihtiyacı içindedirler.

(13 Mart 1944 Hz. Şevki Efendi adına bir Bahai kış okuluna gönderilen mektuptan)



Halk şu anda elinde olanlardan daha iyi ve dinamik bir modeli Bahai toplumunda görene kadar, Emri büyük sayılar halinde kabul etmeyecektir.

(17.Şubat 1945 Hz.Şevki Efendi adına bir inanana yazılan mektuptan)



Sevgili bay ve bayan ........' nın kalplerde Tanrı sevgisini yakma konusunda büyük bir yetenekleri vardır. Bugün dünyanın açlığını çektiği şey, bu gerçek, sıcak ve ruhani sevgidir. İnsanlar bireysel ve toplumsal yaşamımızda Tanrı sevgisini yansıtan davranışları ve atmosferi görene kadar, Bahailer çok sayıda insanı Emre çekmeyi başaramayacaklardır.

(17.Şubat 1945 Hz.Şevki Efendi adına bir inanana yazılan mektuptan)



Her şeyden önce, Hz. bahaullah'ın şifa veren mesajı, ikinci Bahai yüzyılının ilk yıllarında, halen doğru bir şekilde işleyen ve dalları batı yarım kürenin dört bir köşesine yayılmış olan Yönetim Düzeni'nin araçları sayesinde, son derece canlı ve sistemli bir şekilde kitlelerin keder, ızdırap ve karmaşa anlarında, dikkatlerine sunulmalıdır. Emrin önemli özelliklerinin daha büyük bir cesaretle dile getirilmesi; seçkin gerçeklerinin daha inandırıcı bir şekilde sunulması; yükselmekte olan Yönetim Düzeni'nin özelliğinin, amaçlarının ve başarılarının, gelecekte dünyayı saracak olan düzenin çekirdeği ve modeli olarak sergilenmesi; O'nun İlahi Mesajı’nın evrenselliğini, kapsamını, liberalliğini ve dinamik gücünü yansıtmak amacıyla, etkinlikleri ve amaçları Hz.Bahaullah'ın öğretilerine benzeyen genel düşünce liderleri ile daha doğrudan ve yakın bir ilişki ve işbirliği kurulması; iddialarının doğrulanabilmesi, iftiracıların ve aleyhtarların susturulabilmesi ve kurumlarının güvenceye alınabilmesi için izlenmesi gereken yolların ve yöntemlerin daha dikkatle incelenmesi; bu sonuçlara ulaşılabilmesi amacıyla inananlar topluluğunun yeteneklerinin ve potansiyellerinin mümkün olduğu kadar verimli kullanılabilmesi için daha kararlı bir çaba gösterilmesi -bütün bunlar, bu geçiş ve karmaşa yıllarında, bütün Amerikalı inananları bekleyen muazzam görevlerdir. Radyo ve basının sunduğu olanaklar, Amerika Bahai tarihinde görülmedik bir ölçüde kullanılmalıdır. İmrenilen bir örnek alınan Amerika Bahai toplumunun bütün kaynakları, bu övgüye değer amaçların etkin bir şekilde gerçekleşmesi yolunda seferber edilmelidir. Kapsamı ve zenginliği hayal bile edilemeyen inayetler, bu asil amaçlar uğrunda ayağa kalkacak ve çabaları sayesinde İlahi ve dünya çapındaki Plan'ın evriminde daha muhteşem bir aşamanın başlatılabileceği saatin gelişini hızlandıracak olanlara ihsan edilecektir.

(29 Mart 1945 Hz.Şevki Efendi adına bir Milli Ruhani Mahfil'e yazılan bir mektuba Kendisi tarafından eklenen dip not)



Emre daha fazla insanın daha büyük bir hızla girişine katkıda bulunacak iki şey vardır. Birisi, Bahailerin kendi toplumları içindeki olgunlukları, Bahai yasalarına göre ve gerçek bir birlik ruhu içinde yaşamaları ve diğeri de, toplumun çözülmesi ve uyanmasını sağlayacak olan sıkıntılarıdır. Eski yöntemlerin kesinlikle yararsız oldukları anlaşıldığında, insanlar materyalizmden ve ruhani uyuşukluklarından kurtulacak ve Emri kucaklayacaklardır.

(3 Temmuz 1948 Hz.Şevki Efendi adına bir inanana yazılan mektuptan)



Hz.Abdulbaha'nın Levihlerinin III. cildinin 681. sayfasında, Mabedin tamamlanmasıyla birlikte Emre toplu girişlerin olacağına ilişkin bir ifade yoktur. Gerçi bunun gerçekleşeceği zaman gelecektir; biz bunun yakında olmasını diliyoruz. Ama elimizde kesin bir tarih bulunmamaktadır. Ve böyle bir ifade kesinlikle ahbapların dinlenmeye çekilmelerine yol açmamalıdır! Tam aksine, dostlar çok sayıda inananı karşılamak üzere hazırlık yapmalıdırlar. Öyleyse,çok sayıda yeni inananı tebliğ etmek ve onları karşılamaya hazırlanmak üzere, Bahai ilişkilerini mükemmelleştirmek için daha fazla çaba göstersinler, daha büyük bir birlik içinde olsunlar, ruhani eğitimlerine daha büyük bir önem versinler, idari görevlerini yerine getirme konusunda daha yeterli olsunlar.

(25 Mart 1949 Hz Şevki Efendi adına bir inanana yazılan mektuptan)



Hz. Bahaullah'a, Emrine ve kurumlarına ve inananların birbirlerine duydukları gerçek sevgi ruhu olmadan, Dine hiçbir zaman büyük sayıda giriş olmayacaktır. Çünkü dünyanın istediği vaazlar ve kurallar değil, sevgi ve davranıştır.

(25 Ekim 1949, Hz.Şevki Efendi adına bir inanana yazılan mektuptan)



Her ne kadar son yirmi beş yıl içinde Birleşik Devletler'de muazzam bir ilerleme kaydedilmişse de, Hz.Şevki Efendi, inananların toplu yaşamlarında Emrin yüce standartlarını yansıttıkları ölçüde, kitleleri Tanrı Emrine çekecekleri gerçeğinin bilincine gittikçe daha fazla varmaları gerektiğine inanmaktadır.

(15 Eylül 1951 Hz.Şevki Efendi adına bir Bahai okuluna yazılan mektuptan)



Latin Amerikan toplumları henüz uluslararası Bahai yaşamının eşiğindedirler. Ancak, Şevki Efendi hızla bu aşamaya geleceklerinden emindir. Kuzey Amerika, İngiliz ve Fransız toplumlarının büyümeleri ve yayılmaları için gereken zamanla kıyaslanınca, kendilerinin gelişmesi yıldırım gibidir. Emir bütün dünyaya yayıldıkça büyüme ivmesi de artacak ve Afrika'daki yeni merkezler gizemli bir şekilde başka yerlerde yeni merkezlerin oluşmasına yardım edecek ruhani yansımalar oluşturacaktır.

(30 Haziran 1952 Hz.Şevki Efendi adına bir Milli Ruhani Mahfile yazılan mektuptan)



Bu tür bir destek akışı kesinlikle çok önemli ve çok da acildir. Çünkü Bahai dünya toplumunu yeniden canlandıracak olan taze kan akışından başka hiçbir şey, böylesine fazla zaman, çaba ve para harcanarak Hz. bahaullah'ın cesur Fatihleri tarafından uzak bölgelerde büyük fedakarlıklarla kazanılan başarıları koruyabilir. Bu Fatihlerin ayrıcalığı ise, dünya üzerinde henüz ulaşılmamış bölgelerin ve adaların ruhani fethi için, değişik meydanlarda ve genellikle de çok zor koşullar altında birbirleriyle yarışan orduların ok ucunu oluşturmaktır.

Dahası bu akış Hz.Abdülbaha tarafından öngörülen, çeşitli ulus ve ırkların toplu bir şekilde Bahai dünyasına katılacakları günün gelişini hızlandıracaktır. -Ani, muhtemelen felaketlerle yüklü ve şu anda hayal bile edilemeyen bir olaylar zincirinin sonucu olarak, aynı ulus ve ırkların kitleler halinde bu dine gireceği saatin habercisi olacak olan o gün, aniden Emrin kaderini devrime uğratacak, dünyanın dengesini bozacak ve Hz. Bahaullah'ın Dininin maddi gücünü, ruhani yetkisini ve sayısal gücünü bin katına çıkaracaktır.

(25 Haziran 1953 Hz.Şevki Efendi tarafından yazılmış mektuptan)



Şimdi denizin cezir (git) zamanıdır. Bahailer insanlığın çekeceği acılardan sonra, inanç ve bağlılığının güçlü dalgalarıyla med (gel) zamanının geleceğini bilmektedirler. O zaman geldiğinde, insanlar kitleler halinde Tanrı Emrine girecekler ve bütün koşullar değişecektir. Bahailer, oluşacak bu yeni durumu, dağın tepesinde duran birinin güneşin ışıklarını herkesten önce görmesine benzetmektedirler. Bahailerin işte bu hedefe ulaşmak için çalışmalıdırlar.

(5 Ekim 1953 Hz.Şevki Efendi adına bir inanana gönderilen mektuptan)



Tam bir bağlılık, yüce göreve adama ve hayatı yaşama gerektiren gerçek tebliğ ruhu sadece bireyler tarafından değil, Mahfiller tarafından da yerine getirildiğinde, Emir büyük bir hızla gelişecektir.

(19 Mart 1954 Hz.Şevki Efendi adına bir Milli Ruhani Mahfile yazılan mektuptan)



Tanrının ordusunun böylesine bir neşeyle ve güvenle başlattığı Ruhani Cihat (On yıllık plan) şu anda, muhteşem tarihinin çok önemli bir dönüm noktasında bulunmaktadır. Şimdi geride, sonsuz ve anlatılmaz değerdeki bir Dinin ışığının yayılması ve Yönetim Düzeni'nin dokusunun güçlenmesi uğrunda kazanılan büyük başarılar yatmaktadır. Ancak geçmiş bir çağın ilk inananlarının ruhunda bulunabilecek derecede bir özveri ve feragat ruhu, her iklimde, her sınıftan, her cinsten ve her yaştan insanı sürekli olarak canlandırmıştır. Çok zengin bir hazine, bu Plan'ın sistemli ve başarılı bir şekilde icra edilmesi uğrunda istekle ve sevgiyle sunulmuştur. Birkaç kahraman ruh Emir uğrunda mücadele ederken, ya şahadet şerbetinden içmiş, ya yaşamlarını feda etmiş, ya da ciddi sıkıntılara maruz kalmıştır.

Plan'ın yankıları, cesur ve fedakar uygulayıcılarının geleneksel ve korkunç düşmanlarını ayağa kaldıracak kadar geniş bir alana yayılmıştır. Gerçekten de bu Ruhani Cihat, ilerleyişini engellemeye ve amacını bozguna uğratmaya niyet eden yeni düşmanlar yaratmıştır. Şimdiden bazı bölgelerde görülmeye başlayan bir takım işaretler, kitlelerin tüm bu güçlerin Yüce Yöneticisi tarafından uzun zaman önce verilen vaatleri yerine getirerek, bu Emrin etrafında kümeleneceği günün yaklaşmakta olduğunu haber vermektedir.

(Nisan 1956 Hz.Şevki Efendi tarafından bütün Milli Ruhani Mahfillere yazılan bir mektuptan)



Örnek bir sadakat ve bağlılıkla Hz.Bahaullah'ın Emrini yaymak için çalışan İsviçre ve İtalya Bahai toplumlarının son zamanlarda ulaştıkları düzenli gelişme, beni son derece mutlu etmiş ve teşvik etmiştir. Bu dostların kendilerini bu güç ve kutsal görevlerine adama dereceleri, hiç şüphesiz, kardeş toplumlarının da hayranlığını uyandırmıştır.....

Ancak, her şeyden önemli olan tebliğ alanında ve Yönetim Düzeni'nin tüm mekanizmasının kurulma nedeni olan, bireyin Hz.Bahaullah'a iman etme sürecini hızlandırma konusunda ulaşılan gelişme daha yavaş olmuştur.

(12 Ağustos 1957 Hz Şevki Efendi adına bir Milli Ruhani Mahfil'e yazılan mektuba Kendisi tarafından eklenen dip not)



Yüce Adalet Evi Tarafından ve O'nun Adına Yazılmış Mektuplardan
İnsan kitleleri uyanıp da, Tanrı Emrine girdikleri zaman yeni bir süreç harekete geçer ve yeni bir uygarlık gelişmeye başlar. Hıristiyanlık ve Müslümanlığın doğuşuna bakınız. Bu kitleler kendi geleneklerine dalmış durumdayken, Tanrı'nın Yeni Sözünü kabul etmeye hazır oldukları için, bu Söze içtenlikle karşılık verdiler ve öylesine etkilendiler ki, karşılaştıkları insanları bile değiştirdiler.

Kitle tebliğinin başarıya ulaştığı ülkelerde, Bahailer zamanlarını ve enerjilerini, daha önce şehirlerde ve kasabalarda yaptıkları ölçüde kırsal alanlarda da yoğunlaştırmışlardır. Sonuçlar, toplumun sadece bir kesimi üzerinde yoğunlaşmanın ne kadar yanlış olduğunu göstermiştir. Bu yüzden her Milli Ruhani Mahfil kaynaklarını ve çabalarını, Tanrı Emri nin, toplumun sadece kolayca ulaşılabilen kesimlerine değil, ne kadar uzakta olursa olsun, bütün kesimlerine duyurulması yolunda dengelenmelidir....

Kitle tebliği sırasında ahbaplar Emrin insancıl ve yardım sever yönlerini, taraftar toplamak amacıyla vurgulamamaya dikkat etmelidirler. Deneyimler, insanlara okul,dispanser,hastane ve hatta giysi ve yiyecek gibi olanaklar sunulduğunda, birçok sorunun ortaya çıktığını göstermiştir. Temel neden her zaman, insanın Tanrı'nın Mesajına vermesi gereken karşılık ve O nun Elçisini tanıma sorumluluğu olmalıdır.

Büyüme ve sağlamlaşma, her zaman birlikte yürütülmesi gereken ikiz süreçlerdir. Dostlar derinleşme adına, sayısal artıştan vaz geçmemelidirler. Yeni tescil olan inananların derinleştirilmesi, daha fazla büyümeyle sonuçlanan muazzam bir bir dürtü yaratmaktadır. Öte yandan, yeni inananların tescil edilmesi de, toplumda yeni bir ruh yaratacak ve derinleşme çalışmalarını destekleyecek olan yeni bir insan gücü sağlayacaktır.

(13 Temmuz 1964 Yüce Adalet Evi tarafından bütün Milli Ruhani Mahfillere yazılan bir mesajdan)



Önümüzde duran ikinci görev, Plan'da gerçekleştirilmesi istenen "Büyük artışı" sağlamak amacıyla, tebliğin yoğunluğunu daha önce görülmedik bir dereceye çıkarmaktır. Bu hedefe ancak evrensel katılım ve tutarlı bir girişimle ulaşılabilir. Her inananın bunda oynayacak bir rolü ve bu rolü oynama yeteneği vardır. Çünkü her ruh başka ruhlarla karşılaşır ve Hz.Bahaullah'ın vaat ettiği gibi "Her kim Emrimizin zaferi için ayağa kalkarsa, Tanrı onu muzaffer kılacaktır..." Dünyanın içinde bulunduğu karmaşa yok olmayacak, aksine her geçen gün daha da artacaktır. İnsanlar,insani çözümlere olan inançlarını kaybetmektedirler. En sonunda varacakları sonuç, "Tanrı'dan başka sığınılacak bir yer olmadığı"nın farkına varmak olacaktır. Şu anda önümüzde altın bir fırsat vardır. İnsanlar, bir çok yerde ilahi çareyi dinlemeye isteklidirler.

(Yüce Adalet Evi tarafından dünya Bahailerine gönderilen Rızvan 1965 mesajından)



Tescil sayılarının artışında kazanılan parlak zaferler sayesinde, Hz.Bahaullah'ın Dini gelişiminde ve dünyadaki oluşumunda yeni bir döneme girmiştir. Bu nedenle, kitle tebliği süreci devam ettirilmekle kalmayıp, hızlandırılmalıdır. Tebliğ çalışmalarının yaygınlaştırılmasında en iyi sonuçların alınması için tebliğ heyetinin nasıl bir yapıya sahip olması gerektiği tamamen her Milli Mahfil in kendi kararına bırakılmış bir konudur. Ancak;görevlerin süratle ve Dinimizin yönetim ilkelerine uygun olarak yerine getirilebilmesi için, etkili bir tebliğ yapısı oluşturulmalıdır. Her ülkenin yerli inananları arasında yeterli gezici mübelliğler seçilmeli ve tebliğ projeleri başlatılmalıdır....

Bu hayati tebliğ çalışması devam ederken, her Milli Mahfil büyüme ve sağlamlaşma süreçlerinin ayrılmaz iki olgu olduğunu ve her zaman bir arada yürütülmesi gerektiğini akıldan çıkarmamalıdır..... Bu nedenle, bireyin ruhani yaşamının sürekli olarak zenginleştirilmesi, mahalli toplumların görevlerinin bilincine gittikçe daha çok varmaları ve sürekli evrim içinde olan bir yönetim düzeninin kurumlarını etkili bir şekilde işlemesi, yeni alanlara yayılmak ve büyük kitleleri Tanrı Emrinin gölgesi altında toplamak kadar önemlidir.

(2 Şubat 1966 Yüce Adalet Evi tarafından kitle tebliği çalışmaları yapan Milli Ruhani Mahfillere gönderilen mektuptan)



Şu anda tebliğ çalışmalarının en önde gelen hedefi, Hz.Bahaullah'ın mesajının toplumun her kesimine iletilmesidir. Öğretilere karşı meraklı bir karşılık, genellikle en umulmadık bölgelerden gelir; verimli bir alandaki başarılar, başlangıçta ilgisiz kalanların da ilgisini uyandırdığı için, bu tür bir karşılığın hemen takip edilmesi gerekir.

Öğretilerin aynı şekilde sunulması herkese hitap etmeyecektir. İfade yöntemi ve yaklaşım dinleyicinin dış görünüşüne ve ilgi alanlarına göre değiştirilmesi gerekir. Herkese hitap etmesi hedeflenen bir yaklaşım genellikle, her iki uç kesime ulaşmayacak ve sadece orta kesimi çekecektir. Tanrı'nın şifa veren mesajının zengin-fakir, bilgili-cahil, yaşlı-genç, dindar-dinsiz herkese, uzak dağlarda ve adalarda yaşayanlara, kalabalık şehirlerde oturanlara, banliyödeki işadamına, gecekondudaki işçiye, göçebe yerliye, çiftçiye, üniversite öğrencisine ulaşması için her türlü çaba gösterilmelidir; her kesim, Bahai toplumunun tebliğ çalışmalarına dahil edilmelidir.

Bir yanda planlar dikkatle yapılırken ve bu çalışmanın ilerletilmesi için her yararlı araç kullanılırken, öte yanda da Ruhani Mahfilleriniz bu tür planların Kutsal Eserlerde açıklanan parlak gerçeği gölgelemesine izin vermemelidir. Yani; ilahi teyitleri çeken ve dünyanın en cahil insanı da olsa, insanları Tanrı Emrine kazandıran; mübelliğin, kalbinin temizliği, Tanrıdan başka her şeyden kesilmişliği, doğruluğu, bağlılığı ve sevgisidir.

(31 Ekim 1967 Yüce Adalet Evi tarafından bütün Milli Ruhani Mahfillere yazılan mektuptan)



Hz.Şevki Efendi bize, şu anda dünyada iki büyük sürecin işlemekte olduğunu söylemektedir: Karmaşık bir şekilde gelişmekte olan Tanrı'nın büyük planı, tüm insanlığı etkisi altına almış olup, dünyanın birliğini engelleyen setleri birer birer yıkmakta ve insanlığı, acıların ateşiyle birleşmiş bir vücut haline getirmektedir. Bu süreç, Tanrı tarafından belirlenen bir zamanda, dünyanın politik birleşmesi, yani Küçük Barış'la sonuçlanacaktır. O an geldiğinde insanlık birleşmiş, ancak yaşamayan bir vücuda benzetilebilir. İkinci süreç, yani bu birleşmiş vücuda yaşam ruhu üfleme görevi -En Büyük Barış'la sonuçlanacak olan gerçek birliği ve ruhaniyeti yaratma görevi- bilinçli bir şekilde, ayrıntılı talimatlar ve devamlı bir ilahi kılavuzluktan destek alarak, dünya üzerinde Tanrı Saltanatını kurmaya ve kardeşlerini bu saltanata davet ederek, onlara sonsuz yaşam kazandırmaya çalışan Bahailere düşmektedir.

Tanrı'nın Büyük Planı sadece O nun tarafından yönlendirilen yollarla gizemli bir şekilde yürütülmektedir. Ancak, insanlığın kurtuluşu için oluşturduğu büyük tasarımda bize düşen rolü oynamak üzere O nun bize verdiği Küçük Plan açıkça belirlenmiştir. Bütün enerjilerimizi adamamız gereken, işte bu iştir: çünkü bunu bizden başka yapacak kimse yoktur.

(8 Aralık 1967 Y.A.E tarafından bir inanana yazılan mektuptan)



Nerede küçük veya büyük bir Bahai toplumu varsa, güven ve inanç duygusuyla, yüksek dürüstlük standardıyla, her türlü ön yargıdan tamamen kurtulmuş olmasıyla, üyeleri arasındaki sevgi ruhuyla ve toplumsal yaşamının sık dokusuyla ayırt edilsin. Onunla günümüz toplumu arasındaki büyük fark, açık görüşlü insanların ilgisini uyandıracak ve dünyanın karanlığı arttıkça Bahai yaşamının ışığı hayal kırıklığı içindeki kitleleri cezbedene ve Hz.Bahaullah'ın Misakı'nın sığınağında toplayana kadar daha ve daha parlaklaşacaktır. Çünkü sadece Hz.Bahaullah onlara barış ve adalet ve düzenli bir yaşam getirebilir.

(Ağustos 1968 Y.A.E. tarafından Palermo Konferansına gönderilen mesajdan)



Beklemekte olan kitlelere ulaşmak için geliştirdiğiniz yeni tebliğ yöntemlerinin, hedeflerinize ulaşmanızda etkili olduğunu fark etmiş bulunuyoruz. Gerek yeni tescilli gerek eski inananlar olsun, bütün Amerika Bahailerini, Hz.Bahaullah'a güvenerek ve yüce güçle silahlanarak, bir yandan beklemekte olan ruhlara ulaşma çabalarını devam ettirirken, öte yandan da zorluklarla kazanılan zaferleri pekiştirmeğe çalışmak üzere ayağa kalkmaya davet ediyoruz. Yeni yöntemler, sonuçta ne kadar başarılı oldukları kanıtlansa da, başlangıçta beraberlerinde eleştiriler ve sorunlar getirir. Bir çok yani inananın Emre girişi, kıdemli ahbapların, bu hizmet alanında çalışanlara katılma ve bütün kalpleriyle bilgilerini ve deneyimlerini aktarma konusunda bir çağrıdır. Bütün Amerikalı inananlar şimdi, uzakta kalmak bir yana dursun, şimdiye kadar olmadığı ölçüde kendilerine sunulan bu altın fırsattan yararlanmak, bir araya gelerek meşveret etmek ve çalışmalarının kapsamını genişletmek durumundadırlar.

Azınlıklara yönelik tebliğ çalışmaları artırılmalı ve Kızılderililer, İspanyolca konuşan gruplar, Japonlar ve Çinliler gibi bütün azınlık gruplarını kapsayacak şekilde genişletilmelidir. Gerçekten de, Amerikan toplumunun her kesimine ulaşılmalıdır. İnananlar güney eyaletlerin kalelerini fetheden ruhla ayağa kalkıp ilerledikleri takdirde, şifa veren bu Mesaj her kesime ulaşabilir. Sürekli bir derinleşmeyle birleştirilen bu tür bir program, Hz.bahaullah'ın her bir sevgilisinin evrensel katılımıyla etkin bir şekilde yürütülebilir.

(14 Şubat 1972 Y.A.E tarafından ABD Milli Ruhani Mahfili ne yazılan mektuptan)



Mahalli Ruhani mahfillerin güçlenmesi ve gelişmesi, Beş Yıllık Plan'ın en önemli hedeflerinden birisidir. Bu hedefte kazanılacak başarılar Bahai yaşamının kalitesini büyük oranda zenginleştirecek, şimdiden başlamış olan "EMRE TOPLU GİRİŞ" olgusuyla baş etme kapasitesini artıracak ve hepsinden önemlisi, Bahai toplumunun dayanışmasını ve sürekli artan seçkinliğini sergileyerek, yeni yeni ruhları Emre çekecek ve ruhani açıdan iflas etmiş ve can çekişmekte olan mevcut düzenin lidersiz ve talihsiz milyonlarına bir kurtuluş önerecektir.

(Y.A.E tarafından dünya Bahailerine gönderilen Nevruz 1974 mesajından)



Emrin tebliği, hepsi başarı için gerekli olan her biri birbirini destekleyen birçok değişik etkinliği kapsar.... Bu nedenle, bütün Bahai kurumlarının ve mübelliğlerin amacı, sürekli olarak yeni alanlara ve toplum kesimlerine doğru yayılmak ve dinleyicilerin kalplerinde iman kıvılcımı tutuştuğunda da, inananların tebliğine, onlar Bahailer olarak sorumluluklarını üstlenene ve Emrin tebliğ ve idari işlerine katılana kadar, hatta bundan sonra da devam etmektir.

Şu anda dünyanın birçok bölgesinde binlerce insan Emri öylesine kısa bir sürede kabul etmiştir ki, bu gelişmeleri pekiştirmek, buralarda mevcut olan Bahai toplumlarının kapasitelerinin üzerine çıkmıştır. Bu bölgelerdeki insanlar iyi tasarlanmış planlar kanalıyla yavaş yavaş Emir konusunda derinleştirilmeli, mümkün olan en kısa sürede Emrin işleri için güçlü kaynaklar olmalı ve Bahai yaşamını sergilemeye başlayabilmelidirler.

(25 Mayıs 1975 Y.A.E. tarafından bütün Milli Ruhani Mahfillere gönderilen mektuptan)



Ancak, birçok ülkede Dinin öğretilerine karşı büyük bir merak ve alıcılık mevcuttur. Bahailere düşen görev, bu binlerce arayıcı ruha mümkün olduğu kadar kısa bir süre içinde arzuladıkları ruhani gıdayı sunmak, onları Hz.Bahaullah'ın bayrağı altında toplamak, O'nun nazil buyurduğu yaşam yolunda yetiştirmek ve güçlü bir şekilde işlemeye başladığında ahbapları tam olarak olgunlaşmış toplumlarda bir araya getirecek ve insanlık için kılavuzluk ışıkları ve sığınılacak limanlar olan Mahalli Ruhani Mahfillerin seçiminde onlara yol göstermektir.

Yedi Yıllık Plan süresince tüm dünyada aşağıdaki hedeflere ulaşılmalıdır:

Gerek Emrin kurumları tarafından organize edilen, gerekse de bireysel inisiyatifin meyvesi olan tebliğ çalışmaları, inananların sayısının artmasını ve daha çok ülkede Emre toplu giriş ve en sonunda da Emre kitleler halinde giriş aşamasına gelinmesini sağlayacak şekilde yürütülmelidir.

Bu tebliğ çalışmaları, kazanılan bütün zaferlerin güvence altına alınabilmesi, Mahalli Ruhani Mahfillerin sayısının artması ve Emrin temellerinin güçlenmesi için hızlı, güçlü ve sürekli derinleşme ile desteklenmelidir.

(Y.A.E. tarafından dünya Bahailerine gönderilen Nevruz 1979 mesajından)



Tanrı Emri eşit adımlarla ilerlemez. Bu ilerleme denizin med (gel) zamanındaki yükselmesine benzetilebilir. Deniz bir kum tepesiyle karşılaştığında önce hızı kesilmiş gibi gözükür, ama sonra yeni bir dalgayla, kısa bir süre için kendisini durduran o kum tepesini aşar. Dostlar çabalarında ısrarlı oldukları sürece, yıllarca süren çalışmaların toplu etkisi birdenbire ortaya çıkacaktır.

(27.Temmuz.1980 Y.A.E. tarafından bir Milli Ruhani Mahfile yazılan mektuptan)



Afrika da olduğu gibi, Emre toplu girişin yaşandığı ülkelerde bu sorun sık sık görülmektedir. Bu tür ülkelerde çok sayıda yeni inananın Emre cezbedilmesi oldukça kolaydır ve bu heyecan verici deneyim, gezici mübelliğlerin derinleşme çalışmaları yerine tebliği tercih etmelerine neden olmaktadır.... Gezici mübelliğler tebliğ faaliyetlerinde bulunmak üzere görevlendirildiklerinde, derinleşmenin, tebliğin ayrılmaz bir parçası olduğunu hatırlamalı ve uzak bir bölgeye gittikleri ve hiç kimsenin uzun bir süre ziyaret edemeyeceği kişileri tescil ettikleri takdirde, bu kişilere ve Emre zarar verebileceklerinin bilincinde olmalıdırlar. İnsanlara bu muhteşem mesajı vermek ve daha sonra da onları kendi hallerine bırakmak, hayal kırıklığı yaratmakta ve hatta daha sonra bu bölgelerde doğru planlanmış tebliğ faaliyetleri başlatıldığında, mübelliğler mesaja tepki gösteren insanlar bulabilmektedirler. Derinleşmeye önem vermeyen ilk mübelliğ inanç tohumları ekmek ve bunları sulamak yerine, bu insanları Emre karşı "aşılamakta" ve buralarda daha sonra tebliğ yapılmasını zorlaştırmaktadır.

(16 Nisan 1981 Y.A.E. adına bütün Kıtasal Muhaceret Heyetlerine yazılan mektuptan)



Derinleşme, tebliğ çalışmalarının en az büyüme kadar önemli bir parçasıdır. İnananların öğretileri daha derinlemesine anlamalarını sağlayan, Hz.Bahaullah'a ve O'nun Emrine karşı bağlılıklarının alevini körükleyen ve kendi istekleriyle kendi ruhani gelişmelerine devam etmelerini, tebliğ çalışmalarını desteklemelerini sağlayan, tebliğin işte bu yönüdür. Toplumun ruhani sağlığının ve çıkarlarının korunması, olumlu imajının devam ettirilmesi ve en sonunda da, büyüme çalışmalarının sürdürülmesi için doğru derinleşme şarttır.

(17.Nisan.1981 Y.A.E. adına bütün Milli Ruhani Mahfillere yazılan mektuptan)



Emrin ilerleyişinde beklenmedik ve hayal edilemeyen gelişmeler dönemine girmekte olduğumuzdan kimin şüphesi olabilir?... Şimdi kazanılan zaferlerin, Bahai dünya toplumun hazırlanması gereken aktif bir muhalefete yol açacağını biliyoruz. Emrin şu andaki en acil ihtiyaçlarını da biliyoruz: Sayısının ve parasal kaynaklarının büyük oranda artması; toplum yaşamının ve yetkisinin daha da güçlenmesi; Bahaileri, çevrelerindeki ruhani açıdan bitmiş ve yoldan çıkmış insan yığınlarından ayıran, aile yaşamındaki sevgi dolu birlik, istikrar, ön yargıdan arınmışlık ve davranışlarındaki doğruluk gibi özelliklerin artması. Hz. Abdülbaha tarafından kitlelerin tesciline bir kapı açacağı ön görülen Emre toplu giriş olgusuyla evrensel boyutta karşılaşacağımız zaman, hiç şüphesiz geciktirilemez.

(27.Aralık.1985 Y.A.E. tarafından Kıtasal Müşavirler Heyetleri Konferansına gönderilen mesajdan)



Adalet Evi tebliğ çalışmalarınızın kazandığı yeni güce ilham veren koşulları ve .... deki inananların tebliğ çalışmalarına daha aktif bir şekilde katılmakta olduklarını büyük bir ilgiyle okumuştur. Bu eğilim Mahfiliniz tarafından her şekilde teşvik edilmelidir. Mahfiliniz yerli inananların Emrin gerçekleri üzerinde derinleştirilmeleri ve sadece alışıldık yollarla tebliğ yapmakla kalmayıp, ülkenin değişik bölgelerinde ve toplumun değişik kesimleri arasında mümkün olan yeni yaklaşımları denemek konusunda teşvik edilmeleri için elinden geleni yapmalıdır. Dostlar bir bölge için en elverişli olan yöntemden mümkün olduğu kadar yararlanırken, diğer yöntemlere de açık olmalı ve her yerde aynı şeyi yapma konusunda körü körüne ısrar etmemelidirler. Bu esneklik kavramı iyice anlaşıldığında, toplumunuz sayı ve güç açısından büyüyecektir.

(13 Kasım 1986 Y.A.E. adına bir Milli Ruhani Mahfil'e yazılan mektuptan)



Allah'ın Emrinin evrensel, hızlı ve kitlesel çapta büyümesi için sahne hazırlanmıştır..... Çok önemli tebliğ çalışmalarını özveriyle, ısrarla ve yaratıcılıkla devam ettirilmesi, bu vasıta ile büyük sayılarda tescilin temin edilerek insanlığın olgunlaştırılması için sevgili Emrimize düşen layık rolü oynaması için gereken enerji, kaynak ve ruhani gücün sağlanması gerekmektedir.

(Y.A.E. tarafından dünya Bahailerine gönderilen 1987 Rızvan mesajından)



Emir sabit bir büyüme hızıyla değil, kriz ve zafer olgularının birbiri ardına yaşanmasının bir sonucu olarak, büyük dalgalar halinde gelişmektedir. On yıllık (Ruhani Cihat) plan'ın ilk aylarında, Hz.Şevki Efendi tarafından yazılan 18 Temmuz 1953 tarihli mektupta, tebliğ çalışmaları kanalıyla "ağır fakat sürekli biçimde gelişen Tanrı'nın ordusuna yeni askerler" kazandırılmasının ve bu sürecin "sürekli bir akış" şeklinde olmasının aciliyetine dikkat çekilmektedir. Mektupta bu akışın "Hz. Abdülbaha tarafından çeşitli ırkların ve ulusların toplu halde Bahai dünyasına gireceği öngörülen günün gelişini hızlandıracağı" belirtilmektedir. Bahai dünyası bu günü Afrika'da, Pasifik'te, Asya'da ve Latin Amerika'da görmüştür ve bu Emre toplu giriş süreci içinde bulunduğumuz Plan sırasında diğer ülkelerde yayılmalıdır. Hz. Şevki Efendi yukarıda sözü geçen mektupta o günün "ani, muhtemelen felaketlerle yüklü ve şuanda hayal bile edilemeyen bir olaylar zincirinin sonucu olarak, aynı ulus ve ırkların kitleler halinde bu dine gireceği saatin habercisi olacağını ve aniden Emrin kaderini devrime uğratacağını, dünyanın dengesini bozacağını ve Hz.Bahaullah'ın dininin maddi gücünü, ruhani yetkisini ve sayısal gücünü bin katına çıkaracağını" belirtmektedir. Kendimizi hazırlamamız gereken zaman işte bu gündür; gelişini hızlandırmakla yükümlü olduğumuz saat işte budur.

(31 Ağustos 1987 Y.A.E tarafından dünya Bahailerine gönderilen mesajdan)



Bu çağın büyük bir kesimini gölgeleyen karanlık görüntünün gümüşi parıltısı şimdi ufukları aydınlatmaktadır. Bu, bütün dünyada uygulanmakta olan toplumsal gelişmeleri zorlayan yeni eğilimlerde ve barışa yönelik hızlandırılmış faaliyetlerde görülmektedir. Tanrı Emrinde bu, Hz.Bahaullah'ın düzeninin güçlenmesi ve bayrağının gittikçe daha görkemli bir şekilde yükselmesidir. Bu cezbeden bir güçtür. İletişim araçları Bahai dünya toplumuna artan bir ilgi gösterme, yazarlar O nun varlığını çok sayıda makale, kitap ve başvuru kitabında doğrulamaktadırlar ve yakın zamanlarda bu kitapların en fazla rağbet görenlerinden birinde Emir, Hıristiyanlık sonra en fazla yayılan din olarak tanımlanmıştır. Hükümetlerin, sivil güçlerin, ileri gelen kişilerin ve hayırsever kuruluşların bu topluma karşı gösterdikleri dikkati çeken ilgi gösterisi gittikçe daha da belirginleşmektedir. Bu camianın sadece kanunları, prensipleri, kuruluşu ve yaşam tarzı incelenmekle kalınmamakta, aynı zamanda da toplumsal problemlerin hafifletilmesinde ve insancıl faaliyetlerin yerine getirilmesinde tavsiyeleri ve faal yardımları da istenilmektedir.

Birbiriyle bağlantılı bu gelişmelerin heyecan verici bir sonucu olarak, ileriye dönük gelişme sağlamlaşmanın yeni bir örneği ortaya çıkmıştır. Emrin toplumun bütün kesimlerine duyurulması için yeni ufuklar gözler önüne serilmiştir. Bütün bunlar bazı yerlerde gittikçe daha çok sayıda ulusal toplumun Hz.Abdülbaha tarafından vaat edilen ve Hz.Şevki Efendi tarafından belirtilen kitlelerin tescilinin görülmeye başlamasının sonucunda faaliyete geçen yeni tebliğ girişimlerinin ilk örnekleriyle teyit edilmektedir. Bu ilahi durum ile bizlere sunulan mevcut olasılıklar bizleri, İsm-i Azam'ın toplumunun şimdiye kadar görülmemiş bir ölçüde açılıp yayılacağını ümit etmeye zorlamaktadır.

Hz.Bahaullah'ın Emrine dayanak sağlayan ilgiyi tutuşturan kıvılcım, İran'da bulunan sevgili dostlarımızın sabır ve kahramanca metanetleridir. Ve bu ilgi iledir ki, Bahai toplumu bütün dünyanın dikkatine sunulmuştur. Bu çok kapsamlı girişim, Yönetim Düzeni kanalıyla bir birlik içinde faaliyet gösteren tüm toplumu içine almaktadır ve aynı zamanda bu camianın bir çok yerde ayrı ayrı detaylı olarak belirtilen aynı derecede etkin ve belirli faaliyetleri ile birlikte ilerlemiştir. Bütün bunlardan ayrı olarak bizler, bu büyük çabanın bir sonucu olarak Emrin dış ilişkilerinde yeni bir aşamanın farkına vardığımızı bildirmek istiyoruz. Ve bu dış ilişkiler, Milli Ruhani Mahfillerin resmi ve özel kuruluşlarla ve halkla olan ilişkilerinin artması sonucu edindikleri olgunlaşmalarında görülmektedir...

Fakat bütün Bahai faaliyetlerinin en önemli amacı tebliğdir. Yapılmakta ve yapılacak olan her şey Emrin kuruluşunun temel taşı olan ve Emrin bütün ilerlemesinin ona bağlı olduğu bu merkez kuvvet etrafında dönmektedir. Bizler şimdi, şu andaki bütün çabaları bertaraf edecek ölçüde ve belli bir nitelik, çeşitlilik ve yoğunlukta tebliğe çağrılmaktayız. Zaman şimdidir. Olmaya ki, fırsat, coşkun dünyanın hızla değişen ortamı içinde kaybolmasın. Zannedilmemelidir ki, bu ivedilik duygusu zaman uygun olduğunda uyanacaktır. Üzerinde düşünülecek bir neden vardır: Bu acı çeken ve karışıklık içinde bulunan, dürüstlük özlemi içinde kıvranan, Tanrı'yı kendi gözü ile görmekten veya O2nun sesini kendi kulağıyla işitmekten aciz olan insanlık aleminin içinde bulunduğu merhamet uyandıran kötü durumudur. Bu insanların ihtiyaçları temin edilmelidir. Ümidin kaybolduğu yerde hayal etme gücü yeniden uyandırılmalı, şüphe ve karışıklığın yaygın olduğu yerde güven oluşturulmalıdır. Bu ve benzeri açılardan "Barış Mesajı" bu yolu açmak amacıyla hazırlanmıştır. Bu barış mesajının devlet liderlerine dağıtılması işlemi hemen hemen tamamlanmıştır. İçeriği, şimdi mümkün olan her şekilde, her yerde bulunan, yaşamın her kesimindeki insanlara iletilmelidir. Bu, zamanımızda tebliğ çalışmasının en önemli bölümüdür ve büyük bir çabayla yerine getirilmelidir.

Tebliğ ruhun gıdasıdır; uyanmamış ruhları uyandırır ve yeni cennet ve yeni dünyayı meydana getirir; dünya birliğinin bayrağını yükseltir; Ahd-i Misak'ın zaferini garantiler ve O'nun uğrunda canlarını verenlere Tanrı'ya erişme mutluluğunu verir.

Bütün inananlar -erkek,kadın,genç,çocuk- bu alanda hizmet etmeye çağırılmaktadır; çünkü:Tüm camianın başarısı bireylerin tebliğ ve hizmetteki kişisel çabalarına ve azmine bağlıdır. Hz.Bahaullah'ın Ahd-i Misak'ında sağlam bir temele sahip olan, her gün dua ve Kutsal Eserleri okuyan, İlahi Eserlerde derinleşmeye çabalayarak güçlenen, bu öğretileri mevcut meselelere bağlamaya çalışarak aydınlanan, O'nun harikulade Dünya Düzeni'nin kanun ve prensiplerini idrak ederek güçlenen her birey tebliğde gittikçe artan başarılar elde edebilir. Özet olarak, Emrin en yüksek zaferi şunun ile sağlanır. "Bir tek şey ve sadece bir tek şeyde" bu çok kuvvetli bir şekilde Hz.Şevki Efendi tarafından vurgulanmıştır. Şöyle ki, "kendi iç yaşantımız ve özel kişiliğimiz belli bir derecede Hz.Bahaullah'ın sonsuz prensiplerinin görkemli ayna gibi yansıtmalıdır".

(Y.A.E. tarafından dünya Bahailerine gönderilen 1988 Rızvan Mesajından)



Derinleşme ve "kitle tebliği" hakkındaki endişeleriniz dikkate alınmıştır. Kitle tebliği kavramı "kitlelere tebliğ yapılması" şeklinde düşünülürse, daha iyi anlaşılabilir. Bu kavram, dünyanın her kıtasındaki ve her adasındaki her toplum düzeyine ulaşılması anlamına gelmektedir. Gelişmekte olan ülkelerde toplumun genellikle eğitimsiz kesiminden büyük gruplar Bahai Dinine girmiştir. Son zamanlarda özellikle Asya'da lise ve üniversite çağındaki çok sayıda gencin Emre cezbolunduğunu görüyoruz. Ancak bu, Bahai bireylerin benimsemesi gereken belirli bir tebliğ sistemi olduğu anlamına gelmemektedir. Değişik kültürler ve insan tipleri için değişik yaklaşım yöntemleri uygulanmalıdır. Dostlar bir bölge için en elverişli olan yöntemden mümkün olduğu kadar çok yararlanırken, diğer yöntemlere de açık olmalı ve her yerde aynı şeyi yapma konusunda körü körüne ısrar etmemelidirler. Bu esneklik kavramı iyice anlaşıldığında, toplumunuz sayı ve güç açısından büyüyecektir.

(11 Ağustos 1988 Y.A.E. adına bir inanana yazılan mektuptan)



İhtiyacımız olan şey,tebliğ konusunda bir aciliyet duygusudur.Bu, insanların kalplerinde iman ve bağlılık kıvılcımını tutuşturmak ve Emri kabul eden kişiler,Emrin sağlam ve cesur destekleyicileri olana kadar bu ateşi körüklemek, demektir. Mesajın çekiciliğine kapılan ve Emri kabul ettiklerini açıklayan bazı kişilerin daha sonra Emirden uzaklaşmaları kaçınılmazdır.--bu,insanın bütün öğretilere verdiği karşılığın doğasında vardır--, ancak,Bahailer sadece yoğun bir şekilde değil,ayrıca mümkün olduğu kadar iyi bir biçimde de tebliğ yapmağa çalışmalıdırlar.

(1 Kasım 1988.Yüce Adalet Evi adına bir Milli Ruhani Mahfil'e yazılan mektuptan)



Uluslararası Tebliğ Merkezi,........'deki Bahai kurumlarının,başarılı halkla ilişkiler ve duyuru etkinlikleri içeren büyük ve pahalı projelere çok fazla güvendikleri sonucuna varmıştır.Bunlar kendi alanlarında çok yararlı etkinliklerdir;ancak,bu faaliyetlerin çok sayıda yeni inanan getirmesi beklenemez. İnsanların Dine girmelerinin anahtarı,Bahai bireylerin arayıcıların sorunlarını yanıtlayarak ve kendilerini öğretiler konusunda derinleştirerek,iman kıvılcımını aşılama girişimindedir.

(9 Şubat 1989.Yüce Adalet Evi adına bir Milli Ruhani Mahfil'e yazılan mektuptan)



Geçen Rızvan da yapılan Uluslararası Bahai Konvenşınında canlandırıcı etkiler yaratmış olan ruhani cereyan,daha önce hiç bir yılda tebliğ alanında görülmemiş olan başarı ve faaliyetleri gerçekleştirmek üzere doğuda ve batıda bulunan inananlarını harekete geçirerek,tüm dünya camiasında etkili olmuştur. Çok büyük sayıda gerçekleştirilmiş olan tesciller de bunu ortaya çıkarmaktadır. Yaklaşık yarım milyon kişinin Emri kabul ettiği bildirilmiştir. Bir yıl önceki mesajımızda cevap verildiğinin kanıtları, Hindistan, Liberya, Bolivya, Bangladeş, Tayvan, Peru, Filipinler ve Tahiti gibi birbirinden uzak yerlerde ortaya çıkmaktadır. Bunlar,şu andaki tebliğ çalışmalarının durumu ne olursa olsun,bütün milli camiaların eninde sonunda mutlaka katılacakları bu büyük hızlanmanın ümit verici göstergeleridir...

Bütün ihtiyaçlar Bahai Toplumunun vicdanının sesini dinleyen her üyesi tarafından Tanrı'ya adanmış hizmet yoluyla ve bilhassa kişinin tebliğ çalışmasına olan bağlılığıyla karşılanacaktır. Bütün Bahai girişimlerinde başarının temeli ve Emre toplu giriş işleminin ilerlemesinde bu çalışma öylesine önemlidir ki,bunu birkaç kelimeyle bir kere daha vurgulamak istiyoruz. Bahai Mesajının duyurulması elzem olmakla birlikte,yeterli değildir. Ruhlar değişim geçirmeli,camialar bu suretle pekiştirilmeli ve böylece yeni yaşam modellerine ulaşılmalıdır. Hz.Bahaullah'ın Emrinin temel amacı değişimdir. Fakat bu,bireyin Ahd-ı Misak'a itaat ederek bunu gerçekleştirme azim ve gayretine bağlıdır. Yaşamı bütünleyen bu değişimin gelişmesi için Tanrı Kelamını düzenli olarak okumak,üzerinde çalışmak ve bu suretle Tanrı'nın amacı ve isteği üzerinde bilgi sahibi olmak gerekmektedir.

Sevgili dostlar:Geçtiğimiz yılın başarıları neticesinde meydana çıkan bu hız,sadece Emrin dikkatini çeken gelişmesindeki fırsatlara kendini göstermekle kalmayıp,aynı zamanda önemli,sebatlı,çeşitli ruhani ve cismani kaynaklarımızdan şimdiye kadar alınmış önlemlerin ötesinde bir gayret ve yetenek istemektedir. Bunları karşılamaya hazırlıklı olmalıyız. Altı Yıllık Plan'ın ortalarında,birçok umut ve olanak taşıyan çok tarihi bir ana ulaşmış bulunmaktayız. Öyle bir an ki,dünyanın anlamlı eğilimleri Tanrı Emrinin prensipleri ve gayelerine gittikçe daha fazla yakınlaşmaktadır. Bu nedenle,toplumumuz için onun dünyayı kucaklayan amacına ulaşmak için ileriye doğru hareket etme ihtiyacı çok büyüktür.

İlk görevimiz tebliğ olmalıdır ---kendimizi ve toplumun her kademesinde yer alan başkalarını--- elimizdeki bütün olanakları kullanarak ve gecikmeden tebliğ etmeliyiz.

(Yüce Adalet Evi tarafından dünya Bahailerine gönderilen 1989 Rızvan Mesajından)



Son iki yılda yaklaşık bir milyon kişi emre girmiştir. Değişik yerlerde Dine toplu girişteki artan örnekler, bu büyümeye katkıda bulunmakta ve Hz,Şevki Efendi'nin duyuru alanında gelecekteki olasılılıklar üzerindeki anlayışımızı biçimlendiren görüşüne dikkatimizi çekmektedir. Çünkü Hz Şevki Efendi, değişik ulus ve ırklardan insanların Bahai dünyasına kitleler halinde girmeleri sürecinin, aynı ulus ve ırkların Bahai Dinine kitleler halinde gireceği ve uzun zamandan beri beklenen günün başlangıcı olacağını, ve kitlelerin tesciliyle ve henüz hiç tasavvur edilemeyecek çok önemli, belki de felaket niteliğindeki bir dizi olayların doğrudan bir sonucu olarak, Dinin kaderinin aniden değişeceğini, dünyanın dengesinin bozulacağını, Hz. Bahaullah'ın sayısal ve aynı zamanda maddi gücünün ve ruhani otoritesinin artacağını belirtmiştir. Toplu tescillerin yaygınlaşacağına ve kasaba, kent ve ülkelerin birbirlerini takip edeceklerine inanmak için sonsuz umudumuz vardır. Ancak, Hz,Şevki Efendi'nin kehanetinin er geç gelişmesini hiçbir çalışma yapmadan beklemememiz gerekir. Az sayıda olan bizler, tüm güvenimizi Tanrı'nın takdirine bırakıp, önümüzdeki sorunları ilahi bir ayrıcalık olarak kabul ederek elimizdeki planlarla başarıya gitmeliyiz.

Daha önce sözü edilen taahhütlerimizin yerine getirilmesinde, çalışmamızın bazı yönlerinde düşünce ve faaliyetlerimizin geliştirilmesi, başarı için olanaklarımızı artıracaktır. Değişimin, daha hızlı değişimin, bu günde yaşamın daimi bir özelliği olması, ve gelişmemiz, büyüklüğümüz ve dışarıyla olan ilişkilerimizin bizden çok şey beklemesi nedeniyle, toplumumuz uyum göstermeye hazır olmalıdır. Bir anlamda toplum, duyurunun temel amaçları, yani büyüme ve güçlenme üzerine dikkatini kaybetmeksizin, geniş kapsamda çalışmalara uyum göstermekte daha yetenekli olmalıdır. Çalışmaların çeşitliliğinde birlik istenmektedir. Dinin büyümesi ve gelişiminde birlikte çalışmanın yararlı etkisini bilerek, değişik bireyler dikkatlerini değişik etkinliklerde toplayacaklardır. Çünkü her insan her şeyi ve tüm insanlar aynı şeyi yapamaz. Bu anlayış, kendisine yöneltilen birçok talepler sayesinde, toplumun erişmeye zorlandığı olgunluk için önemlidir.

Hz. Bahaullah'ın getirdiği Düzen'in amacı, toplumun gelişimini yönlendirmek ve sorunlarını çözmektir. Kurmakta olduğumuz yönetim sisteminin özündeki olasılıkları yeterli ölçüde gösterebilmek için sayılarımız henüz çok küçüktür ve bu sistemin etkinliği, sayımızda büyük bir artış olmadan tam olarak takdir edilmeyecektir. Dünyada hüküm süren durum nedeniyle böyle bir uygulamayı ortaya koymak artık gerekli görülmektedir. Eski düzenin bozukluklarına dil uzatanların ve hatta onu yıkmak isteyenlerin bile, yerine koyacakları çalışabilir bir alternatiften yoksun oldukları çok açıktır. Yönetim düzeni geleceğin toplumuna bir model olmak üzere hazırlandığı için, böyle bir modelin görünürlüğü umutsuzluğa kapılanlara bir umut işareti olacaktır.

Dinde temsil edilen çok sayıda etnik gruplarda bu güne kadar olağanüstü bir çeşitlilik elde etmiş bulunmaktayız. Halen temsil edilmekte olan gruplar daha fazla tesciller yaparak ve henüz ulaşılmamış gruplardan insanları cezbederek bu durumu güçlendirmek için her şey yapılmalıdır. Ancak, yaratılması gereken başka bir çeşitlilik daha vardır. O gerçekleşmeden, Emir kendisine yöneltilen ve özel bir çaba gerektiren sorunları yeterince çözemeyecektir. Etnik çeşitliliğe bakılmaksızın, şimdi Bahai toplumu, insanlığın uğraştığı çeşitli alanlarda başarılı ve ünlü kişiler de dahil olmak üzere giderek artan sayıda yetenekli bireyleri kapsamalıdır. Önemli sayıda, bu gibi insanların tescil edilmeleri, kitle tebliğinin çok önemli bir yönüdür. Bu husus artık ihmal edilemez ve duyuru işimizin temelini genişletmek ve kitlelerin Dine girişini hızlandırmak için çalışmalarımız arasına bilinçle ve istekle sokulmalıdır. Bu konu üzerinde çalışmanın gerekliliği öylesine önemli ve zaman o kadar uygundur ki, Kıtasal müşavirlerden ve Milli Mahfillerden meşveretlerinde ve planlarında ona ciddi bir ilgi göstermelerini istemeyi zorunlu görmekteyiz.

İnsanlığın işleri, kritik toplumsal sorunların, öneriler ve pratik önlemlerle çözülmesine yardım etmek üzere toplumumuza giderek artan ölçüde istekler getirecek bir aşamaya ulaşmıştır. Bu, kıvançla yerine getireceğimiz bir hizmettir. Ancak mahalli ve milli ruhani mahfillerimizin bu ilkeye titizlikle uymaları gerekecektir. Tanrı Emrine giderek artan bir ölçüde gösterilen genel ilgi nedeniyle, Bahai kurumlarının Dinin temel gerçekleriyle daha yakın bir ilişkiye girerek Bahai yönetiminin ruh ve biçimiyle daha iyi bir uyum sağlayarak ve uygun meşveretin yararlı etkilerini daha içten bir güven duyarak çalışmalarını geliştirmeleri gerekecektir. Böylece rehberlik ettikleri Bahai toplumları, toplumun hayal kırıklığına uğramış üyelerine umut verecek bir yaşam biçimini yansıtacaklardır.

Küçük Barış'ın çok uzakta olmadığını gösteren belirtilerin varlığını, Yönetim Düzeni'nin mahalli ve milli kurumlarının deneyim ve etkinlikte sürekli olarak geliştiğini, Kavis üzerinde geriye kalan yönetim binalarının inşaatı için yapılan planların ileri bir aşamaya geldiğini, ve umut verici durumların Hz.Şevki Efendi tarafından düşünülen dinamik zamanlamadaki şekillenmeyi daha iyi gösterdiğini hiçbir dürüst gözlemci inkar edemez.

Dünya üzerinde işbaşında olan yapıcı güçlerin öncülüğünü yapan ve kanıtlanmış bilgiye sahip bir toplum olarak, geliniz Tanrının işine kendimizi verelim. Alçak gönüllü çabalarımıza yüce ve nurlu alemlerinden bağışını bolca indirecek ve yenici gücünün sayısız zaferleriyle bizi hayrete düşürecektir. Tanrının tükenmeyen bağışları için her biriniz ve hepiniz adına Kutsal Eşik'te dua etmeye devam edeceğiz.

(Y.A.E tarafından dünya Bahailerine gönderilen 1990 Rızvan Mesajından)



Her şeyin ötesinde, dostların, Avrupalıların kalplerinde yeni bir alıcılığın doğmakta olduğuna güvenmeleri ve ektikleri tohumların filizleneceğine inanmaları gerekmektedir. Emri kabul eden hemşehrilerinin sayısının aniden artacağı zamanın yaklaştığını bilmeli ve bu yeni inananları karşılamaya hazır olmalıdırlar.

(12.Eylül.1991 Y.A.E. adına bir Milli Ruhani Mahfile yazılan mektuptan)



Tüm bu gelişmeler göstermiştir ki, Bahai toplumunun daha da ilerlemesi için biriken güç ölçülemeyecek kadar büyüktür. Ulusların kendi içlerinde ve aralarında değişen durum ve toplumu etkileyen bir çok sorun bu gücü arttırmaktadır. Bu değişiklik, Küçük Barış'ın yakın olacağı izlenimini yaratmaktadır. Ancak, bu duruma karşı güçler de, aynı zamanda yeniden ortaya çıkmıştır. Komünizmin kalelerinin çöküşü sonucunda politik özgürlüğün yeniden çıkışıyla birlikte milliyetçilikte bir patlama olmuştur. Bir çok bölgede ırkçılığın artışı, dünya çapında ciddi bir sorun haline gelmiştir. Bunlarla birlikte, hoşgörünün kaynaklarını zehirleyen dinsel tutuculukta da hızlı bir artış görülmüştür. Terörizm hüküm sürmektedir. Ekonominin durumu konusundaki yaygın kuşkular, gezegenin maddi işlerinin yönetiminde ciddi bir bozukluk olduğunu göstermektedir. Bu durum ise, politik alemi etkileyen hüsran ve beyhudelik duygularını şiddetlendirecektir. Çevrenin ve büyük nüfusların kötüleşen durumu tehlike kaynağı olmuştur. Bu değişikliğin bir unsuru ise, bilgi ve düşüncelerin, dünyanın bir tarafından öbür tarafına hızla iletilmesini mümkün kılan iletişim teknolojisindeki şaşırtıcı ilerlemelerdir. "Birbirleri üzerindeki zıt ve sürekli etkileriyle, artma ve azalma, birleşme ve parçalanma ve düzen ve karışıklık gibi eşzamanlı süreçlere" karşın, sevgili Hz.Abdülbaha'nın İlahi Planı'nın gelişiminin yeni aşaması için sayısız yeni fırsatlar da kendilerini göstermektedir.

Kutsal Yıl'ın yaklaşması ile birlikte, Hz.Bahaullah'ın Vahyi'nin hızla artan etkisi, eski düzenin modası geçmiş yapıları arasından esen ve güçlü sütunları devirerek meydanı yeni toplumsal düzenlemeler için temizleyen bir rüzgar niteliğine bürünmüştür. Birlik ve yeni bir dünya düzeni çağrısı bir çok yönden gelmektedir. Dünya toplumundaki değişiklik olağanüstü bir hız kazanmıştır. Bu değişikliğin bir özelliği de esrarengiz ve şahlanmış bir gücün ürünü olarak görünen anilik ve çabukluktur. Bu değişikliğin olumlu yönleri ise, evrensel kavramlara alışılmamış bir açıklık, uluslararası ve bölgesel işbirliğine yönelik kımıldanma, birbirleriyle çekişen gruplar tarafından barışçı çözümlere yönelik bir tercih ve ruhani değerler için bir arayıştır. İnsanlığın sıkıntıları ve karışıklığı sonrasında, Hz.Bahaullah'ın Düzeni'nin amacı konusundaki görüşümüzü yenileyerek, arıtarak ve güçlendirerek, düşünce biçimlerimizi temizleyen, canlandırıcı bu rüzgarın şiddetli etkisini İsm'i Azam'ın Toplumu bile hissetmektedir.

Dünyadaki durum, bize son derece acil ve şiddetli bir biçimde meydan okurken, ortasına hızla yaklaşmakta olduğumuz Bahai Devri'nin ikinci yüzyılında Yönetim Düzeni'nden beklenenler konusunda Hz.Şevki Efendi'nin cesaret verici evrensel vizyonunu da hatırlatmaktadır. Hz.Şevki Efendi 1946 yılında şöyle yazmaktaydı : "İkinci yüzyıl O Düzen'in tüm dünyada gelişimi için çalışan güçlerin büyük ölçüde kullanımına ve dikkate değer bir biçimde takviye edilmesine ve aynı zamanda da o Dünya Düzeni'nin ilk kımıldanışlarına şahit olacaktır. Mevcut Yönetim Düzeni, o Dünya Düzeni'nin müjdecisi, çekirdeği ve modelidir. O Dünya Düzeni giderek daha belirginleşip, yararlı etkisini tüm gezegene yayarken, tüm insan ırkının reşit oluşunu ve aynı zamanda da, Düzen'in habercisi olan Dinin olgunlaşmasını ilan edecektir."

(Y.A.E. tarafından dünya Bahailerine gönderilen 1992 Rızvan Mesajından)



Yüzüncü yıl, dünyadaki durumun genelde daha karışık ve çelişkili olduğu bir dönemdi : düzen ve karmaşa, vaat ve düş kırıklığının işaretleri aynı zamanda görülmekteydi. Mevcut evrensel işlerin karmaşası içinde, fakat Kutsal Yıl'ın kalplerimizde uyandırdığı şaşkınlık, sevinç, cesaret ve inanç duygularıyla bu Rızvan'da Dinimizin yüz ellinci yılında üç yıllık bir plan başlatmış bulunmaktayız. Plan'ın kısalığını zamanın hızla değişen eğilimleri zorunlu kılmıştır. Ancak planın temel amacı, Emrin ve insanlığın geleceği için kaçınılmazdır. Plan Misak’ın Merkezi tarafından kaleme alınan ilahi duyuru fermanının açılışında yeni bir aşamadır. Plan, gezegenin sosyal evriminin bu kritik anındaki sınırsız fırsatlara karşılık vermekteki kararlılığımızın bir ölçüsü olacaktır. Planın belirlenen amaçlarının, her ulusal toplumun koşullarına uygun bir biçimde azimle takip edilmesi ve hedeflerini tam olarak yerine getirmesiyle, hızla geçen ve olaylarla dolu yirminci yüzyılın sonlarında tüm insanlığı bekleyen kaçınılmaz güçlükler konusunda Emrin rolünün daha uygun bir biçimde belirlenmesi için yol açılacaktır.

Bahai toplumunda tüm geçmiş rekorların ötesinde büyük bir büyüme başarılmalıdır. Mesajın köylerde, kasabalarda ve şehirlerdeki insanların geneline yayılması işi hızla yaygınlaştırılmalıdır. Buna olan gereksinim çok önemlidir. Çünkü o olmadan, insanlığın giderek derinleşen umutsuzluk anındaki acil ihtiyaçlarına yardımcı olmak üzere gizli yeteneklerini geliştirme ve yeterince gösterebilme fırsatı, Yönetim Düzeni'nin büyük gayretlerle kurulan kurumlarına tanınmayacaktır. Bu nedenle, duyuru ve yönetimin karşılıklı ilişkisi tam olarak anlaşılmalı ve iyice vurgulanmalıdır. Çünkü her biri diğerini güçlendirmektedir. Toplumun, camiamızı etkileyen sorunları ve camianın kendi içinde doğal olarak ortaya çıkan toplumsal, ruhani, ekonomik ve idari sorunlar, sayımız ve kaynaklarımız arttıkça ve toplumun her düzeyindeki ahbaplar, Dinin yasalarına ilahi hükümlere uygun olarak uyma, ilkelerini uygulama ve işlerini yönetme konusundaki yetenek, istek, cesaret ve kararlığını geliştirdikçe çözümlenecektir.

Yeni Plan üç tema etrafında gelişecektir: bireysel inananların imanlarının canlılığının artırılması, Emrin insan kaynaklarının büyük ölçüde geliştirilmesi ve yerel ve ulusal Bahai kurumlarının doğru çalışmaya teşvik edilmesi. Plan'ın çeşitli hedefleri çalkantılı bu günlerde takip edilirken, üç tema dikkatleri başarının koşullarına çekmektedir....

Dostların ve onların çabalarının, Din konusunda bilgi edinmek, ilkelerini uygulamak ve işlerini yönetmek amacıyla ciddi bir bireysel çabayla eğitilmeleri, Emrin ilerlemesi için gerekli olan insan kaynaklarının geliştirilmesinde kaçınılmazdır. Ancak, bilgi yalnız başına yeterli değildir. Eğitimin, sevgi ve bağlılık esinleyecek, Misak'ta sağlamlık sağlayacak, bireyi Emrin işinde aktif katılıma ve menfaatlerinin desteklenmesinde sağlam girişimlerde bulunmaya teşvik edecek bir biçimde verilmesi çok önemlidir. Kapasiteli insanları Dine çekmeye yönelik özel çabalar, bu zamanda büyük ölçüde ihtiyaç duyulan insan kaynaklarının sağlanmasına yardımcı olacaktır. Dahası, bu çabalar Ruhani Mahfillerin yeteneğini, ağır sorumluluklarını yerine getirmek üzere teşvik edecek ve güçlendirecektir.

Bu kurumların doğru işleyişi büyük ölçüde, üyelerinin görevlerini öğrenmelerine, kişisel davranışlarında ve resmi sorumluluklarının yerine getirilmesinde ilkelere titizlikle bağlılık için gösterecekleri çabalara bağlı olacaktır. Aralarındaki soğukluk ve gruplaşma eğilimlerinin tüm izlerini giderme konusundaki kararlılıkları, sorumlulukları altındaki dostların sevgi ve desteğini kazanma yetenekleri ve mümkün olduğu kadar çok sayıda bireyi Emrin işine sokmaları da bu açıdan önemlidir. Kurumların, performanslarını sürekli olarak geliştirmeye çalışmalarıyla, rehberlik ettikleri toplumlar Dine saygınlık kazandıracak bir yaşam modelini yansıtacaktır ve bunun hoş bir sonucu olarak da, toplumun giderek artan bir ölçüde gerçekleri gören üyeleri arasında umudu tekrar ateşleyecektir.

(Y.A.E. tarafından dünya Bahailerine gönderilen 1993 Rızvan Mesajından)



Hz. Bahaullah'ın Dinine olan inançlarını açıklamaları için insanlara baskı uygulandığı veya Emir hakkında gerçek bir bilgiye sahip olmayan kişilerin tescil edildiği tebliğ yöntemleri hakkında endişe duyuyor olmanız doğaldır... Emrin tebliği, her zaman ,hikmet bağlılık, şevk, temiz niyet ve iyi bir hitabet gerektirir. Diğer insanlar gibi Bahailer de, bazen aşırıya kaçma eğilimi gösterir ve çok az insan davranışlarında doğru bir denge oluşturabilir. Bu, özellikle Emrin tebliği için geçerlidir. Bir uçta, Emrin sevgisinin ateşiyle tutuşmuş ve Dinin şifa verici mesajına insanların çok büyük bir ihtiyacı olduğunun bilincinde olan, bu nedenle de hikmet ve dikkat sınırlarını aşan ve insanların dinini değiştirmeyi amaçlayan kişiler vardır. Diğer uçta ise, son derece ılımlı olan ve herhangi bir olumsuz tepki uyandırma konusunda büyük bir endişe duyan, bu nedenle de, Emrin muazzam önemini iletmeyi veya dinleyicilerini ikna etmeyi başaramayan ahbaplar vardır. Çünkü eğer konuşmacıda şevk olmazsa, karşısındakilere nasıl şevk ve heyecan iletebilir? İlk aşırı uç, öğretilerin yanlış tanıtılmasına yol açar ve hayal kırıklığıyla sonuçlanır. İkincisi ise, toplumu durgunluğa iter ve bu hayat veren mesajın dünyaya iletilmesi görevinin yerine getirilmemesiyle sonuçlanır.

Emri işlerin bütün alanlarında olduğu gibi, bunda da çözüm, dostların, hatalarıyla kendilerini üzenlere karşı sabırlı ve dayanıklı olmaları ve Mahfillerin meşvereti kanalıyla, bir yandan işlerin temposunu korurken ve inananların heyecanını yönlendirirken, doğru bir denge oluşturmaya çalışmalarında yatmaktadır.

Yüce Adalet Evi "Wellspring of Guidance ( Kılavuzluk Işığı)" isimli eserin 32. sayfasında yayınlanan bir mesajında aşağıdaki tavsiyeyi sunmaktadır:

Bahai Dinini kabul eden kişilerin öğretilerin güzelliği ile büyülenmiş ve Hz. Bahaullah'ın sevgisiyle dolmuş olmaları gerekir. Yeni tescil olan insanların Emrin bütün kanıtlarını, tarihini, yasalarını ve ilkelerini bilmeleri gerekmez; ancak, tescil olma aşamasındaki bir kişinin iman kıvılcımını yakalamış olmanın yanı sıra, Emrin Merkezi şahsiyetleri hakkında temel bilgilere sahip olması ve uyması gereken bazı yasaların ve itaat etmesi gereken bir yönetim varlığından haberdar olması şarttır.

Son yıllarda batı dünyasındaki Bahailer, bir insanın emri kabul etmesinin uzun zaman isteyen bir süreç olduğunu ve bir insanın Hz. Bahaullah'ın ismini duyduktan sonra birkaç dakika içinde O'nu kabul etmesinin mümkün olmadığını düşünerek büyümüşlerdir. Bu, onların alıştıkları yol olabilir. Ancak, evrensel bir gerçek değildir. İnsanlar Afrika' da ve üçüncü dünyanın diğer bölgelerinde kısa bir süre içinde Emri kabul ettiklerinde, batılı Bahailer bunu, bu insanların eğitimsiz oldukları ve kendi yaşamları hakkında karar verme konusunda yeterli fikre sahip olmadıkları şeklinde açıklamayı tercih etmişlerdir. Ancak, şimdi aynı şey eski Doğu Bloku ülkelerinde olmakta ve yüksek eğitimli kişiler Emri duyar duymaz kabul etmekte, ona şevkle sarılmakta ve ellerine geçen her Bahai eserini okuyarak öğretileri konusunda hızla derinleşmektedirler. Dolayısıyla ruhani gerçeğe karşı alıcılık, Hz.Bahaullah'ın belirttiği gibi, eğitime veya eğitimsizliğe bağlı olmayıp, tamamen kalp temizliği ile ilgilidir.

Batı Avrupa'da da Emre karşı daha büyük bir alıcılık gözlenmekte ve bazı insanlar, doğru bir şekilde yaklaşıldığı takdirde, İsm-i Azam'ın toplumuna katılmaya hazır olabilmektedirler. Bu tür bir durumda, kişi Hz.Bahaullah'ın mesajını duyduğunda ve tescil olmak istediğinde, önüne hiçbir engel konulmamalıdır. Bireyin kalbi Hz.Bahaullah'ın gücünden etkilendiği ve Emre girme arzusunu açıkladığı andan başlayarak derinleşme sürecinin de başlatılmasına büyük önem verilmelidir. Yeni inananın Emrin gerçekleri üzerinde derinleştirilmesi, tebliğin en önemli parçasıdır. Ancak, derinleşme sadece bilgi aktarımı değildir. Kişinin ruhunun, inancının günden güne gelişmesini ve sağlam bir Bahai olmasını sağlayacak olan Hz.Bahaullah'ın sevgisi ile dolması gerekir.

Hz.Şevki Efendi aşağıdaki pasajda Bahai mübelliğlere, Emirden etkilenmiş olan bir insanın derinleşme sürecinin nasıl devam etmesi gerektiğini anlatmaktadır:

Bahai mübelliğ dinleyicinin alıcılığını ölçsün, kendisi için doğrudan veya dolaylı tebliğ yöntemlerinin hangisinin uygun olduğuna karar versin. Ve arayıcıya İlahi Mesajın muazzam önemini anlatarak bu Emri kucaklamış olan kimselerle aynı kaderi paylaşması için onu ikna etsin. Hz.Abdülbaha'nın sergilediği örneği ve O'nun sürekli olarak dile getirdiği şu öğüdü her zaman aklında tutsun: "Mübelliğ arayıcıya öylesine bir nezaket göstermeli ve ona aşılamayı ümit ettiği öğretilerin ruhunu kendi davranışlarında öyle yansıtmalıdır ki, alıcı kendiliğinden bu öğretileri içinde toplayan Emirle kendisini özdeşleştirsin. Başlangıçta, arayıcının yeni yeni uyanmaya başlayan inancı üzerinde çok ciddi bir baskı yapabilecek olan yasaları ve zorunlulukları vurgulamaktan kaçınsın ve sabırla, nezaketle, ancak kararlı bir şekilde onu tam bir olgunluğa ulaşması için kılavuzlasın ve Hz. Bahaullah tarafından ne emredilmiş olursa olsun, kayıtsız şartsız kabul etmesi için ona yardımcı olmaya çalışsın. Bu aşama gerçekleştikten hemen sonra onu diğer inananlarla tanıştırsın ve toplumun yerel etkinliklerine aktif katılım ve sürekli bir dostluk kanalıyla, onun toplumun yaşamının zenginleştirilmesinde, görevlerinin yerine getirilmesinde, çıkarlarının korunmasında ve etkinliklerinin diğer kardeş toplumların etkinlikleriyle koordine edilmesinde kendisine düşen katkıyı yapmasını sağlasın. Mübelliğ bu ruhani çocuğuna, onun bağımsızca ayağa kalkmasını ve enerjisini diğer ruhları canlandırmak ve yeni kabul ettiği bu Dinin yasalarını ve ilkelerini yerine getirmek için adamasını sağlayacak derinlikte bir arzu aşılayana kadar rahat etmesin.

"The Advent of Divine Justice" (İlahi Adaletin Zuhuru)



Emrin Velisinin bu sözlerinden, hem hikmetin, hem teşvikin, hem iknanın ve hem de sabrın gerekli olduğunu ve tüm bunların dozunun dinleyicinin tepkisine göre ayarlanması gerektiğini anlıyoruz. Ayrıca, derinleşme sürecinin, inanan tescil olduktan sonra uzun bir süre devam ettiğini de görüyoruz.

(30.HAziran.1993 Y.A.E. adına bir inanana yazılan mektuptan)

Autor: Derlemeler - Kategorie: Derlemeler - Strany: 0 - Kapitoly: 0
© Erfán.cz & phpRS