"... Kelimelerin okyanusuna kendinizi daldirin ..."
Hz. Bahaullah'in
Araştırma
İleri /detaylı araştırma

Kategorie
  Bahai
   Bahai çalışma konuları
   Bahai Emri yazıları
   Derlemeler
 

KADIN


KADIN



Yüce Umumi Adalet Evi

Araştırma Bölümü tarafından derlenmiştir.



Ö N S Ö Z speak up



Hz. Bahaullah’ın en temel prensiplerinden biri olan erkek ve kadın eşitliği halâ evrensel bir uygulama alanı bulmak durumundadır. Bu önemli öğreti insan ırkının birliği ve bütünlüğünün anlayışının derinliklerine inmekte ve davranış ve kavramlarımızı yeniden dikkatlice değerlendirmeye çağırmaktadır.



Bu kutsal prensibin yayılmasında öncülük yapma görevi Bahai’lere düşer. Onlar, kadınların Emrin işlerinde tam ve eşit şekilde çalışmalarına yol göstererek ve özellikle geleneksel olarak eşitsizlik olan yerlerde kendilerini göstererek öncülük etmelidirler. Bu iş hayli güç ve kişinin kendi ve başkalarına karşı sabırlı davranmasıyla elde edilebilecek bir evrimdir, eğitmeyi sevmek’dir. Ancak, bu değişimin önemli ve gereği Yüce Umumi Adalet Evi’nin son çıkan Barış Mesajında da özellikle üzerinde durularak belirtilmiştir :



“ Ancak kadınlar insan girişiminin her alanında tam ortaklığa kabul edilmedikçe, uluslar arası barışın boy vereceği ahlâki ve psikolojik ortam oluşabilir.” спик ап



Sunmakta olduğumuz bu gerçekten değerli ve güncel derleme işte bu değişime yardımcı olabilecek bir uyarıcıdır ve erkek olsun kadın olsun yaşlı olsun genç olsun, tüm insanlara seslenmektedir.



Derleme, kutsal Levihlerdin, Emrin Velisi ve Yüce Umumi Adalet Evi tarafından yazılan mektuplarla birlikte burada ilk kez yayınlanan birçok metinleri içermekte olup, her okuyucunun kendisine göre öğrenme, yol bulma ve düşüncesi doğrultusunda bir ilham kaynağı olacağı kuşkusuzdur.







I.Bahai Dininde Eşitlik Kavramı



Hz. Bahaullah’ın Yazılarından Alıntılar :



Ey İnsanoğulları ! Bilir misiniz sizi niçin bir topraktan yarattık? Kimse kimseye karşı iftihar etmesin diye. Her an yaratılışınızı düşününüz. Madem ki Biz sizi aynı şeyden yarattık, sizin de tek bir şahıs gibi olmanız gerekir. Şöyle ki, tek bir ayakla yürür, tek bir ağızla yer ve tek bir toprakta oturur gibi davranmalısınız. Böyle davranırsanız, gerek varlıklarınızdan ve gerek eylem ve işlemlerinizden, birlik alâmetleri ve teklik cevherleri görünür. Ey nur cemaati ! Size öğütüm budur. Bu öğüdümü tutarsanız, bulunmaz şeref ağacının nefis meyvelerinden yersiniz.

( Saklı Sözler’den )

--------------------------------------------------------------------------------

Farklılıkları giderip yerine ahenk ve uyumu, ayrılık ve uzlaşmazlıklara son verip, yerine birlik ve dayanışmayı emreden O Kimse’nin yüceliğine sonsuz bir yücelik. Tanrı’ya şükürler olsun ki, Yüceler Yücesi Kalemiyle, kul ve cariyeleri arasındaki farklılığı kaldırıp en olgun hikmetleri ve her şeyi kuşatan rahmetiyle onların hepsine aynı mekânda bir makam ve mevki bahşetmiştir. O, batıl inançların belini, söz ve beyan kılıcı ile kırmış ve boş hayallerin tehlikesini her şeye nüfuz eden Gücüyle yok etmiştir.

( Evvelce tercümesi yapılmamış Levih’ten alıntı )

------------------------------------------------------------------------------------

Ey Benim cariyem, Benim yaprağım ! Bu Mazlum senin iç ve dış diline Rabbına senalar okuyan sesini işitti. Allah’ın doğruluğuna and olsun ki, halkın elinde bulunanlarla yerin hazineleri, kral ve hükümdarların sahip olduğu her şey, bugün Tanrı’lı anıp övmeye eşit veya bedel olamaz. Melekût Rabbı bu muhteşem anda buna tanıklık etmektedir. Senin feryat ve figanını işitince, O’nun sevgisi, anısı, övgüsü ve hizmeti yolunda yaptıklarını ölümsüzleştirecek sözlerle seni anan ve yer ile gök arasında yüksek sesle nida eden bir Levih’le cevap veriyoruz. O ayrıca senin ağzından çıkan sözleri yine senin için Kendinde emanet bırakmıştır. O gerçekten Cömerttir, Bol Vericidir. Şu anda Yüce Kalemimden senin için nazil olan şeye gerçekten kulak verecek olursan, Ahit Günü’nün Rabbı aşkıyla, O’nun sevgisi semasında iştiyak kanatlarıyla uçacak ve ömrünce şöyle diyeceksin : Şükran ve övgü Sana’dır ey dünyanın Sevgilisi. Cümle âlem Senin hoşnutluğuna kurban ve olmuş ve olacak her şey Senin Kelâmına feda olsun ey yerde ve gökte olan her şeyin dizginini avucunda tutan düşmanlar arasındaki Mazlûm….



Bu gün İlahi Rahmet Eli tüm farklılıkları kaldırmış ve Tanrı kulları ile cariyeleri bir ve aynı makamda kabul edilmişlerdir. Tanrı iradesine ermiş kul ile o iradenin tatlı esintileriyle salınan yaprak ne kutlu. Bu büyük bir sağış ve yüce bir makamdır. O’nun bağış ve cömertliği ezelden beri mevcut ve aşikârdır. O’nun ardı arkası kesilmez bağışlarına yaraşır şükran sunmaya muktedir kimse var mıdır?

( Evvelce tercümesi yapılmamış Levih’ten alıntı )

--------------------------------------------------------------------------

Hayatıma yemin olsun ki, kendilerini Tanrı’ya adamış olan cariyelerin isimleri Kalem-i Alâ ile Kızıl Kitapta yazılıp kaydedilmiştir. Onlar Tanrı katında erkeklerden de üstündürler. Sayısız kahramanlar ile şövalyelerin Gerçek Tanrı’dan mahrum kalıp, O’nu tanımak şerefinden nasiplerini alamadıkları bir sırada, sen erdin ve nasibini tam olarak aldın.

( Evvelce tercümesi yapılmamış Levih’ten alıntı )

-------------------------------------------------------------------------------

O İlim Göğünün Ufkundan her şeyi Gören’dir ! Ey Benim cariyem, Ey Benim yaprağım ! Kalem-i Alâ, Yüceler Yücesi Tanrı’nın buyurdukları müstesna olmak üzere, dünyanın O’nu reddettiği bir zamanda, senin O’nu tanımana, O’na olan sevgine ve O Ezeli Nazarğah’a yönelişine gerçekten tanıklık etmektedir….



Ne mutlu sana ki, Tanrı Sevgisi süsü ile süsledin ve O’nu anıp övmeye başarılı kılındın. İlahi Rahmet, tümüyle, Şanı Yüce Tanrı’nın Kudret avucundadır. O’nu ancak dilediği kimselere bahşeder. Kendi kendilerini saygı değer din adamı ve İlâhi sırların mahzeni sanan, fakat en küçük bir sınav karşısında dahi yücelik illeri sakinlerini ağlatıp inletecek bir inat ve inkâr ile ayaklanan ne çok ve ince kimseler varken, sen Tanrı’nın sonsuz bağış ve lütûflarıyla gizli sırlara ve saklı defineye eriştin. O halde bu yüce makamı Tanrı adına muhafaza et, ve onu hainlerin gözünden sakla. Benim Epha Melekûtumun ufkundan parlayan Baham, senin ve Yüce Tahtımın şaşaasına eren cariyelerin üzerine olsun.

( Evvelce tercümesi yapılmamış Levih’ten alıntı )

-------------------------------------------------------------------------------

…..Bütün yaprakların, Ağacın ilmine ermelerine yardım etmesini ve onları Kendi cömertlik okyanusundan mahrum bırakmamasını Allah’tan dileriz. Bugün zillet veya izzete, fakirlik veya zenginliği, soy veya asalete, güç veya zayıflığa asla itibar edilmez. Eşsiz Sevgili’yi tanıyan kim olursa olsun, o gerçek zenginliği erer ve ilahi bir makama yerleşir. Bu günde Gerçeklik Zatının huzurunda, dünya kraliçesi ve onun gibilerinden bir hardal tanesi kadar değerleri yoktur, zira onlar ne kadar ne kadar Tanrı adına konuşur, yaratık Mevlasını zikreder ve ülkesinin refahı için büyük servetler harcasalar da, o’nun Zuhur Güneşi’ni tanımaktan mahrum kalmışlar ve anısıyla meşkul oldukları Gerçeklik Zatından ayrı düşüp perdelenmişlerdir.

( Evvelce tercümesi yapılmamış Levih’ten alıntı )

----------------------------------------------------------------------------------

O en yüce Ufuktan tüm şaşaasıyle parlayandır. Ey Benim cariyem ! Birçok kimseler asırlarca, Tanrı Emrinin gelmesini bekleyip durdukları halde, O’nun Emir Güneşi, Dünyanın ufkundan parlamaya başlayınca pek az kimseler müstesna olmak üzere hepsi O’na arka çevirdiler. Cariyelerimden, İsimler Sultanını tanıyanlar, Kitaba, Alâ Kalemi ile o erkeklerden(1) (kimselerden) birisi gibi yazılmıştır. O’nun celâlinin kanıtlarını açıklayan Zat’ı ve Alametlerinin Güneşini tanımaya seni başarılı kıldığından ötürü Cihan Sevgilisine şükürler sun ! Bu büyük bir ihsan ve engin bir lütûftur. Onu Tanrı aşkına koru ve sakla !

( Evvelce tercümesi yapılmamış Levih’ten alıntı )

--------------------------------------------------------------------------------------

Hz. Abdülbaha’nın Söz ve yazılarından Alıntılar :



…..Varlığın başlangıcından vaat edilen Gün’e kadar, erkek kadına karşı üstünlüğünü her alanda her zaman korumuştur. Kuran’da açıklandığı gibi, “ Erkek kadından üstündür. “ Ancak bu harikulade Emir’de Yüce Tanrı’nın bağışları, kadınların açık seçik başarılarına sebeb olmuştur. Bazı hanımlar ortaya çıkarak erkekleri ilim ve bilgide geride bırakmışlardır. Öyle bir sevgi ve ruhaniyetle davranmışlardır ki, Tanrı’nın Rahmetinin insanlığa saçılmasına sebeb olarak kutsiyet, safiyet ve ruhaniyetleri ile pek çok kimseleri birlik sahiline kılavuzlamışlardır. Onlar, hayret ve şaşkınlık yabanlarında avare dolaşanlara yol gösterici bir meşale olmuşlar ve bu değersiz dünyada umutlarını yitirenleri, Tanrı aşkı ateşiyle tutuşturmuşlardır. Bu, daha zayıf cinsiyete güç veren ve kadınlığa erkek kudreti bahseden, bu harikulâde Çağ’ın tipik bir ihsanıdır.

( Evvelce tercümesi yapılmamış Levih’ten alıntı )

--------------------------------------------------------------------------

Ey Tanrı’nın cariyesi ! Cemal-i Kıdem ve Zuhurun nurlarının – ruhum O’nun sevgililerine feda – köhnemiş umutların ufkundan yükseldiği bu muhteşem Emir’de kadın, Erkeklik vasıfları ile donanmış ve Tanrı Emrinde sebat ekmiş olarak korkusuz erkeğin güç ve cesaretini göstermiştir. Onlar mistik bilgi meydanını işgal ederek sancağını ikan göklerinde dalgalandırmışlardır. Sen de büyük bir gayret sarfetmeli ve üstün bir cesaret göstermelisin. Harekete geç ve semavi meltemlerin hoş kokularını al, çünkü Tanrı sevgisinin tadı sonu olmayan bir sona dek süre gidecektir.

( Evvelce tercümesi yapılmamış Levih’ten Alıntı )

------------------------------------------------------------------------------

----------------------------------------

( 1 )Diğer alıntılardan da anlaşıldığı gibi. Bahai eşitlik kavramı, erkeklerde aynılığı değil tamamlayıcılığı ifade eder.



Ey Tanrı’nın cariyesi ! O’nun hoş kokulu meltemlerini yaymak ve başkalarını da kılavuzlamak için siyah ırk (1) içerisinden ayaklanıp kalkan ilk inanan kimse olduğun için Tanrı’ya şükürler sun. Umut ederim ki, Cemal-i Mübarek’in ihsanlarıyla yüzün nurlansın, mizacın sevilsin ve güzel amellerin yayılsın ki, gözlerin görür, kulakların işitir, dilin akıcı, kalbin müjdelerle dolu ve ruhun ilahi rayihalarla tazelenmiş olarak, şu siyah ırk içerisinde halkın aydınlanması için uğraş verip nurlanasın. Göz için ışık kaynağı, simsiyah olan gözbebeğidir. Sen de öyle olmalısın. Görünüş değil, huy ve karakterin güzel ve parlak olmalıdır. O halde üstün bir güven ve kesin bir kanaatle de ki “ Ey Tanrım, beni ışık saçan bir lâmba ve parlayan bir yıldız yap ki, insanların kalplerini, Senin Epha Melekûtunun nurlarıyla aydınlatabileyim….”

( Evvelce tercümesi yapılmamış Levih’ten alıntı )

Bilgiyi arttırmak gayesiyle hanım toplantıları tertiplemek tamamen kabûle şayandır, ancak tartışmalar eğitim sorunları ile sınırlandırılmış olmalıdır. Meşveretler gün geçtikçe farklılıkları giderecek ve Tanrı korusun, kadın-erkek münakaşasına yol açmayacak bir şekilde olmalıdır. Çarşaf ve peçe meselesinde aklıselimle hareket edilmelidir. Günümüzde kadın, bireysel olarak, tüm hemcinslerine ebedi ihtişam sebebi olacak ve onların hepsini aydınlatacak bir hareket çizgisi izlemelidir. Bu da, nasıl öğreteceğini öğrenmek, ayet ve Levih’leri okumak için toplantılar yapmak, alâmetleriyle zahir Tanrı’ya dualar etmek ve kızlar için eğitim programları yapmak gibi konuları içermektedir. Hz. Tahire’nin öğretmek için kullandığı yöntemi düşününüz. O her şeyden arınmış olduğundan çevresine nurlar saçıyordu.

------------------------------------------

( 1 ) Bu Levih Washington’da Bn. Pocahontas adlı birine hitab ediyor. Fadıl Mazandarani’ye göre hitab edilen zenci bir kadındı. Bakınız “ Tarikh-i Zuhuru’I-Haq”, cilt 8, Kısım 2, sayfa 1209 ( Tahran: Bahai Yayın Evi, 132 Bahai Yılı ) Amerika Merkezi Ruhani Mahfili Arşivlerinden verilen bilgiye göre B. Louis Gregory, Washıngton D.C. Bahai cemaati tarihinde, bir zenci Bahai olan Bn. Pocahontas Pope’dan bahsediyor, bu kişinin aynı kimse olduğu olasıdır. Bn. Pope Bahai Dinini, Alma ve Fanny Knobloch’dan ve Joseph ve Pauline Hannen’den öğrenmiştir. Bugün Bn. Pope hakkında bundan başka bilgi yoktur.



Kadın alemi politik değil, ruhani bir alem olmalıdır ki nur saçıcı olabilsin. Başka milletlerin kadınları politik meseleler içerisine gömülmüşlerdir. Ancak bunun yararı nedir ve ne sağlayacaktır? Sen gücünün yettiği derecede Tanrı Kelâmını yüceltmeye ve O’nun kutlu kokularını yaymaya yarayacak ruhani şeyleri sarılmalısın. Hal ve tavırların herkesle uyumluluğa, birlik, beraberlik ve hoşnutluğa yol açıcı olmalıdır…. (1)



Ben, Hz. Bahaullah’ın teyid ve yardımlarıyla, kadın alemini, herkesi hayretlere düşürecek bir ilerletme ve geliştirme gayreti içerisindeyim. Sözünü ettiğimiz ruhaniyetteki, faziletteki, beşeri olgunluktaki ve ilahî bilgideki gelişmelerdir. Kadın özgürlüğünün beşiği olan Amerika’da hanımlar hâlâ nafile tartışmalarla siyasi kurumlardan dışlanmaktadırlar. . . . İşlerin hikmet icaplarına uygun yürüyebilmesi için, sükûnetle hareket edilmelidir. Aksi halde öyle bir karışıklık meydana gelir ki, sen her şeyi terk edip çareyi kaçmakta bulursun. “ Bu yeni doğmuş bebek, yüz yılda yürünebilecek yolu tek bir gecede katediyor.” Sözün kısası, siz şimdi erkeklerle mücadele ile değil halis ruhani meselelerle meşgul olmalısınız. Abdülbaha’nın gerekli tedbirleri en uygun şekilde alacağından kuşkunuz olmasın. Nihayette sen kendin “ Bu gerçekten en üstün hikmet idi. “ diye haykıracaksın. Ben size şu kadın-erkek mücadelesine bir son vermeniz için çağrıda bulunuyorum. . . . Hiç kimse yalnız başına bir şey başaramaz. Abdül-Baha hoşnut edilmeli ve desteklenmelidir.

( Evvelce tercümesi yapılmamış Levih’ten alıntı )

---------------------------------------------------------------------

Ey cariye, bil ki, Baha’nın nazarında kadınlar erkeklerle bir sayılmış olup, Tanrı tüm insan cinsini kendi suret ve benzeri üzere yaratmıştır. Bu demektir ki, kadın ve erkek O’nun isim ve sıfatlarının açıklayıcıları olup aralarında ruhaniyet açısından hiçbir fark ve üstünlük yoktur. Kadın veya erkek, Tanrı’ya daha yakın gelen en çok beğenilendir. Kendisini Baha’ya adamış, sadık ne kadar çok hanım O’nun koruyucu gölgesinde erkeklere üstün gelmiş ve tanınmış kimseleri geride bırakmışlardır.

----------------------------------------------------------------------------

(1 ) Bu öğüt o zamanlarda İran Bahai kadınlarına söylenmişti. Diğer Levih’lerde, prensipte açıkça belirtilmiştir ki, kadınların toplum hayatının tüm aşamalarında yer almaları teşvik edilmiştir.



Bu meyanda Umumi Adalet Evi Kanunları mucibinde erkeklerle ( 1 ) sınırlanmıştır. İlahi hikmetin bir gereği olan bu meselenin sebebi çok geçmeden gün gibi aşikâr ortaya çıkacaktır.

( “Selection from the Writings of Abdu’l-Baha,1978 World Centre Edition s. 79-80 “ )

-------------------------------------------------------------------------

---------------------------------------

( 1 ) Diğer alıntılardan da anlaşıldığı üzere, üyeliği erkeklerle sınırlı olması sadece dünya Adalet Evi’ne mahsustur. Merkezi ve Mahalli Adalet Evleri bunun dışındadır



Hz. Bahaullah’ın öğretilerinden bir tanesi de, kadın-erkek eşitliğidir. İnsanlık alemi iki kanatlı bir kuşa benzer. Kanatlardan birisi kadın diğeri ise erkektir. Kanatlardan her ikisi de eşit derecede gelişemediği sürece kuş uçamaz. Yani kanatların bir tanesi zayıf kalacak olursa, uçuş mümkün değildir. Bunun gibi, kadın alemi fazilet ve erdemlikte erkek alemine eşit olamaz ise, insanlığın başarı ve gelişmesi, erişmesi gereken düyin gerisinde kalacaktır.

( “ Selections fdom the Writings of Abdu’l-Baha”, 1978 World Centre Edition,s. 302 )

---------------------------------------------------------------

Gerçekçilik Güneşi Kelimetullah, bu nurlu asırdan ötürü kendisini tüm insanlığa açık seçik göstermiştir. İnsanlık gizli güçlerinden bir tanesi olan, hanımların kabiliyet ve yetenekleri, İlahi aydınlığın parlak ışıkları bu çağda öyle bir uyanıp açığa çıkmıştır ki, kadın-erkek eşitliği artık kabul edilir bir gerçek olmuştur….

Günümüzde insan, gerçek bilgiye ve doğru sonuçlara varabilmesi için hakikati, tarafsız ve bağnazlıklardan arınmış olarak araştırmalıdır. O zaman kadın ve erkek arasındaki eşitsizliği oluşturan sebep nedir? Her ikisi de insandırlar ve yetenekleriyle işlevlerinde birbirlerini tamamlayandırlar. Demek ki başlıca neden, erkeklerin çağlar boyu yararlandıkları fırsatlardan ve özellikle eğitim imtiyazlarından kadın mahrum edilmiş olmasıdar.



Gerçek olan şudur ki, bütün insan cinsi erkeklik ve dişiliğin ötesinde, kul ve yaratıklar olup Tanrı nazarında hepsi de insandır. Adam kelimesi jenerik bir ifade olup tüm insanlık için kullanılmıştır. Kitap-ı Mukaddes’te “ Adamı kendi suretimiz üzere yarattık “ tabiri, kadının yaratılmadığı anlamına gelmez. Tam tersine, Tanrı sureti kadında da tezahür eylemiştir. Arapça ve Farsça’dan İngilizce’ye “ adam “ diye çevrilmiş iki belirgin sözcük vardır. Bunlardan bir tanesi ile kadın ve erkek yani tüm Ademoğulları “ adam “ diye nitelendirilmiş ancak bir değeri ile de erkek kadından ayırt edilmek için “ adam “ diye isimlendirilmiştir. Birinci sözcük ve onun zamiri jenerik ve genel iken, ikinci sözcük münhasıran erkek içindir. Bu İbranice’de de aynen böyledir.



Tanrı’nın varlık aleminde kastetmediği bin mana ve istemediği bir farkı kabullenip ona sarılmak cehalet ve bağnazlığın ta kendisidir….



Umudumuz, eşitlik sancağının, henüz tanınmadığı beş kıtada yükselmesidir. Bu Batılı kadının aydın dünyasında Doğulu kadının alemine nisbetle fersah fersah ileriye gitmiştir. Bir kez daha bilinsin ki kadın-erkek eşitliğinin önemi anlaşılıp kabul edilmediği müddetçe, sosyal gelişme hiçbir yerde mümkün olmayacaktır. Zira insanlık birisi kadın diğeri erkek olmak üzere iki kısım ve üyeden oluşmaktadır. Bu iki üye ve kuvvette eşit olmadan, insanlığın birliği, mutluk ve refahının gerçekleşmesi mümkün olmayacaktın. Tanrı bilir ya, bu böyle de olacaktır.

(“ The Promulgation of Universal Peace,” 1982 U.S., s. 74-77 )



---------------------------------------------------------------

İnsanlık bugün, aydınlık saçan bu asrın kendisine özgü ve son derece önemli sorunlarıyla karşı karşıya bulunmaktadır….



Bu sorunlardan bir tanesi de kadın hakları ve onun erkek ile eşitliğiyle ilgilidir. Eski devirlerde kadın, erkeğe denk tutulmamış ve hatta anatomik ve yaratılış olarak dahi erkekten aşağı görülmüştü. Kadın özellikle akıl ve anlayışta erkekten aşağı varsayıldığından, önemli ve ciddi konulara karıştırılmaması görüşü dünyanın her yanında hakim bir olgu idi. Bazı ülkelerde erkekler o derece ileri gitmişlerdi ki, kadınların insandan daha aşağı bir yaratık alemine ait olduğu inancını öğretip yaymışlardı. Ancak sırların açığa çıktığı bu nurlu asırda, bunun tümüyle cehalet ve hatanın eseri olduğunu, Tanrı bütün insanlığın gözü önünde ispatlıyor. Kadın ve erkek alemlerinin birbirini tamamlayan, birleşik insanlığın eşit kısımlarını oluşturan insanlar olmaları nedeniyle arada hiçbir farkın olamayacağı gerçeği en güzel şekliyle ortada durmaktadır. Eski devirlerde şartların kadına fırsat tanımazlığı nedeniyle onlar, eğitim hak ve imtiyazlarından mahrum edilerek kendi hallerine terkedilmişlerdi. Bunun doğal sonucu olarak ta onlar hiçbir gelişme gösteremezlerdi ve zaten gösteremediler de. Hakikatte bütün beşeriyeti yaratan Tanrı’nın nazarında dişi ve erkek farkı yoktur. O’nun nazarında ister kadın, ister erkek olsun temiz yürekli kimseler makbûldür. Tanrı insanların amellerine bakar ve onlara “sen kadın mısın, yoksa erkek misin? “ diye sormaz. Eğer davranışları makbul olursa, Yüce Zat’ın kutlu eşiğinde, kadın ve erkek eşit şekilde kabul ve mükafat

göreceklerdir.

(“The Promulgation of Universal Peace,” 1982 U.S. Edition, s. 133 )

---------------------------------------------------------------------------



İnsanlık alemi, birbirini tamamlayın, kadın ve erkek diye iki kısımdan meydana gelmiştir. Bunlardan bir tanesi kusurlu olursa diğerinin de noksanlığı kaçınılmaz olacak ve neticede mükemmelliğe varılamayacaktır. İnsan vücudunda fonksiyonel eşitliğe sahip, birisi sağ diğeri sol olmak üzere iki el mevcuttur. Bunlardan bir tanesi özürlü olursa, bütüne ait bu özürlülük doğal olarak öteki kolu da etkileyecektir. Her iki el de mükemmel olmadığı sürece başarı tam olamaz. Bu sebeble biz bir elin kusurlu olduğundan bahsedersek öteki elin de yetersizlik ve aczini ispat etmiş oluruz, zira tek elli bir vaziyette tam bir randıman yoktur. Fiziksel başarının ancak iki el ile tam olması misalindeki gibi, sosyal yapının iki üyesi olan kadın ve erkekle mükemmel ve tam olmalıdırlar. Taraflardan birisinin gelişmemiş kalması doğal olmadığı gibi, her ikisinin de mükemmele varamaması halinde insanlığın mutluluğunun gerçekleşmesi olası değildir.

(“ The Promulgation of Universal Peace,” 1982 U.S. Edition, s. 134 )

-------------------------------------------------------------------------------



Kadının cahil kalması onun için en iyisidir inancında olan Doğu zihniyeti nedeniyle eski devirlerde kadının durumu son derece aşağılanmış idi. Onun dünyada olup bitenden haberdar olmaması için, okuma-yazma bilmemesi tercih ediliyor ve sırf çocuk yetiştirmek ve ev işlerine bakmak için yaratıldığı varsayılıyordu. Kadının eğitim kurumlarına devam etmesinin, iffet ve ahlâka aykırı addedilmesi, onun dışarıya açılan bir penceresi dahi bulunmayan bir eve hapsedilmesine neden oluyordu. Hz. Bahaullah bu fikirleri kökünden yıkarak, kadın-erkek eşitliğini ilan etti. O tüm hanımların eğitilmesini emrederek, kadın-erkek herkesin eşit haklara sahip olduğunu ve her iki cinsiyetin eğitimlerinde farklılık olmaması gerektiğini bildirmekle kadına lâyık olduğu saygın konumu iade etti. Tanrı katında cinsiyetin bir özelliği yoktur. Düşüncesi temiz, eğitimi üstün, ilmî başarıları büyük, hayırseverliği fazla olanlar ister kadın, ister erkek olsun, ister siyah, ister beyaz olsun tüm meziyetleriyle mümtaz olur ve bundan başka bir fark ta yoktur.

(“ The Promulgation of Universal Peace,” 1982 U.S. Edition, s. 166

-----------------------------------------------------------------------



Kadının ilerleme ve becerilerindeki eksiklik, onun fırsat ve eğitimindeki eşitlik ihtiyacına bağlı olagelmiştir. :u eşitlik ona verilmiş olsaydı, şüphe yok ki, o da kabiliyet ve kapasitede erkeğin muadili olacaktı. İnsanlığın mutluluk ve esenliği kadın ve erkeğin eşit derecede gelişmesine bağlı olarak gerçekleşecektir, zira onların her ikisi de birbirlerinin yardımcısı ve tamamlayıcısıdırlar.

(“ The Promulgation of Universal Peace”, 1982 U.S. Edition, s. 182 )

----------------------------------------------------------------------------



O kadın-erkek eşitliğinin temellerini atmıştır. Bu Hz. Bahaullah’ın öğretilerine özgü bir prensiptir, çünkü diğer bütün dinler, erkeği kadına üstün tutmuştur.

(“ The Promulgation of Universal Peace”, 1982 U.S. Edition, s. 455 )

--------------------------------------------------------------------------------



Kadın yeryüzünde erkekle eşit haklara sahip, dinde ve toplumda çok önemli yeri olan bir varlıktır. O kendisi için mümkün olan en yüce mertebeden menedildiği sürece erkeğin de mukadder mertebesine yükselebilmesi mümkün olmayacaktır.

(“ ParisTalks,” 1961 U.K., s.133 )

--------------------------------------------------------------------------------



İnsan aleminde kadın her zaman aşağı görülmüş, eşit hak ve imtiyazlardan mahrum edilmiştir. Bu durum doğal olarak değil, fakat eğitime bağlı olarak meydana gelmiştir. İlahi yaratılışta böyle farklılıklar mevcut olmayıp, Tanrı katında cinsiyetlerin hiçbirisinin diğerine karşı üstünlüğü yoktur. O halde cinsiyetlerinden birisinin diğerini, Tanrı’dan yetki almışçasına aşağı görmesi ve bu iddia ile tüm hak ve imtiyazlara sahip çıkması neden? Eğer hanımlar erkeklerin eğitim avantajlarına aynen sahip olsalardı, sonuçta her ikisinin de ilim ve irfanda, bilgi ve yetenekte eşit oldukları görülecekti.



Hatta bazı bakımlardan, kadının erkekten üstün olduğu söylenebilir. Şöyle ki, o daha müşfik, daha duyarlı ve altıncı hissi daha keskindir.

(“ Paris Talks”, 1961 U.K. Edition, s. 161 )

---------------------------------------------------------------------------------



Tanrı katında birbirlerinden üstün olmamaları nedeniyle kadın ve eğrin haklarına eşit derecede saygı gösterilmesi İlahi Adalet’in bir gereğidir. Beşerî faziletlerin kadın ve erkeğe eşit derecede ait olması dolayısıyla, Tanrı huzurundaki saygınlık cinsiyete değil, yüreğin temiz ve aydın olmasına bağlıdır.

(“ Paris Talks”, 1961 U.K. Edition, s. 162 )

---------------------------------------------------------------------------------



Hz.Bahaullah’ın Emrinde Kadın, erkek ile omuz omuza olup, hiçbir faaliyette geride bırakılmayacaktır. Onlar erkeklerle eşit haklara sahip olacak ve siyasetin tüm idari kadrolarında görev alacaklardır. Emin olunuz ki onlar, insan aleminin en yüce mertebesi sayılacak olan her makama erişip katılacaklardır. Şimdiki koşullara göz atacak olursanız, uzak olmayan bir gelecekte kadın aleminin tam bir ihtişam ve parlaklık içine gireceğini göreceksiniz, zira bunun böyle olmasını Hz. Bahaullah istemişlerdir.



Seçim zamanı oy verme hakkı dahil, beşeri faaliyetlerin her kesiminde onun lâyık olduğu yeri alması kaçınılmaz ve inkar edilmez olup bunu önlemeye veya geciktirmeye hiç kimsenin gücü yetmeyecektir.



Ancak kadınların iştirak etmesinin uygun olmadığı bazı meseleler de mevcuttur. Örneğin bir düşman hücumu karşısında, toplumun hararetli bir savunma içinde bulunduğu zamanlarda hanımlar askeri hizmetlerden muaf tutulmuşlardır. Vahşi ve barbar kavimlerin ülkeye amansızca saldırıp katliam ve soykırım yapmak istedikleri bir zaman dahi olabilir. Savunmanın kaçınılmaz olduğu böyle bir durumda, gerekli tedbirleri alıp uygulamak kadının değil, erkeğin görevidir, zira, savunma amacıyla olsa dahi katliamların dehşetine ve onun korkunç manzarasına kadının şefkatli yüreğinin tahammülü yoktur. Bu ve bunun gibi durumlar da hanımlar ilgili teşebbüsten muaf tutulmuşlardır.



Hz. Bahaullah Adalet Evi teşkilatı ile ilgili olarak, erkeklere hitaben, “ Siz ey Adalet Evi’nin adamları “ diye buyuruyorlar. Ancak üyelerinin seçileceği zaman, kadın seçim ve tercih hakları tartışılmazdır. Kadın gelişimin ileri derecelerine ulaşınca, yer zaman ve kabiliyetlerinin icabı olarak daha birçok olağanüstü imtiyazlar elde edecektir. Sözlerime güveniniz ve Hz. Bahaullah’ın büyük çapta günlendirdiği “Kadın Davası” ile onların hak ve imtiyazları, Abdülbaha’nın çok aziz tuttuğu prensiplerden bir tanesidir, bundan kuşkunuz olmasın. Erkeklerin hanımlara hitap ederken şöyle konuşacakları günler er geç gelecektir: “Sen kutlusun! Sen hergüzel şeye lâyıksın. Sen ilim ve sanatta, fazilet ve erdemlikte erkeğe denk, şefkat, merhamet ve muhabbette ise ondan üstünsün. Bu sebeple ebedi izzet tacının başına takılmasına sen gerçekten layıksın.”

(“ Paris Talks”, 1961 U.K. Edition, s. 182-184 )

----------------------------------------------------------------------------------



Günümüzde çarpıcı bir gelişme gösteren doğulu kadın, eskiden İran, Hint ve tüm diğer doğu ülkelerinde insan bile sayılmıyordu. Bazı Arap kabileleri, kadınlarını da hayvanları ile birlikte sayarlar ve hatta lisanlarında kadın ile eşek aynı isimle anılırdı. Onlara göre bir adamın serveti olduğu bu gibi yük hayvanlarının sayısı ile ölçülürdü. O zamanlar bir adama yapılacak en kötü hakaret ona “ Kadın Herif ! “ diye bağırmaktı.



Bu durum Hz. Bahaullah’ın zuhuru anından itibaren değişmiştir. O cinsiyetler arasındaki farklılığı kaldırarak onların bütün yeteneklerde eşit ve aynı olduklarını ilan etmiştir.



Eski devirlerde kadının okuma-yazma bilmemesinin daha akıllıca olacağı düşünülmüştü. O cahil bırakılarak sadece sıkıcı işlerle oyalanmaya mahkûm edilmişti. Hz. Bahaullah kadın eğitiminin, erkeğinkinden daha önemli olduğunu vurgulamıştır. Anne cahil ise, baba âlim de olsa çocuğun eğitiminde kusurlar olacaktır, zira eğitim çocuk daha memede iken başlar. Süt çocuğu, bahçevanın istediği gibi terbiye ettiği taze bir dal gibidir.



Doğu, kadınını eğitmeye artık başlamıştır. İran’da zekâ ve yeteneğini ulemanın dahi inkâr edemeyeceği ve bu Emir sayesinde kurtuluşa kavuşmuş pek çoğu şair olmak üzere, korku nedir bilmez hanımlar zümresi mevcuttur.



Umut ederim ki, Avrupa kadını içerisinde de aynı derecede gelişmeler meydana gelsin ve her biri ışık gibi parlayarak melekûtun müjdesini etrafa yayan ve gerçekten erkeğe yardımcı hatta ondan da üstün, ilimde mahir, feragatli kimseler olarak kadın ile erkeğin eşit haklara sahip olduğu gerçeğini tüm dünyaya ispatlasınlar. Böyle bir kadını görmek, benim için büyük bir sevinç ve neşe vesilesi olacaktır. Bu yararlı bir iştir ve kadın ancak bununla meleküta girecek ve aksı takdirde ise hiçbir sonuç elde edilmeyecektir.

(“ Abdu’l-Baha on divine Philosophy”, 1917 Edition, s. 81-83 )

---------------------------------------------------------------------------------



Dünya’nın kaba kuvvetle yönetildiği eski devirlerde, bedensel ve aklî yönden daha saldırgan niteliklere sahib olan erkek, kadını hakimiyeti altına alınmıştı. Ancak denge henüz kurulmamış ve kaba kuvvetin giderek önemini yitirdiği ve kadının daha güçlü olduğu uyanık zihinlilik, sezgi ve sevgi ve hizmet gibi ruhani değerlerin önem kazandığı görülmektedir. Bundan dolayı yeni devir, daha az erkil, ve dişil ideallere daha fazla açık olacaktır. Daha doğrusu yeni devirde uygarlığın erkil ve dişil elemanları daha dengeli ve uyum içerisinde olacaklardır.

(“ Baha’u’llah and the New Era”, 1976 U.S. Edition, s. 156 )

---------------------------------------------------------------------------------------------



Emrin Velisi Adına Yazılan Mektuplardan Alıntılar :



Bahai öğretilerinde kadının durumu lâyıkıyla ortaya konulacak olursa, şüphesiz ki, büyük bir dikkat cezp edecektir; zira adı geçen öğretiler sadece yasal değil, fakat aynı zamanda ruhani ve eğitseldir. Bizim ideallerimiz o kadar yüce ve aynı zamanda o kadar uygulanabilirdir ki, kıyaslanacak olsa diğer bütün görüşler onun yanında kısır ve cüce kalır.

( 7 Ocak 1931 Bir Merkezi Ruhani Mahfile )

-----------------------------------------------------------------------------------------------



Dünya Adalet Evi’ne üyelikle ilgili sorunuza gelince, Dünya Adalet Evi’ne üyeliğin sadece erkeklere mahsus olduğunu, ve bunun da hikmetinin ancak ileride anlaşılacağını kesin olarak ifade eden, Hz. Abdülbaha’nın bir Levh’ine dikkatinizi çekmek isterim. Bununla beraber kadınlar, Mahalli ve Milli Adalet Ev’lerine üyelik hakkına tam olarak sahiptirler. Demek oluyor ki onlar, sadece Umumi Adalet Evi’ne seçilemezler. Bahailer Hz.Abdülbaha’nın bu ifadesini derin bir iman ruhuyla kabullenmeli, o sözlerin arkasında ilahi yol göstericilik ve hikmet bulunduğunu, bunun da yavaş yavaş alemin gözü önüne serileceğinden emin olmalıdırlar.

( 28 Temmuz 1936 bir ahbaba yazılmıştır )

----------------------------------------------------------------------------------------------------



Hz. Abdülbaha’nın bir Levih’lerinde buyurdukları gibi, Dünya Adalet üyeliği erkeklere mahsus olup, bunun sebep ve hikmeti ileride güneş gibi aşikâr olacaktır. Bahai’ler, Hz. Abdülbaha’nın apaçık izahlarında da görüleceği gibi bazı haller müstesna olmak üzere ve erkeğin eşit haklara sahip olduğunu her halde bilmelidirler. Hanımların, Dünya Adalet Evi üyeliğinden muaf tutulmaları, sözü edilen istisnaî bir durum olup sürpriz sayılmamalıdır. Kadın ile erkeğin işlevlerinde eşitlik olmaması gerçeği, taraftarlardan herhangi birisinin diğerinden, yaratılışça daha üstün veya daha aşağı olduğu, veya haklara sahip olmadıkları anlamına gelmemelidir.

( 14 Aralık 1940 Bir Merkezi Ruhani Mahfil’e )

------------------------------------------------------------------------------------------------



Yüce Umumi Adalet Evi’nin Mektuplarından Alıntılar :



Emrin Velisi’nin yazılarında da görüldüğü gibi Hz. Bahaullah’ın kadın ile erkek arasında koymuş bir Kanun, - yazılarda aksi belirtilmemiş olması kaydıyla -, ters yönde de geçerli sayılır. Şöyle ki, bir adamın, babasının karısı yani üvey annesi ile evlenmesi Akdes Kitabı’nca yasaklanmış olup, bunun tersi de, yani, bir hanımın üvey babası ile evlenmesi de dolayısıyla yasaklanmış olur.

( 28 Nisan 1974 bir ahbaba yazılmıştır. )

----------------------------------------------------------------------------------------------



Kadın- erkek eşitliği hakkındaki sorunuzla ilgili olarak, Hz. Abdülbaha’nın da sık sık belirttikleri gibi, bu, Hz.Bahaullah’ın temel prensiplerinden bir tanesi olup, Akdes Kitabı’nın Kanun ve Nizamları bu temel prensip ışığında çalışılmalıdır. Kadın erkek eşitliği, fizyolojik açıdan imkânsız olduğu gibi fonksiyonel özdeşlik anlamında da olamaz. Bazı şeylerde kadın erkekten üstün iken, değir bazılarında erkek daha münasip ve bir çok şeylerde ise cinsiyet farkının hiçbir rolü yoktur. Sözü edilen fonksiyonel farklılık en açık şekliyle aile yaşamında görülmektedir. Annelik yetenekleri için erişilesi zor pek çok ifadeler, Bahai Kanunlarında yer almaktadır. Örneğin, bir kimsenin tüm çocuklarının eğitim ve öğretimini sağlaması mümkün değilse, bu durumda kız evlâda öncelik tanınır, çünkü, gelecek neslin ilk eğiticileri anneler olacaktır. Ayrıca fizyolojik nedenlerle, hanımlara oruçta bazı muafiyetler sağlanmıştır ki erkekler için aynı şey söz konusu değildir.

( 24 Temmuz 1975 bir ahbaba yazılmıştır )

----------------------------------------------------------------------------------------------





Halledilmesi gereken birinci mesele, günümüzün dünyasının iliklere işlemiş, karmaşık ihtilaflarının, uyumlu bir işbirliğinin hakim olacağı bir dünyaya nasıl dönüşebileceği sorunudur.



Dünya düzeni ancak ve sadece, tüm beşeri ilimlerin teyid ettiği ruhani gerçek olan “ İnsan Birliği “ şuurunun sarsılmaz temelleri üzerine kurulabilir. Antropoloji, Fizyoloji, Psikoloji,yalnız ve tek bir insan nevini tanımakta olup, sayısız farklılıklar, hayatın ikinci derecede önemli haiz yönlerindedir. Bu gerçeğin tanınması için ırk, renk, sınıf, soy, milliyet, cinsiyet ve derece gibi maddi medeniyete ait ve insanların kendilerini başkalarından üstün görmelerine yol açan her türlü bağnazlığın terk edilmesi gerektir.



İnsanlığın birliğinin kabulû, dünyanın bir ülke gibi ve insanlar için bir yuva olarak yeniden düzenlenip idare edilmesi için ilk temel ön şarttır. Dünya barışını sağlamak için girişilecek herhangi bir teşebbüsün başarısı, adı geçen ruhani prensibin evrensel boyutta benimsenmesiyle mümkün olacaktır.

( Ekim 1985 )

-------------------------------------------------------------------------------------



Umumi Adalet Evi Adına Yazılmış mektuplardan Alıntılar:



Hz. Abdülbaha’nın da sık sık ikaz ettikleri gibi, kadın ve erkeğin, Emir’de genel bir eşitlik içinde olmaları, Hz. Bahaullah’ın temel prensiplerinden olup, O’nun Akdes Kitabı’ndaki “ Adalet Adamları “ ifadesi bu prensip ışığında değerlendirilmelidir.

( 29 Haziran 1976 bir ahbaba yazılmıştır )

---------------------------------------------------------------------------------------



Hz. Abdülbaha, “ Bu ilahi çağda Tanrısal bağışlar kadın alemini sarıp kuşatmıştır. Bir kere kadın erkek eşitliği, birkaç önemsizşey dışında, tam ve kesin olarak ilan edilmiş ve farklılıklar tamamen ortadan kaldırılmıştır.” Buyuruyorlar. Kadın ve erkeğin bazı tipik ve fonksiyonel farklılığı, doğanın kaçınılmaz bir gereğidir. Önemli olan O’nun bu gibi farklılıkları, cinsiyetler arasında “ Önemsenmeye değmez “ bulmuş olmasıdır.

( 8 Ocak 1981 bir Merkezi Ruhani Mahfil’e )

-----------------------------------------------------------------------------------------



Kadın ve erkeğin temel ve belirgin vesıflara sahip olduklarını belitmekte haklısınız. Sizin de doğru olarak müşahade ettiğiniz gibi, Hz. Bahaullah’ın öğretilerinde sunulan çözüm, kadının erkek veya erkeğin kadın olması değildir. Hz. Abdülbaha, kadın ile erkeğin nitelik ve işlevsel açıdan birbirlerinin “ tamamlayıcısı “ olduklarını öğretmekte, bize problemin anahtarını sunmuş oluyor. “ Yeni devir, öyle bir devir olacaktır ki, onun uygarlığında erkil ve dişil elemanlar daha güzel bir denge içerisinde bulunacaklardır. “

( 22 Nisan 1981 bir ahbaba yazılmıştır )

----------------------------------------------------------------------------------------



Kadın-erkek eşitliği ile ilgili Bahai prensibi, öğretilerde açıkça belirtilmiş olup, kadın ve erkek arasında bazı alanlarda fonksiyonel ( işlevsel ) farklılıklar bulunması hakikati, adı geçen prensibe ters düşmeyeceği gibi, onu olumsuz da kılmayacaktır diye söylemek yardımcı olabilecektir.

( 23 Ağustos 1984 bir ahbaba yazılmıştır )

---------------------------------------------------------------------------------------------



II. Kadının İlerlemesinde Eğitimin Rolü :



Hz. Bahaullah’ın Yazılarından Alıntılar :



Anne ve babaların sorumlu bulunduğu ödevlerden birisi de, çocuklarını Emir’de sağlam yetiştirmektir, zira her övülmeğe değer amel dinin ışığından doğup parlar. Bu en yüce bağışı hafife almak veya ihmal etmek, çocuğun hiçbir kötülükten kaçamamasına ve de herhangi bir iyiliğe varamamasına neden olacaktır.

( “ Bahai Education, a compilation”,1976 World Center Edition,s. 6 )

-------------------------------------------------------------------------------------------





Hz. Abdülbaha’nın Söz ve Yazılarından Alıntılar:



Tanrı’ya şükürler olsun ki, Bahai hanımlar Emri nasıl tebliğ edeceklerini, öğretilerin hoş kokularını etrafa nasıl saçacaklarını öğrenmek ve çocukları nasıl eğiteceklerini tesbit etmek için toplantılar tertiplemişlerdir.



Toplantılara katılanlar, tüm olanaklarıyla kız çocuklarının talim ve terbiyesi ile bilhassa ilgilenmelidirler. Şöyleki, onlara ilmin çeşitli dallarında eğitim vermek, iyi davranışlar, mükemmel bir yaşam tarzı, iyi karakter kazanılması, iffet ve ahlâk, güç ve kararlılık, amaçta sebat ve istikamet, ev idaresi, çocuk eğitimi ve özellikle kız çocukları için gerekli her şey göz önünde bulundurulmalıdır. Bu eğitim Bahai kızlarının güzel karakterlerini koruyarak onların erdemlik kalesinde yetişmeleri gayesine yönelik olmalı ki, bir gün anne oldukları zaman onların da kendi çocuklarını daha beşikte iken iyi karakterli ve güzel huylu olacak şekilde yetiştirebilsinler.



Bunun yanında onlara bedenin korunması ve sağlıklı yaşamanın yolları ile çocuk sağlıklı hakkında da bilgiler verilmelidir.

(“ Selections from the Writings of Abdülbaha”, 1978 World Centre Edition, s. 123-124 )

--------------------------------------------------------------------------------------



Oradaki hanımların kılavuzlanması için çalışınız. Genç kızlarla çocukları eğitiniz ve böylece annelerin kendi yavrularını daha ilk günden mükemmelen eğitebilmelerine, onları insanlığın tüm faziletlerine kılavuzlamalarına, onların kötü ve yaraşmaz huylar edinmelerine engel olup, onları Bahai Eğitimi sinesinde besleyip büyütmelerine yardımcı olunuz. Böylece, Tanrı’nın ilim ve sevgisi bağrında beslenen bu küçük yavrular, insanlık vakar ve doğruluğu ile büyüyüp gelişecekler, mücadele, dayanma azmi ve kararlılığını kazanacaklardır. Bu sayede onlar, her şeyde sebat etmeyi, ilerleme azim ve iradesini, üstün zeka ve kararlılığı, temiz ve iffetli bir hayat tarzını öğreneceklerdir. Bunların sonucu olarak onlar, üzerlerine aldıkları her şeyi başarıyla sonuçlandıracak nitelikleri elde edeceklerdir.



Çocukların eğitimi ile ilgili her şeyin birinci derecede önemli olduğunu annelerin anlamasını sağlayınız. Onların bu alanda her türlü gayreti göstermelerini, zira ağacın yaş iken eğildiğini onlara söyleyiniz. Şu halde yavrularını, bir bahçıvanın fidanlarını yetiştirdiği gibi yetiştirmeleri annelere farzdır. Onlar gece gündüz uğraşarak, çocuklarının kalplerine Tanrı sevgisi ile Tanrı korkusunu, iman ve kesin inancı, tüm iyi niteliklerle güzellikleri yerleştirsinler. Bir anne çocuğunu başarılarından ötürü her zaman takdir ve tebrik ederek onun yüreğini sevindirsin. Diğer taraftan kötülüğün en küçük bir izine dahi rastladığı zaman ise ona nasihat ederek ceza versin. İlgili suç ve hata, çok küçük sözlü bir cezayı gerektirse dahi, bunu akıl ve mantık çerçevesinde mutlaka yapsın. Ancak çocuğu vurmak veya onu horlayıp küçük düşürmek kabûle şayan değildir. Dayak ve aşağılanma çocuğun karakterini tümüyle altüst edecektir.

(“Selections form writings of Abdu’l-Baha”, 1978 Word Centre Edition. S. 124-125 )

--------------------------------------------------------------------------------------------



….. çocuklarını hem terbiye etmeleri ve hem de okutup eğitmeleri her anne-babaya mecburidir. Yani kız ve erkek, hiçbir çocuğun cehil kalmayacağı bir dereceye kadar eğitim görmelidir.

(“Selections from the Writings of Abdu’l-Baha”, 1978 World Centre Edition. S. 127 )

--------------------------------------------------------------------------------------



Hz. Abdülbaha’nın en büyük sevinci, Cemal-i Mübarek’in cariyeleri arasında eğitilmiş olanların bulunduğunu görmektir. Şöyle ki, onlar feragatin özü ve varlık aleminin esrarından haberdar olarak, İsm-i Azam’ı övmek ve anmak için seslerini o şekilde yükseltsinler ki, Melekût köşkü sakinleri cezbe tutulup mest olsunlar. Ayrıca onlar nesir ve manzum dualar okuyarak İlahi ayetleri nağmelerle terennüm etsinler.



Ben senin onlardan birisi olacağını ve etrafa inciler saçarak O’nun anısı ve övgüsü ile sürekli meşgul olacağını, O’nun isim ve sıfatlarını yüceltip yükseltmek için İlahi methiyeler terennüm edeceğinin özlemini ve umudunu besliyorum.

( Evvelce tercümesi yapılmamış Levih’ten alıntı )

-------------------------------------------------------------------------------------





Kız okulları hakkında yazan ey saygın hanım ! Daha önce yazılmış olanlar, halen geçerliliğini korumaktadır. Kızlar okullarda ve öğrenim kurumlarında, ilim ve bilginin, sanat ve fennin her dalında eğitim görmedikçe ve ilahi terbiyeden mahrum kaldıkları sürece dünyada hiçbir ilerleme olmaz. Gün gelecek, bu kızlar da anne olacaklar,ve çocuklarına ilk eğitimi verip onların iç alemine, kalplerinin ta özüne faziletler aşılayacaklardır. Anneler, çocuğun iyi karakter ve güzel davranış sahibi olmasını teşvik eder, onu kötülüklere karşı uyarır, zorluklar karşısında kararlılık, sebat ve metanet göstererek gelişme ve ilerleme yollarında ona cesaret verirler. İşte bu sebepledir ki kız çocuklarının eğitimi gerekli ve elzemdir. Bu konu çok büyük bir önemi haiz olduğundan, düzen, tertip ve idaresi Ruhani Mahfilin gözetimi altında olmalıdır.

( Evvelce tercümesi yapılmamış Levih’ten alıntı )

--------------------------------------------------------------------------------------------





İçinde bulunduğumuz bu muhteşem çağda, bilginin her dalında, bilim ve sanatlarda, ayrıca bu eşsiz devrim tüm harikalarında tam bir bilgi sahibi olmaları ve bu suretle de çocuklarına daha beşikte ikin mükemmel bir terbiye ve eğitim vermeleri kızlar için şart ve mecburidir.

( Evvelce tercümesi yapılmamış Levih’ten alıntı )

-----------------------------------------------------------------------------------------------



Bunun da ötesinde, kadının eğitimi, erkeğin eğitiminden daha önemli ve gereklidir zira, çocuğu daha küçük yaştan başlayarak eğiten ve terbiye eden odur. Kadının kusurlu ve hatalı olması, çocuğun da eksik ve yetersiz olmasını kaçınılmaz kılacaktır. Çocuğu besleyip büyüten ve yetiştirip kılavuzlayan babalar değil anneler olduğundan, kadının eksik ve kusurlu olması, tüm insanlığın mükemmelliğine engel bir durum ortaya çıkaracaktır. Eğiticinin ehil olmaması, eğitilenin de bunun sonucu olarak zayıf yetişmesine yol açacağı inkâr edilmez bir gerçektir. Öğretmeni cahil ve bilgisiz olan bir öğrencinin parlak ve başarılı olması hiç beklenebilir mi? İnsanoğlunun ilk eğitimcileri olan annelerin eksik ve kusurlu bırakılması insan neslinin geleceği açısından çok yazık olmaz mı?...



Bazılarının iddiasına göre kadın yaratılıştan eksik ve kusurlu olup, erkekle kabiliyet ve yetenekte boy ölçüşemez. Bu iddia tamamen hayal ürünü olup, erkek ile kadın arasındaki yetenek ve kabiliyet farkı tamamen fırsat ve eğitime bağlıdır. Bugüne kadar kadın, eşit gelişme hak ve imtiyazlarından mahrum edilmiştir. Eğer ona eşit fırsatlar bahşedilmiş olsaydı, şüphe yok ki o da erkek ile eşit ve denk olacaktı. Tarih bunu ispatlayacaktır. Eski devirlerde tanınmış hanımlar, millet işlerinde erkekleri geride bırakan başarılar elde etmişlerdir….



Anlatmak istediğimiz özetle şudur: Eğer kadına hakları verilir ve mükemmelen eğitilirse, harikulâde başarılar elde edeceği bir düzeye erişecek ve erkek ile eşit olduğunu ispatlayacaktır. O erkeğin her bakımdan eşi, yardımcısı ve tamamlayıcısıdır. Onlar her ikisi de insan olup insanlık faziletleri ve aklî potansiyellerle donanmışlardır. Onlar tüm güçlerle fonksiyonlarda eşit ortaklardır. Günümüzde, insan ve etkinlik olarak kadın, yaratılışının ayrıcalıklarını fırsat ve eğitim yetersizliğinden ötürü ortaya koyamamaktadır. Şüphe yok ki eğitim, onun erkekle eşitliğini sağlayacaktır.

(“ The Promulgation of Universal Peace”, 1982 U.S. Edition, s. 133-137 )

-----------------------------------------------------------------------------------------



O, insanlığın birliği prensibini ilân etmekle, Tanrı nazarında erkek ile kadının eşit olduklarını ve aralarında herhangi bir ayrıcalık yapılmaması gerektiğini öğretmiştir. Bugün onlar arasında mevcut olan yegane fark, eğitim ve öğretim eksikliğinden kaynaklanmaktadır. Kadına eşit eğitim fırsatı verilecek olursa, fark lılıklar ve aşağı görme gibi durumlar ortadan kalkacaktır.



O ayrıca erkek ve kadın için aynı eğitim programlarının uygulanması gereğine işaret etmiştir. Kız oğlan tüm çocuklar aynı müfredatı takip etmeli ve böylece cinsiyetler arasındaki birlik pekiştirilmelidir. Tüm insanlık aynı eğitim fırsatlarından yararlanıp, kadın erkek eşitliğini gerçekleştirdiği zaman, savaşlar da, temelinden ve tümüyle ortadan kalkacaktır.

(“ The Promulgation of Universal Peace”; 1982 U.S. Edition s. 280-281 )

-------------------------------------------------------------------------------------------



Hz. Bahaullah, cehalet ve yetersiz eğitimin insanlar arası ayrılıklara neden olmaması için, onların hepsinin tahsil ve terbiyesinin gereğine işaret etmiştir. Bu imkân sayesinde insanların birbirlerini anlamamaları önlenecek ve insanlığın birliği gelişip ilerleyecektir. Evrensel eğitim, evrensel bir yasadır. Şu halde, çocuklarını bu yasa mucibince ve olanakları çerçevesinde eğitip okutmak her babaya farzdır. Şayet onun olanakları buna müsait değilse, çocukların eğitimi için uygun koşullar sağlamak, halkın temsilcilerinin ve hükümetin görevidir….



İnsan âleminde mevcut olan cinsiyetler arası farklılık, eşit derecede ilerleme ve gelişmeden mahrum bırakılan kadının eğitim yetersizliğinden kaynaklanmaktadır. Çağımızda cinsiyetler arası eşitlik, kadına sağlanacak fırsat ve imkanlara bağlı olarak gerçekleşecektir, çünkü erkek ve kadın, Yaratıcı Tanrı’nın güç ve bağışlarından eşit olarak nasiplenmektedir. Tanrı’nın Yüce maksadı onların arasında herhangi bir farklılık öngörmemiştir.

(“ The Promulgation of Universal Peace”; 1982 U.S. Edition, s. 300 )

----------------------------------------------------------------------------------------------



Her çocuğun eğitim görmesi şart ve mecburidir…. Bu yaygın eğitime ek olarak, her çocuğa sanat, ticaret veya bir meslek öğretilmeli ve böylece toplumun her ferdinin hayatını kazanacak olanaklara kavuşması sağlanmalıdır. Hizmet ruhu içerisinde yapılan iş, ibadetin en yüce şeklidir.

(“ Divine Philosophy”, 1917 Edition, s. 78 )

-----------------------------------------------------------------------------------------





Kız okullarına özel bir dikkat ve önem atfediniz, zira bu harikulâde çağın azameti, kadın alemindeki gelişmelerin neticesi olarak ortaya çıkacaktır. Tüm ülkelerde görülen ‘ Kadın Hareketi’nin nedeni budur, ve bu da En Yüce Zuhur’un etkisi ve Tanrı öğretilerinin bir neticesidir.

(“ Bahai Education, a compilation”; 1976 World Centre Edition, s. 37 )

-------------------------------------------------------------------------------------------



Ey En Yüce’nin Cariyesi ! Kızlar için bir okul ( 1 ) açılması ile ilgili olarak gönderdiğin mektup kalbimizi sevinçle doldurdu. Tanrı’ya şükürler olsun ki, şimdi, Tahran’da genç kızların O’nun bağışlarıyla eğitim görecekleri ve büyük bir iştiyakla uygarlığın nimetlerini tanıyacakları bir okul vardır. Çok geçmeden kadınlar, her alanda erkekle birlikte yürüyeceklerdir.



Şimdiye kadar İran’da kadınların ilerlemesine olanak sağlayacak vasıtalar mevcut değildi. Ancak şimdi Tanrı’ya şükürler olsun ki Kurtuluş Şafağı söktükten sonra onlar her geçen gün daha ileriye gidiyorlar. Umut edilen odur ki, onlar marifet ve faziletlerle, iman ve ikanda, Kadir Mevlânın huzuruna yakınlıkta öncülüğü alsınlar ve Doğu’nun hanımları olarak Batı’lı hanımları özendirsinler.

(“ Bahai Education, A Compilation”, 1976 World Centre Edition, s. 48 )

---------------------------------------------------------------------------------------------



( 1 ) Tarbiyat Okulu, Tahran, İran



Yüce Umumi Adalet Evi’nin Bir Mektubundan Alıntı :



Şimdiki durumda her din ve milletten, kendilerini bu davaya adamış kitleleri sinesinde toplamış bulunan evrensel eğitim meselesi, dünya devletlerinin her türlü desteğine layıktır. Toplumların yozlaşıp, çökmesinin ve her türlü taassubun devamının başlıca sebebinin cehalet olduğu tartışılmaz bir gerçektir. Eğitimi tüm vatandaşlarına uyarlanmayan hiçbir millet başarıya ulaşamaz. Kaynak yetersizliği birçok milletin bu vecibeyi yerine getirmedeki rolünü, bazı öncelikler nedeniyle kısıtlamasına sebep olmaktadır.



İlgili karar mercileri kadın ve kızların eğitimine öncelik vermekle iyi bir iş yapmış olurlar zira, ilim ve bilginin yararları toplum içinde ancak eğitimli anneler vasıtasıyla çabuk ve etkin bir şekilde yayılır. Zamanın bir icabı ve de her çocuğa standart eğitimin bir parçası olarak dünya vatandaşlığı fikrini aşılamak da gözden ırak tutulmamalıdır.

( Ekim 1985 )

------------------------------------------------------------------------------



Yüce Umumi Adalet Evi Adına Yazılmış Mektuplardan Alıntılar :



Böyle bir eşitliği varmada, çok önemli bir vasıta da, Hz. Bahaullah’ın okullarda kız ve erkek çocuklarına aynı müfredatın uygulanması gerektiği hususundaki prensipleridir.

( 28 Aralık 1980 Bir Merkezi Ruhani Mahfil’e )

-----------------------------------------------------------------------------------



Dünya Adalet Evi, kadın faaliyetleri tertiplemenin, anneler için temel sorumluluk ve mükemmel bir fırsat olduğu hususunda kadınların aydınlatılması gereğine işaret ediyorlar. Gayretleriniz yükselen neslin eğiticileri olan hanımlara çalışmalarında yardım üzerinde odaklanmalıdır. Kadınlar aynı zamanda kocaları ve ailenin erkeklerini Emre cezp etmeğe teşvik edilmelidir ki, Bahai Camiası içinde yaşadığı toplumun gelecekteki temsilcisi olabilsinler. Böylece dinimiz öğretilerinde ortaya konan birlik ve kardeşlik ruhu, Bahai ailelerinin yaşayışlarından etrafa yavaş yavaş yansıtılmış olacaktır.

( 29 Şubat 1984 Bir Merkezi Ruhani Mahfil’e )

----------------------------------------------------------------------------------





III. EŞİTLİK PRENSİBİNİN AİLE HAYATINA TATBİKİ



Hz. Bahaullah’ın Yazılarından Alıntılar :



Biricik Eşsiz Tanrı’nın Adıyla ! Ey Tanrı’nın cariyesi! Emir’de sebat ve istikamet, Kıdem Cemali’nin Levihlerinde anılmış ve O’nun Alâ Kalemi’yle yazılmıştır. Kalbini O’na çevirip, O’nun anı ve övgüsü ile meşgul olduğundan dolayı Cihan Sevgilisi’ne şükürler sun! Birçok adamlar bu günde Herşeye Yeten Tanrı’yı anmaktan ve O’nun Gerçeğini tanımaktan mahrum kalmış olduğu halde, pek çok kadın nazarlarını Yüceler Yücesi ufka dikmişler ve kendilerini cihan Mevlasının sevgisi süsüyle süslemişlerdir. Bu, Tanrı’nın dilediği kimselere bahşettiği bir lütuftur.



Ezeli sırların Güneşine and olsun ki, Tanrı aşkıyla alınmış her bir nefesin tatlı rayihaları, Vahiy Sultanı’nın huzurundan meltem gibi esmiştir. Hiçbir güzel amelin mükafatı, asla. Ne kaybolmuş ve ne de kaybolacaktır. Sen tekrar ve tekrar kutsanmışsın, Sen, hısım ve akrabalarına olan sevgi ve bağlılıkları nedeniyle Rahmet ve Lütuf Denizi kıyılarından uzak kalmamış cariyeler arasında yer alıyorsun. Sen inşallah Tanrı bağışının gölgesinde ebediyen dinlenecek ve O’nun bağışlarından emin bulunacaksın. Biricik Gerçek Tanrı’nın zikri ve senası ile meşgul olarak, O’nun şevkat ve muhabbetiyle sevin.



Dünya gelip geçici, fakat Tanrı sevgisi ebedidir. Tanrı dilerse, sen bütün alemlerinde O’nun Gerçeklik Zatını tavaf edecek ve O’ndan başka her şeyden azade ve arınmış olacaksın.

( Evvelce tercümesi yapılmamış Levih’ten alıntı )

----------------------------------------------------------------------------



Şunu herkes bilmeli ve bu konuda kesin bilgi Güneşi’ne yönelerek aydınlansın ki; kadın ve erkek Tanrı nazarında her zaman eşit olmuş ve eşit ola gideceklerdir. Tanrı Nuru Şafağı, ışıklarını hepsinin üzerine aynı parlaklıkla serpmektedir. Gerçek söylüyorum, Tanrı kadını erkek için ve erkeği de kadın için yaratmıştır. Tanrı huzurunda en makbul kimseler, en fazla sebat edenlerle, Celali Celil Yüce Tanrı’nın sevgisinde başkalarını geçenlerdir.



Tanrı dostları adalet, eşitlik, sevgi ve şefkat süsüyle süslenip donanmalıdır. Kendileri zulüm ve tecavüze hedef olmayı nasıl istemiyorlarsa, aynı şekilde Tanrı cariyelerini de bu gibi zulümlerden koruyup gözetmelidirler. O, gerçekten doğruyu söyleyen ve cariyeleri ile kullarını faydalandıracak şeyleri Emredendir. O, bu ve öteki âlemde hepsinin ve herkesin koruyucusudur.

( Evvelce tercümesi yapılmamış Levih’ten alıntı )

-------------------------------------------------------------------------------



Hz. Abdülbaha’nın Söz ve Yazılarından Alıntılar:



Ey Tanrı’ya inanmış siz ikiniz! Biricik Eşsiz Tanrı, kadın ve erkeği birbirleriyle en yakın beraberlik içerisinde ve hatta tek bir ruh gibi olmaları için yaratmıştır. Onlar, birbirlerine yardımcı ve candan iki arkadaş olup, birbirlerinin refah ve saadeti ile yakından ilgilenmelidirler.



Eğer bu şekilde yaşarlarsa, onlar bu dünyadan saadet, huzurlu bir kalp ve mükemmel bir gönül hoşluğu ile geçerek Melekût âleminde ilahi rahmet ve bağışlara hedef olacaklardır. Ancak bunun aksini yaparlarsa, hayatları büyük acılar içerisinde geçecek, her an ölümün özlemini çekecek ve semavi âlemde de yüzleri utanç ile eğik duracaktır.



Bu sebeple, birbirinizle kalben ve ruhen yuvada iki kumru gibi olmaya gayret ediniz, zira bu her iki alemde de kutsanacaktır.

(“ Selections from the Writings of Abdu’l Baha”, 1978 World Centre Edition. P. 122 )

-----------------------------------------------------------------------------------

….. Tanrı’nın mukaddes kanun ve kaideleri mucibince, çocuklarınızı daha kundaktayken evrensel eğitimin sütüyle besleyerek, ilahi öğretileri hazmeden bir hayat tarzını yürekten benimsemelerini sağlayınız.



Anneler ilk eğiticiler ve ilk akıl hocaları olduklarından, iman ve anlayışın, bilgi ve muhakemenin, nezaket ve kurallarının, gelecekteki mutluluk ve yüceliğin kazanılmasında yavruları için gerçekten etkileyici ve söz sahibidirler.

(“ Selections from the Writings of Abdu’l- Baha”, 1978 World Centre Edition, s. 126 )

-------------------------------------------------------------------------------



…..Kız ve erkek çocuklarını eğitip öğretmek, onları bilginin bağrında besleyip ilim ve sanatın kucağında yetiştirmek ve bu uğurda tüm güçleriyle gayret ekmek, anne ve babalara bir görev olmak üzere emredilmiştir. Onlar bunu ihmal edecek olurlarsa, sorumlu tutulacaklar ve Tanrı’nın gazap ve hışmına müstahak olacaklardır.

(“ Selections from the Writings of Abdu’l-Baha”, 1978 World Centre Edition, s. 127 )

-------------------------------------------------------------------------------



Ey sevgili anneler! İyice biliniz ki, Tanrı katında ibadetlerin en güzeli, çocukları eğitmek ve bütün insanlık erdemlerinde onları talim ve terbiye etmektedir. Bundan daha asil bir davranış ise hayal bile edilemez.

(“ Selections from the Writings of Abdu’l-Baha”, 1978 World Centre Edition, s. 139 )

------------------------------------------------------------------------



Birlik içindeki bir ailede, ne kadar kolaylıkla yürüdüğüne, o ailenin bireylerinin ne ilerlemeler yaptığına ve dünyada nasıl başarılı olduklarına dikkat ediniz.



Onlar hal ve durumlarından emin, işleri düzenli, rahat ve huzur içerisinde hayatın tadını çıkaran ve imrendiği kimselerdir. Böyle bir aile, her geçen gün şanına şan, ününe ün katacaktır.

(“Selections from the Writings of Abdu’l-Baha”, 1978 World Centre Edition, s. 279

---------------------------------------------------------------------------



Bir kocanın, eşini ilahi nuru kucaklamaktan engellemeye veya bir hanımın, kocasını Tanrı Melekutuna girmekten caydırmaya gücünün yetip yetmeyeceğini sordunuz.



Gerçekte onların hiçbirisi diğerinin Melekuta girmesine engel olamaz. Meğer ki, koca hanımına ve hanım kocasına aşırı bağlarla bağlı bulunsun. Şöyle ki, onların ikisi de bir diğerine, Tanrı’yı dışlayarak tapıyorlarsa, işte o zaman onların her birisi diğerini Tanrı Melekutuna girme liyakatinden alıkoyabilir.

(“Family Life”, 19852 U.K. Publishing Trust, s. 8

------------------------------------------------------------------------



Soru : İnaçlarınızın aileye karşı tutum ve tavrı nedir?

Cevap : Hz. Bahaullah’ın öğretilerine göre ailenin bir insan topluluğu olması nedeniyle, ilahi kurallara uygun bir eğitim görmesi ve tüm faziletlerin aileye aşılanması gerekir. Ailenin birlik ve bütünlüğü her zaman gözetilmeli ve aile fertlerinin bireysel hakları da ihlal edilmemelidir. Anne, baba ve çocukların hiç birisinin haklarına tecavüz edilmemeli ve kimse kendi başına buyruk olmamalıdır.



Oğlun babaya karşı nasıl sorumlulukları var ise, aynı şekilde babanın da oğluna karşı bazı sorumlulukları vardır. Anne, kız kardeş ve evin diğer fertleri özel bazı haklara sahiptirler. Bütün bu hak ve ayrıcalıklar korunmalı ve bunlarla birlikte ailenin birlik ve bütünlüğü sürdürülmelidir.



Birisinin incinmesi, tümünün incinmesi, her birinin ayrı ayrı rahatı, hepsinin şeref ve haysiyeti tümümün şeref ve haysiyeti olarak değerlendirilmelidir.

(“ The Promulgation of Universal Peace”, 1982 U.S. Edition, s. 168 )

------------------------------------------------------------------------



Emrin Velisi Adına Bahai Bireylere Yazılmış Mektuplardan Alıntılar:



Karı koca arasında böylesine bir görüş ve inanç farkının meydana gelmesi, aile saadetinin temeli olan ruhani sevgiyi, özellikle zor ve sıkıntılı durumlarda azaltacağından, çok büyük bir talihsizlik olacaktır. Bu durumu düzeltmenin yolu ise karşı tarafı soğutup küstürecek şekilde hareket etmek değildir. Esasen Emrin amaçlarından birisi de, yuvada daha yakın bir sevgi tesis etmektedir. Onun için bu gibi durumlarda Hz. Abdülbaha karşı tarafın arzularına boyun eğmeyi ve dua etmeyi tavsiye ederlerdi.



Kocanızın yavaş yavaş ışığı görebilmesi için dua ediniz ve bu arada onu taassuba itecek değil de, daha yakına çekecek davranışlar gösteriniz. Bir defa uyum sağlandıktan sonra, sizin de Emre hizmet etmek için önünüzde engel kalmayacaktır.

( 15 Temmuz 1928 )

---------------------------------------------------------------------------------



Hz. Şevki Efendi, çektikleri telgraf ve gönderdikleri bu mektuptan sonra, karınızın ailesi için daha fazla zaman ayırabileceğinden emin bulunuyorlar. Bu arada, sizin de onun kalben bağlı bulunduğu ve değerli hizmetlerinin çok takdir edildiği bir Emre hizmet etmesi için gerekli zaman ve fırsatı bulmasında ona yardımcı olacağınızı ümit ediyorlar.

( 19 Haziran 1931 )

---------------------------------------------------------------------------



Emrin Velisi’nin Amerika’daki karı-koca, çocuk-ebeveyn ilişkileri hakkındaki demeçlerinden amaçladıkları, o ülkedeki çocukların ebeveynlerine karşı aşırı bağımsızlık eğiliminde oldukları ve onlara karşı saygıda kusur ettikleri yönündedir. Yine hanımlar da bazı hallerde kocalarına karşı adil olmayan bir takım hükmedici davranışlara meylediyorlar ki, bu da erkeğin karısına karşı olan haksız ve hükmedici tutumu gibi doğru değildir.

( 22 Temmuz 1943 )

------------------------------------------------------------------------------



Emrin esas öğretilerinden biri de, evdeki birlik ve beraberliğin sağlanmasıdır. Ancak bu da aile fertlerinin herhangi birisinin diğerinin inançları üzerinde baskı veya nüfuz kullanması veya bu hakkı kendisinde bulması demek değildir. Bu gerçek, tüm aile fertleri tarafından anlaşıldığı takdirde, birliğin sağlanacağına kesin olarak bakılabilir.

( 6 Temmuz 1952 )

---------------------------------------------------------------------------------



Emrin Velisi bu dönemde bakir bölgelere Emri götürüp yaymak gayesiyle muhacerete çıkma arzularınızı bütünüyle katdir ediyorlar. Ancak, Emre bu şekilde hizmet edebilmek için, kocanızın arzularına karşı gelerek, onu her şeyden vazgeçmeye zorlamamalısınız. Hayatımızda yakın ilişkilerle bağlı bulunduğumuz kimselerin hak ve isteklerini her zaman göz önünde bulundurmalıyız.



Eğer kocanız olduğunuz bölgede kalmanızı istiyorsa, mutlaka orada da geniş bir tebliğ alanı bulacaksınız.

( 31 Temmuz 1953 )

----------------------------------------------------------------------------



Nerede olursa olsun, var olan bir Bahai ailesinin sürdürülmesini sağlamak için, ilgili herkes gücü yettiğince her çareye baş vurmalıdır. Bahai öğretilerinde boşanma, şiddetle lanetlenmiş, uyum, sevgi ve birlik, beşeri ilişkilerde en yüce idealler olarak görülmüştür.



Bu durum öncülük ve muhaceret yolunda olsun veya olmasın, tüm Bahailer için her zaman geçerlidir.

( 9 Kasım 1956 )

----------------------------------------------------------------------------











Yüce Umumi Adalet Evi Adına Bireylere Yazılmış Mektuplardan Alıntılar ( x ):



Çocuğun ilk öğretmeni olan anne, korkutucu veya ürkütücü olmamalıdır, zira küçüğün başlıca ve ilk yönelip meylettiği kimse annesidir. Ancak bu doğa kanunu, Bahai ailesi içerisinde babanın rolünü asla azaltmaz. Tekrar edelim statü eşitliğinden maksat, işlevle de de aynılık demek değildir.

( 23 Haziran 1974 )

----------------------------------------------------------------------------------



Sizin ve karınızın karşılaştığı problemlerle ilgili olarak Umumi Adalet Evi, ailenizin birlik ve bütünlüğünün her şeyden önce gelmesi gerektiğine işaret ediyorlar. Hz. Bahaullah dünyaya birliği sağlamak için gelmiş olup, aile birliği bunun temelini oluşturmaktadır. Şu halde dinin gayesinin aileyi zayıflatmak değil, güçlendirmek olduğuna inanmalıyız. Örneğin, Emre hizmet etmek, aileyi ihmal etmeye sebebiyet vermemelidir. O halde, aile hayatınızı uyumlu kılmak ve evinize gereken dikkati gösterecek şekilde zamanınızı düzenlemeye bilhassa önem vermelisiniz.



Hz. Bahaullah, meşveretin çok önemli olduğunu vurgulamıştır. Sorunlara çözüm aramada son derece değerli olan bu metodun, sadece Emrin idari kurumlarına sınırlı olduğunu sanmayalım. Ilımlı ve denge içerisindeki olgun ve samimi tartışmayı içeren bilinçli aile meşveretleri, evdeki tüm çatışma ve sorunlara çözüm getirebilir. Ne hanımlar kocalarını ve ne de kocalar hanımlarını tahakküm altına almaya teşebbüs etmesinler.

( 1 Ağustos 1978 )

-----------------------------------------------------------------------------

( x ) Başka surette belirtilmedikçe bireylere yazılmış mektuplar.



Sizin kocanızla olan aile sorunlarınız hakkında Ruhani Mahfile danıştığınızı ve hiçbir öneri alamadığınızı, ayrıca durumunuzu bir aile danışmanıyla başarısız bir şekilde tartıştığınıza işaretle Adalet Evi, evliliğin ruhani bir mutluluk ve güven duygusu aşılayan bir saadet kaynağı olabileceğini, sizin ve kocanızın anlamanızın şart olduğu kanaatindedir. Ancak evliliğin bir mutluluk cennetine dönüşmesi sihirli bir değnekle değil, fakat her iki taraftan işbirliği ve ailelerinin destek ve yardımlarıyla mümkündür.

( 24 Haziran 1979 )

---------------------------------------------------------------------------



Bir ailede bireylerin birbirlerine ve tüm aileye karşı görev ve sorumlulukları vardır. Bu görev ve sorumluluklar doğal ilişkileri nedeniyle fertten ferde farklılıklar göstermektedir. Ebeveynlerin kaçınılmaz görevi, çocuklarını eğitmek ve çocukların görevi ise ana-babaya itaat etmektedir. Ancak bunların tersi doğru olmayıp geçerli de değildir. Çocuğu karnında taşıyan, onu dünyaya getirip emziren ve böylece onun ilk eğiticisi olan, babası değil annesidir. Bundan dolayı kız çocuk, erkek çocuğu nispetle eğitimde öncelik hakkına sahiptir.



Emrin Velisi’nin sekreteri O’nun adına yazdığı bir mektupta diyor ki: “ Bahai yazılarında baştan beri tekrarlandığı gibi, Bahai çocuğunu yetiştirmek, onun maddi manevi mutluluk ve başarısına sebep olacak koşulları en iyi şekilde evde yaratmak ayrıcalığı annenin başlıca sorumluluğu altındadır. Çocuğun anneden aldığı bu ilk terbiye onun gelecekteki gelişmesinin en güçlü temelini oluşturur.” Annenin bu sorumluluğu kocası tarafından desteklenmesi gereken bir hak olup, kocanın hanımı tarafından desteklenecek böylesine açık seçik bir hakkı mevcut değildir….



Herhangi bir grup içerisinde meşveret ne kadar sevgi ile yapılırsa yapılsın, yine de zaman zaman üzerinde anlaşma sağlanamayan bazı noktalar olacaktır. Ruhani Mahfilde bu sorun oy çokluğu ile çözümlenirken, sadece iki kişinin taraf olduğu karı koca davalarında böyle bir çözüm söz konusu değildir. O halde kadının kocasına ve kocanın da karısına boyun eğeceği zamanlar olacaktır. Ancak hiçbirisi diğerine ilelebet haksız bükmemelidir. Kısaca, karı-koca arasındaki ilişkiler Bahai nikâhında sık sık okunan Hz. Abdülbaha’nın nikah hutbesinde öngörüldüğü şekilde olmalıdır. Onların, birlik ve ahengin ebedi işaret ve alametleri olmalarına yardım et!”



Bütün bunlar aile içerisindeki ilişler olup, kadın ve erkek arasında çok daha geniş çapta ilişkiler mevcuttur. Ancak bunlar ne geçmiş ve ne de şimdiki sosyal normlar içerisinde değil, fakat Bahai Camiası çerçevesinde mütalaa edilmelidir. Örneğin, anne çocuğun ilk eğiticisi ve onun gelişmesinde rol oynayan en etkili elemen olsa da, baba yine çocuğunu eğitmekle sorumludur. Bu sorumluluk o kadar ağırdır ki, bunu yerine getiremeyen bir baba, Hz. Bahaullah’ın ifadesiyle, babalık haklarını yitirir. Buna benzer olarak, ailenin geçimi kocanın omuzlarında olmakla birlikte, bu hiçbir surette kadının eve hapsedileceği veya onun yerinin evi ile sınırlı olacağı anlamına gelmez.

( 28 Aralık 1980 Bir Milli Ruhani Mahfil’e yazılmıştır )

----------------------------------------------------------------------------------------



Karı-koca ilişkilerinde davranışları düzenleyecek belle kurallar soruyorsunuz. Adalet Evi böyle bir şeyi yapmak niyetinde olmayıp, hali hazırda bu konudaki derlemede yeterli miktarda aydınlatıcı bilgi bulunduğuna emindir.Örneğin, aile içerisinde herkesin haklarının korunması, sevgi dolu meşveretin esas alınması ile ilgili öneriler, tüm sorunların sevgi ve uyum içerisinde halledilmesi prensibi ve karı-kocanın yekdiğerinin isteklerine saygı göstermesi gereken zamanların mevcudiyeti gibi…. Ancak bu karşılıklı saygı ve fedakarlığın kesinlikle hangi şartlarda yapılacağına karar vermek eşlerin yine kendilerine aittir.

( 16 Mayıs 1982 )

------------------------------------------------------------------------------

Herkesin çalışması gerektiği konusundaki tavsiye hakkında soruyor ve kocanız gibi geçim için çalışmanın bir hanım ve anne olarak sizi de kapsayıp kapsamadığını öğrenmek istiyorsunuz. Hz. Bahaullah’ın Beşarat Levhi’nden onikinci müjdeyi dikkatle okumanız için size göndermemiz istendi. Göreceğiniz gibi, oradaki tavsiye, ahbapların insanlık yararına bir iş güç ile meşgul olmaları doğrultusundadır. Yuva kurmak insanlık için temel önemi haiz, sorumluluk gerektiren ve hayli şerefli bir iştir.

( 16 Haziran 1982 )

--------------------------------------------------------------------------



Annelerin iş hayatına atılıp atılmamaları ile ilgili sorunuzda,meseleyi Bahai aile kavramı çerçevesinde ele almak yardımcı olacaktır. Bu kavramın esasları, erkeğin ailenin mali yükümlülüklerini omuzlaması, kadının ise çocukların başlıca ve ilk eğiticisi olması ilkesi üzerine kurulmuştur. Ancak bu işlevlerin esnek olmadığı veya ailenin özel durumuna uyarlanamayacağı fikrini hiçbir surette empoze etmediği gibi, kadının yerinin sadece evi olduğu anlamına da gelmez. Hatta, esas sorumluluklar belirlenmiş olduğu halde, çocukların eğitiminde babaların belirgin bir rol oynayacakları ve kadınların da ekmem parası kazanabilecekleri işaret edilmiştir. Pek doğru işaret ettiğiniz gibi, Abdülbaha, hanımları “ Dünya meselelerine tam ve eşit bir şekilde katılmaya “ teşvik etmiştir.



Bir annenin çalışmak için evden uzakta harcayabileceği zaman miktarı hakkında karar vermekle ilgili özel sorunuza cevaben, bunun evde mevcut şartlara bağlı olduğunu ve zamana göre değişebileceği, ancak cevabının aile meşveretinden çıkacağını söyleyebiliriz.

( 9 Ağustos 1984 )

----------------------------------------------------------------------------



Annenin ailedeki rolüne atfedilen büyük önem, onun, çocuğun ilk eğiticisi ve öğreticisi olmasından kaynaklanmaktadır. Onun tutum ve davranışları, duaları, hatta yiyip içtikleri ve fiziksel durumu, çocuğu daha ana rahminde iken büyük çapta etkilemektedir. Çocuk dünyaya geldikten sonra, ona ilk besin olarak verilen anne sütü. “ Tanrı tarafından ona bahşedilmiş ve imkânlar dâhilinde bebeğini beslemek ve eğitmek amacıyla ilk dönemlerde onunla birlikte olması gayesi güdülmüştür. Bu durum, babanın da çocuğunu sevmeyeceği, onun için dua etmeyeceği veya ona bakmayacağı sonucunu elbette ki doğurmaz. Ancak babanın esas sorumluluğu, ailenin ihtiyaçlarına bakmak olduğundan, çocuğuna ayıracağı zaman da haliyle kısıtlı olacaktır. Oysa anne, çocuğun tüm hayatı boyunca en hızlı büyüyüp geliştiği bu yoğun oluşum devresinde, onunla yakın bir temas ve ilgi içerisinde bulunur. Çocuk daha da büyüyüp bağımlılıktan kurtuldukça, anne ve babaya olan bu göreceli tabiatı değişikliği uğrar ve baba daha büyük rol alabilir.

( 23 Ağustos 1984 )

----------------------------------------------------------------------------



IV. Dünya Genelinde Kadın



Hz. Bahaullah’ın Yazılarından Alıntılar



Sizlerin her birinize sanat, ticaret ve benzeri bir iş güç ile uğraşmanız emredilmiştir. Böyle bir iş ile meşguliyetiniz bir lütuf olmak üzere Biricik Gerçek Tanrı’ya ibadet mertebesine yükseltilmiştir.



Tanrı’nın bağış ve lütufları üzerinde derin düşünerek O’na sabah akşam şükürler ediniz. Vaktinizi avarelik ve tembellikle ziyan etmeyiniz. Kendinize ve başkalarına faydalı olacak işlerle meşgul olunuz. Ufkundan hikmet ve beyan güneşinin parladığı bu Levih’te böylece emir buyrulmuştur.



Tanrı nazarında insanların en alçağı boş oturup başkalarından isteyendir. İmkan yaratıcısı olan Tanrı’ya tam bir güvenle yönelerek, maddi vasıtaların ipine sıkıca sarılınız. Sanat veya ticaret ile meşgul olan bir kimsenin bu ameli, Tanrı nazarında ibadet olarak kabul edilir. Bu da O’nun her şeye şamil, sonsuz kereminden başka bir şey değildir.

(“ Tablest of Bahaullah revealled after the Kitab-i Aqdas”, 1978 World Centre Edition,s. 26)

---------------------------------------------------------------------------------



Hz. Abdülbaha’nın Söz ve Yazılarından Alıntılar:



Tanrı cariyeleri İlahi Bağın bedenleri, Dünya kadınları arasında öyle bir tutum, davranış ve sıfat ile ortaya çıkmalıdırlar ki, bu onların kadın aleminde temayüz edip ün kazanmalarına neden olsun. Yani onlarla, güzel bir ahlak ve iffet, sürekli bir edep ve nezaket, üstün bir kararlılık, kesin ve net deliller, sarsılmaz bir iman, anlaşılır bir lisan ve akıcı bir dil ile muaşeret etsinler. Bu lütufların tümüne erebilmek için Tanrı’ya dua ederiz.

( Evvelce tercümesi yapılmamış Levih’ten )

---------------------------------------------------------------------------



Kadın ve erkek arasındaki eşitlik gerçeği tam olarak kurulmadan, insanlığın en büyük sosyal gelişmesi mümkün olmayacaktır. Kadın yetenek ve becerilerinin erkeğe nispetle az da olsa zayıf olduğunun kabul edilmesi dahi, münakaşa ve problem yaratmaya devam edecektir. Yegâne çare eğitim ve fırsattır, çünkü eşitlikten maksat eşit yetenek ve eşit vasıflardır.



Bir kez daha bilinsin ki, kadın ve erkek, eşitliği anlayıp kabul etmedikleri müddetçe sosyal ve siyasal ilerleme hiçbir yerde mümkün olmayacaktır.

(“ The Promulgation of Universal Peace”, 1982 U.S. Edition, s. 76-77 )



--------------------------------------------------------------------------------



Hz. Bahaullah, kadın erkekle eşit eğitim, hak ve ayrıcalıklarının verilmesini dini prensipler içerisinde esas alıyorlar. Yani kadın ve erkek eğitiminde hiçbir farklılık olmamalıdır ki kadın alemi sosyal ve ekonomik denge içerisinde erkek ile eşit yetenek ve önemli haiz bir gelişme gösterebilsin. Dünya ancak o zaman birlik ve ahenk içerisine girebilecektir. Eski devirlerde insanlık olgunluğa varamamanın sonucu olarak kusurlu ve verimsiz olmuştur. Dünyayı mahvetmiş olan savaş ve harabiyetin ortadan kaldırılması için, kadın eğitimi büyük bir adım olacaktır, zira kadın savaşa karşı olan tutumunu tüm nüfuzu ile kullanacaktır. Çocuğu yetiştiren onu olgunlaşıncaya kadar eğiten anneler, genç oğullarını savaş meydanlarında kurban vermeyi reddedeceklerdir. Evrensel barış ve uzlaşmanın sağlanmasında o gerçekten en büyük etken olacaktır. Elbette ki kadın insanlar arasında savaşıiptal edecek ve ortadan kaldıracaktır.

(“ The Promulgation of Universal Peace”; 1982 U.S. Edition, s. 108 )

-----------------------------------------------------------------------------------



Tarih kitaplarında da görülebileceği gibi, kadının iştirak etmediği herhangi bir insancıl faaliyetin neticesi, pekte mükemmel olmamıştır. Öte yandan, dünyamızda kadının katılımıyla sağlanan etkin her girişim ve teşebbüs, kayda değer neticeler vermiştir. Bu tarihi bir gerçek olup dinde dahi bunun aksini ispat etmek mümkün değildir. Hz. İsa’nın On iki havarisinden bir tanesi de Mecideli Meryem isimli bir hanım İdi. Juda İskariot, iki yüzlü bir hain olmuş ve çarmıha germe olayından sonra arkada kalan on bir havari kararsız ve sarbılmış bir durumda bulunuyordu. İncil’den de açıkça belli olduğu gibi, havarileri teskin eden ve onlara imanlarını yeniden kazandıran Mecideli Meryem’dir.



Günümüzün en acil sorunu beynelmilel barış ve uzlaşmadır ki bu da evrensel onay ve oy birliği olmadan gerçekleşemez.

(“The Promulgation of Universal Peace”, 1982 U.S. Edition, s. 134-135 )

----------------------------------------------------------------------------



Soru : Tüm dünya ülkelerinde, siyasal demokratikleşme olmadan Evrensel Barışın sağlanamayacağı açık bir gerçek değimlidir?

Cevap : Pek aşikârdır ki gelecekte, demokratik,federatif veya cumhuriyet olsun dünya ülkelerinin hiç birisine merkeziyetçilik olmayacaktır. Birleşik Devletler gelecekteki hükümet modeli için bir örnek teşkil edebilir. Yani her eyalet kendi içinde bağımsız olacak ve değişik bağımsız eyaletlerin çıkarlarını gözeten bir de federal birlik bulunacaktır. Bu idare şekli demokrasi veya cumhuriyet olmayabilir. Despotizme yol açan merkeziyetçiliği bir tarafa bırakmak, zamanın acil gereği ve evrensel barışın yararına bir olgudur.



Evrensel barışı sağlamak için aynı derecede önemi haiz bir başka gerçekte kadına oy hakkının verilmesidir. Yani kadın ve erkek arasında mükemmel bir eşitlik sağlandığı zaman, barış en azından Gerçekleşecektir, zira kadınlar çoğunlukta savaşa asla sempatiyle bakmayacaklardır. Kadınlar şefkatle yetiştirdikleri kimselerin savaş meydanlarına gitmelerine razı olmayacaklardır. Dolayısıyla oy sahibi oldukları zaman onlar savaşa neden olacak her şeye karşı çıkacaklardır.



Evrensel barışa hizmet edecek bir başka faktör de Doğu ile Batı’nın birbirleriyle sıka ilişki ve işbirliği içinde girmeleridir.

(“The Promulgation of Universal Peace”, 1982 U.S. Edition, s. 175 )

-------------------------------------------------------------------------



Eğitimde fırsat eşitliği herkese tanındığı ve kadın erkek eşitliği gerçekleştiği zaman, sebepleri tamamen ortadan kaldırmış olacaktır. Farklılık ve ayrıcalıklar, mücadele ve münakaşaya sebep olacağından, eşitlik sağlanmadan bunun gerçekleşmesi mümkün değildir. Oysa kadın erkek eşitliğinde, hanımların asla tasvip etmeyecekleri cihetle, savaşın dünyadan silinmesine hizmet edecektir.

(“The Promulgation of Universal Peace”, 1982 U.S. Edition, s. 175 )

-------------------------------------------------------------------------



Kadın tüm kabiliyet ve enerjisini bilhassa sinai ve zirai ilimlere yöneltilmeli ve insanlığın en fazla muhtaç olduğu bu konuda yardımcı ve destek olmağa çalışmalıdır. Bu sayede o, yetenek ve ehliyetini ortaya koyacak ve sosyo- ekonomik denge içerisinde eşitliğin tanınmasını temin edecektir.

(“ The Promulgation of Universal Peace”, 1982 U.S. Edition, p. 283 )

---------------------------------------------------------------------



O halde insanlık aleminde hanımların son derece yetenek ve ehliyet sahibi olduğunu, kadın kalbinin erkek kalbine oranla daha yumuşak ve şefkatli, muhtaçlara ızdırap çekenlere karşı daha duyarlı ve insancıl, savaş için ödün vermez ve barışı sever olduğunu göstermek için gayret ediniz. Evrensel barış idealinin kadın aleminin gayretleriyle gerçekleşebilmesi için çalışınız, zira erkeğin savaşa olan meyli kadından çok fazladır. Kadın üstünlüğünün gerçek delili, onun evrensel barış yolunda göstereceği hizmet ve etkinlikler olacaktır.

(“ The Promulgation of Universal Peace”, 1982 U.S. Edition, s. 284 )

-------------------------------------------------------------------------



Erkekle ile aynı faziletleri taşıyan, ve beşeri olgunlukların bütün derecelerini aşıp yükselen kadın, erkekle yasal eşitliği ulaşacaktır. Bu eşitlik kuruluncaya dek insan ırkının gerçek manada yücelip olgunlaşması mümkün olmayacaktır.



Bunun temelinde yatan açık seçik nedenler şöyle sıralanabilir. Kadın doğal olarak savaşa karşı olup barışın savunucusudur. Çocukları büyütüp yetiştiren, onlara eğitimin ilk prensiplerini veren ve gece gündüz onlar için özenle emek veren annelerdir. Oğlunu yirmi yıl şefkatle olgunluk çağına kadar yetiştiren bir anneyi göz önüne getiriniz. Kuşkusuz ki bu anne, oğlunun savaş meydanlarında delik deşik edilip öldürülmesine abla rıza gösteremez. O Halde kadın güç ve imtiyazlarda erkek ile eşit derecelere yaklaştıkça, yönetimi oylarıyla kontrol ederek savaşa kesinlikle son verecektir, çünkü kadın, doğal olarak evrensel barışın en sadık ve güçlü savunucusudur.

(“ The Promulgation of Universal Peace”, 1982 U.S. Edition, s. 375 )

--------------------------------------------------------------------------



Çağımızın ruhuna uygun olarak kadın alemi de gelişmeli ve erkekle eşit bir şekilde yaşamın her kesiminde görevini tamamlamalıdır. Bu bakımdan onlar erkek ile eşit haklardan yararlanmalı ve onlarla aynı seviyede olmalıdır. Bu benim en halisane dileğim ve Hz. Bahaullah’ın temel prensiplerindendir.

(“ Baha’u’llah and the New Era”, 1976 U.S. Edition, s. 154 )

---------------------------------------------------------------------------



Kadın, işi daha fazla ve yükü daha ağır olduğu cihetle insan soyu için gerçekten daha büyük bir önemi haizdir. Bitki ve hayvan alemine göz atacak olursak, hurmacının en fazla değer verdiği ağaç meyveyi veren dişi ağaçtır. Uzun yolculuklarda kısrakların daha nefesli olduğu Araplarca bilinmektedir. Avcılar dişi aslandan erkeğine nisbetle daha çok çekinirler, zira o çok daha güçlü ve yırtıcıdır….



Kadın erkekten daha büyük bir manevi cesarete sahiptir. O aynı zamanda tehlike ve kriz anında insiyatif kullanıp karar verebilecek özel yeteneklere de sahiptir.

(“ Abdu’l’Baha in London”, 1982 U.K. Edition, s. 102-103 )

--------------------------------------------------------------------------------



















Emrin Velisi Adına Yazılmış Mektuplardan Alıntılar:



Asya Kıtası Hanımlar Konferansında Bahai’lerin temsil edilmesi, kadının cemiyetteki yeri ile ilgili olarak pek çok şeyler içeren Emir açısından özellikle son derece övgüye değer olduğu muhakkaktır. Şevki Efendi, Emrin ilgili husustaki öğretilerine, konferans delegelerinin hayranlığını sağlamak için Merkezi Ruhani Mahfilin elinden gelenin en iyisini yapacağını umut ediyorlar. Bu şekilde ortaya çıkan fırsatları her zaman değerlendirmeliyiz. Böylece topluma bazı hizmetlerde bulunarak onun acı ve ızdıraplarını dindirmeye muvaffak olabiliriz.

( 10 Kasım 1930 Bir Merkezi Ruhani Mahfil’e )

------------------------------------------------------------------------------



Hz. Abdül-Baha hanımların barış için seferber olmalarından söz ederken, onların savaş aleyhtarı, karşı konulmaz bir kitle bilinci ile kamu oyu oluşturmalarını ve bu sayede savaşları önlemelerini kastetmişlerdi. Bahai hanımlar Emir ve İdari Nizam’ın birer üyesi olmakla zaten örgütlenmiş durumdadırlar. Daha fazla bir örgütlenmeye de gerek yoktur. Onlar barışa yönelik her harekete öğretiler vasıtasıyla etkin moral destek sağlamalı ve diğer hanımlar üzerinde bu hayati konuda büyük bir etki meydana getirmeğe çalışmalıdırlar.

( 24 Mart 1945 Bir ahbaba yazılmıştır. )

---------------------------------------------------------------------------------



Yüce Umumi Adalet Evi’nin Bir Mektubundan Alıntı:



Kadınların özgürlüğü ve cinsiyetler arasında tam bir eşitliğin sağlanması, pek az anlaşılmış olmakla birlikte, barış için gerekli en önemli şartlardan bir tanesidir. Böyle bir eşitliğin inkârı, dünya nüfusunun yarısına karşı bir haksızlıktır ki, bu da aileden iş yerine, oradan politikaya ve nihayet beynelmilel ilişkilere kadar yansımakta ve erkeklerde zararlı itiyat ve davranışların gelişmesine yol açmaktadır. Böylesine bir inkârın haklı gösterilebileceği hiçbir ahlâkî, biyolojik, pratik dayanak ve bahane mevcut değildir. Beynelmilel barış, hanımların beşeri etkinliklerin tümüne ve tam olarak iştirak etmeleriyle oluşacak psikolojik ve moral atmosfer içerisinde ancak kendini gösterebilecektir.

( Ekim 1985 )

---------------------------------------------------------------------------







Yüce Umumi

Adalet Evi Adına yazılmış Mektuplardan

….. aile içerisinde gayri kadın ve erkek arasında çok daha geniş çaplı ilişkiler mevcuttur. Ancak bunlar ne geçmiş ve ne de şimdiki sosyal normlar içerisinde değil, fakat Bahai Camiası çerçevesinde mütalâa edilmelidir. Örneğin anne çocuğun ilk eğiticisi ve onun gelişmesinde rol oynayan en müessir eleman olsa da, baba yine çocuğunu eğitmekle mükelleftir. Bu mükellefiyet o kadar ağırdır ki, bunu yerine getiremeyen bir baba, Hz. Bahaullah’ın ifadesiyle, babalık haklarını kaybeder. Buna benzer olarak, ailenin geçimi kocanın omuzlarında olmakla birlikte, bu hiçbir surette kadının eve hapsedileceği veya onun yerinin ev ile sınırlı olacağı anlamına gelmez.Tam tersine Hz.Abdül-Baha şunu belirtiyorlar:

“ Hz. Bahaullah’ın Emrinde kadın, erkekle omuz omuza olup hiçbir faaliyette geride bırakılmayacaktır. Onlar erkeklerle eşit haklara sahip olacaklar ve siyasi makamlarda görev alacaklardır. Emin olunuz ki onlar, insan aleminin en yüce mertebe ve makamlarına erişecekler ve tüm işlerde görev alacaklardır.”

(“Paris”.s.. 182 )

---------------------------------------------------------------------------------







Ve yine tekrar olarak: “ Kadınlar tam ve eşit bir şekilde dünya işlerine iştirak ettikleri, kendilerinden emin ve güçlü olarak hukuk ve siyaset arenasına atıldıkları zaman, savaşlar son bulacaktır….”

(“The Promulgation of Universal Peace”, s. 135 )

--------------------------------------------------------------------------



Hz. Bahaullah Dünya Levhinde hanımların da erkekler gibi ekmek parası kazanabileceklerini haber vererek şöyle buyuruyorlar:

“ Kadın erkek herkes, ticaret, ziraat veya başka bir işten kazandığı paranın bir kısmını, çocukların eğitim ve terbiyesi için Adalet Evi Eminlerinin bilgisi dahilinde sarf edilmek üzere emin bir kimseye teslim etmelidir.”

(“Tablets of Bahaullah Reveled After The Kitab-i Akdas”,s.90)

( 28 Aralık 1980 Bir Merkezi Ruhani Mahfil’e)

-------------------------------------------------------------------------



Hanımların, insanoğlunun ilk eğiticileri olmaları öğretilerde açıkça ifade edilmiştir. Kadın, anne olduğu zaman, bir yandan anne olarak, başlıca sorumluluğunu en iyi şekilde yerine getirebilmek, ve öte yandan da mensubu olduğu camianın faaliyetlerine mümkün mertebe katılıp ilgilenmek hususunda tamamıyla kendi inisiyatifi mucibince karar verecektir.

( 22 Nisan 1981 bir ahbaba yazılmıştır )



V. Kadının İlerlemesine Yardım



Hz. Bahaullah’ın Yazılarından Alıntılar :



O Vahiy Ufkundan parlayan Nurdur. Bugün Kutlu Anı Ağacı, Beyan Melekütünden seslenip diyor ki : Ne mutlu mutlu o kimseye ki yüzünü Tanrı’ya çevirip O’nun hakikatını tanımış ve o cariyeye ki, O’nun Sesini işiterek saadete erenlerden olmuştur. Hakikaten o gerçek anlayış sahasında bir şampiyondur. Hakikat Dili, Kendi yüce Makamından buna tanıklık ediyor.



Ey Benim yaprağım ! Gerçeklik Zat’ı adına yükselen çağrıma kulak verdiğin için kutsanmış bulunuyorsun. Sen ünlü kimselerin açık bir kuruntu içinde bulundukları bir sırada Benim Emrimi tanıdın ve Tanrı’nın ezeli rahmetine erdin. O’nu ulula ve O’na şükürler sun, çünkü O gerçekten kendisine yönelen kul ve cariyeleri ile beraberdir. Melekûtümün ufkundan parlayan Baham senin ve seni Benim doğru yoluma kılavuzlayan kimsenin üzerine olsun.

( Evvelce tercümesi yapılmamış Levih’ten alıntı)

-------------------------------------------------------------------------------





Biricik Gerçek Tanrı’dan dileğimiz, cariyelerini iffet,doğruluk, güvenirlik ve safiyet süsü ile süslenmesidir. O gerçekten Beğışlayıcıdır, Bol vericidir. Şu anda, Tanrı cariyelerini anıyoruz ve Şanı Yüce Tanrı’nın onlara olan şevkat, itibar ve lütuflarının müjdesini veriyoruz, Keza O’nun kelimesini insanlar arasında yüceltmeğe yarayacak amellere başarılı kılması için yardımlarını diliyoruz. O gerçekten hakikatle konuşur ve kulları ile cariyelerini alemlerinden her alemde yaylandıracak şeyleri tavsiye eder. O gerçekten Bağışlayıcıdır, ve Affedicidir.

( Evvelce tercümesi yapılmamış Levih’ten alıntı )

--------------------------------------------------------------------------------------



Hz. Abdülbaha’nın Söz ve Yazılarından Alıntılar :



Hakikat Güneşi’nden saçılan ışıkların parlaklığı ile Cemal-i Mübarak’in lütufları, Tanrı’ya inanmış hanımlarla ikan sahibi cariyeleri sarıp kuşatmıştır. Her an yeni ve başka bağış ortaya çıkmakta olup, Rahman’ın cariyeleri bu günlerde kendilerine sunulan fırsatları değerlendirmelidirler. her biri ilahi Eşik’e doğru yaklaşmağa gayret etmeli ve varlığın kaynağından ihsanlar dileyip aramalıdır. O Öyle bir makama erişip öyle bir güç ile teyid edilmelidir ki, tek bir sözcük ile en hakir bir kimseyi saygınlığa, mahrum edilmiş birisini vuslata ermeğe, umutsuzları umut etmeğe sevk ederek, nasipsizleri büyük bir bağış ve kısmet sahibi, cahil ve körleri bilgi ve görüş erleri, umursamaz ve tembelleri uyanık ve canlı kimseler yapabilsin. Tanrı cariyelerinin nitelikleri ve İlahi Eşik’te duran bendelerin özelliği budur.



Ey ikan sahibi yapraklar ! Avrupa ve Amerika kıtalarındaki Tanrı cariyeleri er meydanlarında başarı ve üstünlük ödülleri kazanmışlar. Emri tebliğle ilahi rayihaları yaymak hususunda pek çok parlak başarılar elde etmişlerdir. Yakında onlar Gök Kuşları misali dünyanın en ücra köşelerine kadar uçacaklar, halka yol gösterecekler ve onlara ilahi sırları açıklayacaklardır. Doğu’nun kutlu yaprakları olan sizler daha büyük bir ışıkla parlamalı, Rabbinizin tatlı rayihalarını yaymak ve Tanrı ayetlerini terennüm etmekle meşgul olmalısınız. O halde kalkınız ve Cemal-i Mübarek’in tembih ve tavsiyelerini yerine getirmeğe gayret ediniz ki tüm umutlar gerçekleşerek, ırmaklar ve fidanlıklar ovası, Birlik bahçesine dönüşebilsin. Şan ve şeref kadın-erkek hepinizin üzerine olsun.

( Evvelce tercümesi yapılmamış Levih’ten alıntı )

-------------------------------------------------------------------------------------------



Bu yüce devir ve harikulade Emir’de etrafa saçılan ilahi bağışlar, kadın-erkek, herkes tarafından eşit derecede algılandığından, birlik sembolleri ve teklik cevherleri olan bazı kadınlar ortaya çıkarılmıştır. “ Tanrı nazarında sizin en şefkatliniz, aranızda en faziletli olanınızdır” (1) sözü, kadın-erkek, Tanrı’nın kul ve cariyelerinin hepsi için geçerlidir. Hepsi Tanrı Kelimesi’nin gölgesi altında olup, güçlerini O’nun bağışlarından almaktadırlar. Şu halde, perde ve peçe gerisinde yaşayan bir hanimin elinden ne gelir, kuşkusu ile kendinizi sakın işe yaramaz sanmayınız….

(1) Kuran-ı Kerim 49:13



Sağlam bir yürek, sebatlı bir adım ve akıcı bir dil ile Tanrı Kelamını yaymak için kalkınız ve söyleyiniz: “ Ey Tanrı, ifet perdesi arkasından gizli ve namus peçesi gerisinde men edilmiş olduğum bir sırada, özlem ve umudum o dur ki, Senin Kutsal Eşiğinde bir cariye olayım ve hizmet sancağını kaldırarak cehalet ordusuna karşı savaşayım, muazzam ve güçlü orduları mağlub ederek haksızlık ve sapıklığın temellerini kökünden yıkayım. Sen zayıfların yardımcısı,fakirlerin koruyucususun. Sen cariyelerinin imdadına yetişesin. Sen gerçekten gücü yeten Güçlüsün.

( Evvelce tercümesi yapılmamış Levih’ten alıntı )

-----------------------------------------------------------------------------------



Ey ilahi rayihalara cezbolunmuş cariyeler ! Tanrı Melekûtünün teyidleri mutlaka erişecek ve bazı yapraklar dünya toplulukları karşısında, kadın davasını süsleyecek ikna edici nedenler ve apaçık ispatlarla, pırıl pırıl ortaya çıkacaklardır. Onlar bu devirde hanımların erkek ile eşit ve hatta bazı bakımlardan daha da üstün olduklarını kanıtlayacaklardır. Düşünüz bir kere; bu harikulâde Emir de parlak sözleri, belâgatli dilleri, ikna edici delilleri ve üstün konuşmalarıyla ilmin şahikâlarına yükselmiş sayısız erkek varken, Kutlu yaprak Cenab-ı Tahire, bir hanım olması nedeniyle halkın sesini soluğunu kesecek muazzam bir ihtişamla ortaya çıkmıştır. Eğer o bir erkek olsaydı, durum asla böyle olmayacaktı. O halde bilmeniz icap eder ki, Emrin azamet ve büyüklüğü dünyanın iliklerine o derece işlemiştir ki, yapraklardan birisi cezbolunur da, mantıki izahlar ve inandırıcı delillerle konuşma becerisini kazanırsa, o muazzam bir ihtişamla gözleri kamaştıracaktır. Ey nur saçan yapraklar, Varlığın Esrarı ve Özlenilenin Cemaline and olsun ki, bu âlemde aktif olarak çalışırsanız, Cemal-i Mubarek’in bağışları, kalp aynaları üzerinde bir güneş gibi aksedecek ve başarılarınız herkesi hayrete düşürecektir.



Tanrı’ya cezbolunmuş yapraklar, görüşmeleri sırasında sadece havanın sıcaklığından, suyun soğukluğundan, bahçe ve çiçeklerin güzelliğinden veya otlar ile akar suların tazeliğinden söz etmemelidirler. Bilakis, onların konuşmaları övgüye ve yüceltmeye, sebep ve delil göstermeğe, ayet ve hadislerden bahisler açmağa, kesin ispatlar ortaya koymağa vesile olmalıdır ki bu sayede Tanrı dostlarının evleri, Emri bilgilerin öğretildiği toplantı yerleri olsun.



Böylece yapacak olursanız, Melekûtün bağışları kısa zamanda ortaya çıkacak ve Tanı cariyelerinin her birisi, Bağışlayıcı Tanrı’nın sırlarını öğreten çok değerli ve mufassal bir kitap olacaktır. Şan ve şeref hepinizin üzerine olsun.

( Evvelce tercümesi yapılmamış Levih’ten alıntı )

---------------------------------------------------------------------------------------



Bu harikulâde Emir’de Azametli Tanrı’nın Bağışları, O’nun cariyeleri üzerine boşanmıştır. O halde onlar da erkekler gibi ödülü ele geçirmeli ve bu alanda yükselerek, bu yeni Emir’de Tanrı Kelamı’nın nüfuz edici etkisinin, kadın ile erkeğin eşit olmasına sebep olduğu ve sınav maratonunda diğerlerini geride bırakacakları ispatlanıp gösterilsin. O halde, Cemal-ı Mübarek’in hakiki bendeler, feragat ve öz veri ruhu ile yeniden canlanmalı, cazibe ve çekicilik meltemleri ile tazelenmeli, Tanrı aşkı ile dolup taşan bir kalp, semavi müjdelerle neşelenmiş bir ruh ve son derece tevazu ve alçak gönüllülük içerisinde akıcı bir dil ile konuşarak, Yüce Tanrı’yı anıp övsünler, zira onlar, böyle bir sağışın mahzarları olup, başlarına izzet tacı konmuştur.

( Evvelce tercümesi yapılmamış Levih’ten alıntı )

---------------------------------------------------------------------------------------





Siz ey İzzet Otağında oturan saygıdeğer yapraklar ! Ruhani toplantılar tertiplemek ve ilahi delil ve ispat ortaya koymak için çalıştığınızdan dolayı siz, tekrar tekrar kutsanmış bulunuyorsunuz. Amacınız Emrin apaçık nurunu, hakikatın teyidiyle desteklemek ve eski kutsal yazılara ait nihai ve tamamlayıcı iddia ve delillerle ispatlamaktır. Bu çok asil bir gaye ve tüm milletlerle halkların aydınlanmasına sebep olacak özlenen umuttur.



Varlığın başlangıcından günümüze dek, hiçbir devir ve dinde, kadın mahfilleri kurulmamış ve öğretileri yaymak maksadıyla hanımlar hiçbir zaman sınıflar tertip etmemişlerdi. Bu, içinde bulunduğumuz büyük asrın, ve ihtişamlı Emrin özelliklerinden sadece bir tanesidir. Bu toplantıları mükemmel kılacak ve ilahi sırlara ait bilginizi artıracak gayreti mutlaka gösteriniz ki, kısa zamanda inşallah hanımlar da erkekler gibi, alimler arasında temayuz ederek akıcı bir dil ve lisan ile tüm dünyada yol gösterici ışıklar gibi parlasınlar. Onlar Tanrı’ya çabucak cezbolunurlar ve O7na olan şevklerinin harareti cidden çok şidditlidir.



Özet olarak, mukaddes sözleri çalışmak ve erdemlik kazanmak için geceyi gündüze katınız. Bu konularda her zaman görüşmeler yapınız. Buluştuğunuz zamanlar, Ezeli ve daima Diri Tanrı’nın teyid ve bağışlarından birbirinize müjdeler ulaştırıp umut veriniz. Herkes delil ve ispatlar gösterek, ilahi sırlar hakkında söz söylesin ve suretle gerçek ilahi Ruh, maddî dünyanın bedenine işleyerek geçmiş ve geleceğin sütün sırları apaçık ortaya çıkabilsin.



Ey Tanrı’nın sevgili cariyeleri ! Halihazırdaki liyakat ve yeteneklerinize bakmadan, nazarlarınızı Cemal-i Mübarek’in teyid ve yardımlarına dikiniz. O’nun ezeli rahmeti, önemsiz bir bitkiyi kutlu bir ağaç yapacak,çöldeki serabı serin bir suya çevirecek, değersiz bir atomu varlığın özü, ve zayıf bir kimseyi de bilgi okulunda alim yapacaktır. O, dikenli bir çalının çiçek açmasını ve kara topraktan güzel kokulu sümbüller fışkırmasını sağlar. O, bir taş parçasını çok kıymetli bir yakuta dönüştürür ve deniz kabuklarını parlak incilerle doldurur. O toy bir okul çocuğuna, bilgili bir öğretmen olması için yardım eder ve çelimsiz bir embriyonun “ Yaratıcıların En Mükemmeli olan Tanrı kutlu olsun “(1) ayatindeki gizli hakikatı açıklamasına olanak sağlar. Benim Rabbim gerçekten her şeye gücü yetendir.

(1) Kuran-ı Kerim 23:14

( Evvelce termümesi yapılmamış bir Levih’ten alıntı )

------------------------------------------------------------------------------------



Bu gün, kadın erkek herkesin ödevi, Emri tebliğ etmek ve öğretmektir. Amerika’da hanımlar bu alanda erkekleri geçerek liderliği ele almışlardır. Onların dünya insanlarını kılavuzlamak için verdikleri uğraş daha fazla ve gayretleri daha büyük olup ilahi bağış ve ihsanlarla teyid edilmişlerdir. Umut ederim ki, Tanrı’nın Doğu’daki cariyeleri de böylesi gayretlerle güçlerini ortaya koyarak, yetenek ve kabiliyetlerini gösterebilsinler.

( Evvelce tercümesi yapılmamış Levih’ten alıntı )

-----------------------------------------------------------------------------------



Ey faziletli yaprak, ey Emrin öğretmeni ! şimdi konuşmak ve söylev zamanı, tebliğ edip öğretmek vaktidir. Dilini çöz, gerçekleri açıkla, ve “ Rahman ve Rahim olan Tanrı Kuranı öğretti” (1) ayetinin geçerliliğini gözler önüne ser. Bugün Kutsal Ruh, insan dilinin ta özünden konuşmakta,insan ruhu ile meşvereti arzulayan Tanrısal ruh gerçekleri ifşa etmekte, iman ruhu zabıtlara geçirmekte ve Ezeliyet ruhu teyid etmektedir.



Gayp alemindeki Eşsiz Güzellik adına andolsun ki, yapraklar,yüce sevgili ve şefkatli Tanrı’yı anıp övmek ve O’nun Emrini tebliğ edip öğretmek için ağız açıp konuştukları zaman,Melekût orduları ile gayp alemlerinde oturanlar, onlara kulak verecek ve sonsuz bir neş’e içerisinde, sevinç nidaları ile çağrışacaklardır. Baha senin ve Ahde vefa etmiş her sebatkâr hanımın üzerine olsun.

(1) Kuran-ı Kerim 55:2

( Evvelce tercümesi yapılmamış Levih’ten alıntı )

-------------------------------------------------------------------------------------





Ey Tanrı’nın cariyesi ! Çocuğun ilk Eğiticileri olmaları nedeniyle annelere, ilahi öğretilerle etkin tavsiyeler verilmeli ve çocuklarını talim ve terbiye etmeleri hususunda teşvik edilip heveslendirilmelidirler. Bir anne yeni doğmuş bebeğini,daha ilk günden ilahi yasalar mucibince Tanrı dini kucağında emzirmeli ve son nefesine kadar onunla beraber olacak İlahi sevginin onun içinde anne sütü ile birlikte girmesine çalışmalıdır.



Eğer anne çocuklarını eğitemez ve onlara uygun ve yaraşır bir hayat tarzı aşılayamazsa, onların sonradan alacakları talim ve terbiye, tam bir tesir meydana getiremeyecektir. Çocukların küçük yaştan itibaren nasıl eğitilip gözetileceğini belirten iyi tasarlanmış ve planlı bir çocuk eğitim programını annelere sağlamak Ruhani Mahfil’lere mecburidir. Sözüedilen kılavuz programlar, yol göstermesi için her anneye verilmeli ve bu sayede çocuklarını Emrin öğretilerine uygun bir tarzda yetişmeleri sağlanmalıdır.

(“ Selection from the Writings of Abdülbaha”, 1978 World Centre Edition, s. 138)

-----------------------------------------------------------------------------



…..insan soyunun üyeleri arasında bireysel farklılıklar gözetilmemeli ve herhangi bir kimsenin verimsiz veya mahrum olduğu düşünülmemelidir. Bizim ödevimiz ruhları eğitmek ve Tanrı bağışı Güneşi’nin insan kalplerinde parlamasına olanak sağlamaktır. Bu da ancak insan alemi birliğinin gücü ile mümkündür. İnsanlar arasındaki sevgi tezahürü ve birlik kuvveti ne kadar büyük ve güçlü olursa, zikredilen ilahi bağış ve yansıma da o derece büyük olacaktır. Bunun da nedeni, sevginin en yüce Tanrı bağışı olması ve hatta bütün ilahi bağışların kaynağı olmasıdır. Sevgi bütünüyle kalbe hükmettikçe orada başka bir ilahi bağışın görülebilmesi mümkün değildir.

( “The Promulgation of Universal Peace”, 1982 U.S. s. 15 )

-------------------------------------------------------------------------------



Kısaca, erkeğin üstünlük faraziyesi, eşitliğin güya yaratılıştan kontrol edilmesi, kadının özlem ve emelleri için hayal kırıklığı yaratmaya devam edecek ve onu yavaş yavaş umutsuzluğu itecek sanılıyordu. Oysa tam tersine onun yeteneklerinin erkeğinkine eşit ve hatta daha fazla olduğunu belirtmeliyiz. Bu onun tutkularını kamçılayıp, ona umut verecek ve ilerlemeye olan şevkini sürekli arttıracaktır. Ona yetenek ve kabiliyetlerinin daha zayıf olduğu asla öğretilmemeli ve söylenmemelidir. Bir öğrenciye arkadaşlarından daha az olduğu sözlenecek olursa, bu onun ilerlemesine çok büyük bir engel teşkil edecektir. Onu her zaman şu sözlerle ilerlemeye teşvik etmelidir, “Sen çok kabiliyetlin ve eğer gayret edersen en üstün derecelere çıkmayı başaracaksın.”

( The Promulgation of Universal Peace”, 1982 U.S. s. 136 )

-------------------------------------------------------------------------------------



Bu parlak asırda her şeyin hakikatı açıklanmış olduğundan, gerçekler artık su yüzüne çıkmalıdır. Bu gerçeklerden bir tanesi de kadının erke ile tüm beşeri hak ve imtiyazlarla eşitliği prensibidir. Hz. Bahaullah bu gerçeği elli yıldan fazla zaman önce açıklamışlardı. Ancak bu eşitlik prensibi nasıl gerçekse, kadının da kendi yetenek ve yeterliliğini ispatlaması ve eşitliğin delillerini göstermesi gereği o kadar şarttır… O bilim ve sanatlarda beceri göstermeli, güç ve kabiliyetlerinin sadece gizli kaldığını başarılarıyla ispatlamalıdır. Şu anda İngiltere’de cereyan etmekte olan güç gösterileri, eşitliği ve kadın davasına ne yakışır ve ne de fayda sağlar. Kadın, kabiliyet ve enerjisini, özellikle sınaî ve zırai ilimleri yönetmeli ve insanlığın en fazla muhtaç olduğu bu konuda yardımcı olmaya gayret etmelidir. Bu sayede o yeteneklerini ortaya koyacak, eşitliğin tanınmasını sosyal ve ekonomik denge içerisinde sağlamış olacaktır. Şüphe yok ki Tanrı onu gayret ve çalışmalarında teyid edecektir, çünkü bu parlak asırda, Hz. Bahaullah, insan aliminin birliği ilkesini açıklamış, ve tüm halk, millet ve ırkların bir olduğunu ilan etmiştir.

(“ The Promulgation of Universal Peace”. 1982 U.S. Edition, s. 283-284 )

----------------------------------------------------------------------------



Çağımızda cinsiyetler arası eşitlik,kadına tanınacak artan sayıdaki fırsatlar oranında gerçekleşecektir. Kadın ve erkek, yaratıcı Tanrı’nın güç ve bağışlarından eşit derecede pay almaktadırlar. Tanrı’nın yüce gayesi, onların arasında farklılıklar olması irade buyurmamıştır.

(“ The Promulgation of Universal Peace”, 1982 U.S., s. 300 )

-------------------------------------------------------------------------





Kadın her konuda erkekle eşit olmak, geride kaldığı her şeyde ilerlemek ve daha büyük olgunluğu erişmek için gayret etmelidir. Hâl böyle olunca, erkek, başarı ve yetenekte kadın ile eşit olduğunu idrak etmek zorunda kalacaktır.



Hanımlar Avrupa’da Doğu’ya nisbetle dana büyük ilerlemeler kaydetmiş oldukları halde yapılacak daha çok şey vardır. Öğrencilerin okul dönemi sonunda bir sınava tabi tutularak bilgi ve yetenekleri nasıl ölçülürse, bu kadın için de öyle olacaktır. Onun hareket ve işleri yine onun kendi gücünü gösterecek ve bunu sözcüklerle ifade ve ilan etmeğe artık ihtiyaç kalmayacaktır.



Umut ederim ki Doğu kadını da Batı’lı kardeşleri gibi hızla ilerleyecek ve insanlık olgunluğu erişinceye dek çalışacaktır.



Tanrı bağışı herkes için olup, tüm gelişmelere güç verir. Erkekler, kadın eşitliğini kabullendikleri zaman, hanımların hakları için mücadele etmelerine lüzum kalmayacaktır. Bu nedenle Hz. Bahaullah’ın prensiplerinden bir tanesi de cinsiyetler arası eşitliktir.



Hanımlar son derece büyük bir gayretle, ruhani güç kazanmaya, hikmet ve kudsiyet vasıflarını arttırmaya bakmalı ve bu suretle insanlığın birliği sağlanıncaya dek, gayretlerine devam etmeliler. Onlar Hz. Bahaullah’ın öğretilerini yaymak için yanıp tutuşmalılar ki, ilahi bağışın parlayan nuru tüm dünya milletlerinin ruhunu sarıp kuşatabilsin.

(“ Paris Talks”, 1961 U.K. Edition, s. 162-163 )







Emrin Velisi’nin Yazdığı Mektuplardan Alıntılar :



Hindistan ve Burma’daki Bahai Kadınının durumu ve Emrin idari işlerinde erkeklerle ilerideki işbirliği ile ilgili olarak şunu belirtmeliyim ki, Hindistan ile Burma’da yaygın gelenek olan peçeyi atmaya taraf olan hanımlar, temsilcileri olacak Mahalli ve Merkezi Ruhani Mahfil’lerin sadece seçiminde değil, fakat o mahfil’lere bilfiil üyelik için seçilebilme hakkına da sahip olmaları zamanının geldiğine inanıyorum.



Ancak bu çok önemli ve kesin adım,son derece dikkat, ihtiyat, sağduyu ve düşünceden sonra atılmalıdır. Son derece büyük bir sorumluluk gerektiren Bahai Mahfili üyeliğine, kadın veya erkek en yetenekli olanlar seçilmeli, onların sosyal durumu ve mevkilerine değil, gerçek kapasiteleriyle oldukları becerileri göz önünde tutulmalıdır.



Bu önemli kararın Hindistan ve Burma’daki Bahai hanımlar için büyük bir dürtü olacağına inanıyor ve onların tüm yetenekleriyle Emir’de daha derin bilgiler elde etmek için gayrete geleceklerini umut ediyorum. Hareketin genelinde sistemli ve daha aktif görev alarak, her alanda aydın, sorumlu ve etkin çalışma arkadaşları olarak, ülkelerinde Emri ilerletmek için bu müşterek davada kendilerini kanıtlasınlar.



Bugün onlar yüksek sorumluluklarını tam olarak idrak edebilen, güçleri nisbetinde her şeyi yaparak, onlardan istikbâlleri için beklediğimiz, büyük umutları haklı çıkaran ve Bahai aleminin kendilerine emanet buyurduğu bu asil görevin her safhasında yaraşır olduklarını ispat etsinler.

( 27 Aralık 1973 Bir Merkezi Ruhani Mahfil’e )

----------------------------------------------------------------------------------



Emrin Beşiğinde yaşayan Bahai hanımlara tüm hakları verilmiş olup, Mahalli ve Merkezi Ruhani Mahfil’lerin her ikisine de üye olabilmeleri ve böylece önlerindeki son engeli de aşarak İran Bahai camiasının İdari işlerinde tam bir hakkaniyet ve eşitliğin mutluluğuna ermeleri sağlanmıştır.

( Nisan 1954” Messages to the Bahai World”,1971 U.S. Edition, s. 65 )

----------------------------------------------------------------------------------------



Her yaş ve ırktan, bilgi,yetenek,deneyim ve geçmişi ne olursa olsun, kadın-erkek tüm Amerikan Bahai’leri tek bir şahıs gibi davranarak daima Koruyucu, Gözetici ve Seven Tanrı’nın zuhurları vasıtasıyla kendilerine sunmakta olduğu, Tanrı bağışı fırsatlara dört elle sarılmalı ve böylece devreye yeni konulmuş bu güçlü ve dünyayı saran ilani planı esrarengiz bir şekilde sevk eden güçlere muazzam bir canlılık vermeliri,Emrin Amerika kıtasındaki kaderinin bu dönüm noktasında, seven ve özlenen bir kalbin onlar için beslediği en değerle arzularının bir tanesidir.

( 28 Temmuz1954, “ Citadel of Faith”, 1980 U.S. s. 132 )

------------------------------------------------------------------------------------



Yüce Umumi Adalet Evi’nin Yazdığı Mektuplardan Alıntılar:



Mektubunuzda belirttiğiniz ve… yerdeki kadın kurtuluş hareketinin, duygulu Bahai genç hanımları üzerinde bazı aşırı etkilere neden olacağı hakkında mektubunuzda ileri sürdüğünüz nokta ile ilgili olarak düşüncemiz odur ki, kadınların Bahai Dinine mensup olmakla ve özellikle Emrin Mahalli ve Ulusal düzeyde idari işlerinde katılımlarıyla sahip oldukları eşsiz makamı Ruhani Mahfilinizin vurgulaması yararlı olacaktır.

( 9 Nisan 1971 Bir Merkezi Ruhani Mahfil’e )

-----------------------------------------------------------------------------------



Hz. Abdülbaha, “Bu mukaddes Dini mümtaz kılan mucizelerden bir tanesi de, Emrin saflarında yer almış olan hanımların erkeklerden daha büyük bir cesaret göstermeleridir,” diye buyurmuşlardı. Hz. Şevki Efendi, bu “ Cesurluğun” zamanla” daha inandırıcı bir şekilde gösterilmesi ve sevgili Emir için şimdiye kadar görülmemiş zaferler kazandırmasını” dilemiştir. Tüm Bahai alemi, kadının Bahai camiası içerisinde ve dünya genelindeki hayati rolünü harekete getirmek ve teşvik etmek için aşikar bir gayret içerisinde olmakla beraber, Beş Yıllık Plan bilhassa seksen Merkezi Ruhani Mahfile hanımlara Bahai faaliyetleri tertip etmeleri için çağrıda bulunmaktadır. Birleşmiş Milletlerin, “ Dünya Kadın Yılı “ olarak ilân ettiği halihazırdaki yıl içinde ve özellikle zikredilen seksen Milli Cemaat, Bahai toplum hayatında kadının, her açıdan tam ve eşit bir şekilde katılacağı programlar uygulayıp geliştirmeli ve ahbapların bu yoldaki başarılarıyla, Tanrı Emri’nin ayrıcalık ve saygınlığını bu insan faaliyetleri arasında gösterip örneklesinler.

( 25 Mayıs 1975 Bütün Merkezi Ruhani Mahfil’lere )

--------------------------------------------------------------------------------



Gençler uzun zamandan beridir, tebliğ alanında ön safları tutmuşlardı, Şimdi ise, eskiden beridir, tebliğ alanında ön safları tutmuşlardı. Şimdi ise, eskiden beri birçok ülkede yetenekleri büyük ölçüde atıl bırakılmış olan hanımların etkin hizmetlerin iBahai toplum hayatına hizmette adanmış olduklarını görmenin sevinci içerisindeyiz.

( Rızvan 1978 )



Tüm faaliyetlerin odak noktası, müminlerin aklî, ruhani ve toplum hayatının beslenip geliştirilmesidir. Şöyle ki; Mahalli Ruhani Mahfil’lerin gelişmesi için artan bir gayret ve şevkle çalışarak, onların Toplum hayatındaki yol gösterici ve yararlı nüfuzlarını kullanmalarına olanak sağlamak, Bahai aile hayatının derin anlaşılmasına yardım etmek; çocuklara Bahai dersleri vermek ve düzenli Bahai çocuk sınıfları tertiplemek dahil, gerekli yerlerde ilk eğitim için olanaklar sağlayan okullar kurulması; Bahai gençlerini çalışma ve hizmette teşvik etmek; ve Bahai kadınının, toplum hayatındaki tüm sorumluluk ve imtiyazlarını kullanmak açısından teşvik edilmesi. İnşallah onlar, ölümümün ellinci yıldönümü yaklaşmakta olan Bahai Dini’nin ölümsüz kahramanı Varakat-ul Ulya ( Behiye Hanım ) ın anısına yaraşır tanıklık ederler.

( Nevruz 1979 )

-------------------------------------------------------------------------------------------

Günümüzde kadın erkek eşitliği evrensel çapta tatbik edilmiyor. Geleneksel eşitsizliğin halâ hüküm sürdüğü bölgelerde, ilgili Bahai prensibini uygulayarak öncülük ediniz. Bahai hanımlarla kızlar cemaatlerinin idari, ruhani ve sosyal etkinliklerinde görev almaya teşvik edilmelidirler.

( Rızvan 1984 )

---------------------------------------------------------------------------------



Mahalli ve Milli Bahai cemaatlerine çağrıda bulunuyor ve geniş çaplı faaliyetler dizisi başlatmaları ve böylece her kesimden halkın ilgisini çekerek onlara barış hakkında değişik konularda ve özellikle kadının rolü üzerinde bilinçlendirilmelerini rica ediyoruz.

( 23 Ocak 1985 Bütün Mertezi Ruhani Mahfil’ler )

-----------------------------------------------------------------------------------------



BİRÇOK ÜLKELERDE KAPASİTELERİ BÜYÜK ÖLÇÜDE KULLANIYMAYAN BAHAİ HANIMLARA ÖZELLİKLE ÇAĞRIDA BULUNARAK, SAHİP OLDUKLARI POTANSİYELİN, EMİR İÇİN ÇOK DEĞERLİ OLDUĞUNU VE KALKIP HİZMET ALANINDA OYNAYACAKLARI ROLÜN ÖNEMİNİ GÖZLER ÖNÜNE SERMELERİNİ BİLDİRİNİZ.

( 24 Mart 1977 Bütün Merkezi Ruhani Mahfil’lere )

--------------------------------------------------------------------------------



Yüce Umumi Adalet Evi, hanım faaliyetleri düzenlemenin anneler için başlıca sorumluluk ve bulunmaz fırsat olduğu hususunda hanımları kılavuzlayıp eğitmenin gereğine işaretle, gayretleriniz yükselen neslin eğiticileri olan hanımlara yardım üzerinde odaklanmalıdır diye buyuruyorlar.

( 29 Şubat 1984 Bir Merkezi Ruhani Mahfil’e )

--------------------------------------------------------------------------------



Kadın ile erkek arasındaki eşitlik prensibi, Bahai hayatının diğer bütün yönleri ile birlikte ele alındığı zaman, Emrin diğer öğretileri gibi, ahbaplar arasında evrensel çapta ve etkin bir şekilde tesis edilebilir. Değişim bir evre sorunu olup kuşunun kendi kendisi ve de başkaları için sabırlı olmasını gerektirir. Ahbablar, Emrin prensipleri hakkındaki bilgilerini arttırdıkça, zaman aşamasında ve sevgi dolu eğitimle, köhneleşmiş geleneksel tavır ve davranışlar, tedricen değişikliğe uğrayacak ve hayatlarını Emrin birleştirici öğretilerine uygun olarak geliştireceklerdir.

( 25 Temmuz 1984 bir ahbaba yazılmıştır )

Autor: Derlemeler - Kategorie: Derlemeler - Strany: 0 - Kapitoly: 0
© Erfán.cz & phpRS