"... Kelimelerin okyanusuna kendinizi daldirin ..."
Hz. Bahaullah'in
Araştırma
İleri /detaylı araştırma

Kategorie
  Bahai
   Bahai çalışma konuları
   Bahai Emri yazıları
   Derlemeler
 

Kriz ve Zafer


Kriz ve Zafer



YÜCE UMUMİ ADALAET EVİ

BAHAİ DÜNYA MERKEZİ



27 EKİM 1987 bonprix



Bütün Merkezi Ruhani Mahfillere

Aziz Bahai Ahbaplar,



Araştırma Dairesinin talimatımız gereğince hazırlamış olduğu “Kriz ve Zafer” başlıklı yeni derlemenin bir kopyasını ilişikte gönderiyoruz…Bu derlemeden amaç,Emrin dünya sahnesindeki ilerleyici çıkışına eşlik edecek olan kendi içinde ve dışındaki süreçleri dostlara alıştırmaktır.бонприкс



Sıkıntılar Hz.Bahaullah’ın Emri’nin gelişmesine eşlik eder ve körükler.Sevgili Emrin Velisi, Bahai tarihinin yayılışını anlatırken,büyüme örneğini “bir dizi nabız atışları,birbiri ardına gelen krizler ve başarılar ve nihayet Onu(Emri)Tanrı tarafından tespit edilen kaderine gittikçe yaklaştırarak vardırır” şeklinde nitelemiştir.



Emrin büyüklüğü dünyanın gözünde arttıkça, halkın dikkatini üzerinde toplama sürecinin sonuç alması, çoğunlukla İran’da sevgili dostların anlatılmaz fedakarlıkları sonucunda hızlandırılmış ve Emir , zamanla ve kaçınılmaz surette ilahi gelişmesine doğru sevk edilerek ,bundan sonraki aşamasına götürülmüştür.



Nispeten sessizce yayılışı O’nu korumuş,Emrin temellerinin kurulmasına ve sağlamlaşmasına ve cemaatin de dengeli bir seviyeye ulaşmasına yardımcı olmuştur.Şimdi, Emrin dünya sahnesine girişiyle, her yerde bulunan dostlara Emre karşı muhalefetin herhangi bir artışı karşısında, bir an için bile rahatsız edilmelerine izin vermemeleri için çağrıda bulunuyoruz.Tercihen Emrin gelişmesindeki kriz ve zaferin birbirine olan yaratıcı etkisinin anlayışında derinleşsinler ve Emrin ilerleyişini tehdit eden tüm engelleri aşan güç hakkında daha fazla bilinçlensinler.



Emrin yenilmezliği ve O’nun Kurumlarının sebatla ileriye doğru gidişinden emin olarak, bu bilgiyle donatılmış halde, doğan fırsatları yakalasınlar ve Tanrı’dan gelen mücadeleler davetini kucaklasınlar.



Sevgi dolu Bahai selamlarıyla ,

Yüce Umumi Adelet Evi



I. “Dünya Toplulukları…Saldırılarını Her Taraftan Başlatıyorlar…”

(Abdülbaha, “The Advent of Divine Justice” adlı kitaptan aktarma sayfa 16)

Hz. Bahaullah’ın Yazılarından Seçmeler



1.Her zuhurun başlangıcında sıkıntılar yaygındır, ancak bunlar, daha sonra büyük refaha dönüşmüştür.

( “The Advent of Divine Justice” kitabından aktarma –Wilmette :Bahai Publishing Trust, 1984-sayfa 82)



2.Geçmiş nesilleri göz önüne getiriniz. Her ne zaman Tanrı’nın İnayet Güneşi zuhur ufkundan görünüp aydınlık getirmiş ise, asrın adamları O’nun aleyhine ayaklanmışlar. Onu inkar etmişlerdir.Halk önderleri sayılan kimseler kendilerine uyanları kışkırtarak Tanrı Rahmeti Mümessillerine yönelmekten menetmişlerdir…



Nebilerin, Elçilerin, Seçkinlerin uğradıkları bela ve cefaların sebep ve saiki üzerinde düşününüz. Hiçbir zaman, hiçbir zuhurda peygamberler düşmanlarının küfründen, muhaliflerin zulmünden, salah ve takva kisvesine bürünmüş yalancı din ulularının taarruz ve iftiralarından azade kalmamışlardır. Gece gündüz, ancak Hak Taala’nın bildiği nice ıstırablar çekmişlerdir.

( “Bahaullah’ın Sesi” ,İstanbul 1974, XXIII, sayfa 31-32)



3.Biliniz ki, bela ve cefa öteden beri Tanrı seçkin ve sevgililerinin, Tanrı’dan başka her şeyden kesilmiş olan kulların nasibidir; o kullar ki, hiçbir mal ve ticaret onları Kadiri Mutlak’ın zikrinden alıkoyamaz. O ağız açmadıkça ağız açmaz ve O’nun buyruğuna ayak uydururlar.Tanrı’nın yol yordamı böyle olagelmiş ve böyle ola gidecektir.

( “Bahaullah’ın Sesi “ İstanbul 1974, LXVI,sayfa 67)



4.Hayatıma yemin olsun ki,gerek Emir için ve gerek anlamadıklarını söyleyen ve ne söylediklerini bilmeyen kimseler için yüreğim kan ağlıyor ve gözlerim yaş akıtıyor.

( “Bahaullah’ın Sesi” , bölüm 100 ,sayfa 102)



5.Eğer bir Bülbül*(Bu Hz. Bahaullah’ın kendi zuhuruna atıftır) bencillik çamurundan yükseklere uçar ve gönlün gül köşkünde yerleşir ve Arap müziğinde ve tatlı İran şarkılarında Tanrı’nın sırlarını hikaye ederse ki, bunun tek kelimesi tazelik uyandırır, ölü vücutlara yeni hayat verir ve bu yaratığın çürümüş kemiklerine kutsal ruh bağışlar, sen onu avlamaya çalışan ve tüm gücüyle onun ölümünü amaçlayan bin kıskançlık pençesi ve yüz bin kin gagası göreceksin…

Ey dostum! Bir çok köpek bu birlik çölü ceylanını kovalıyor ve bir çok pençe bu sonsuzluk bahçesinin ardıç kuşuna tırnak geçirmeye çalışıyor.Acımasız canavarlar bu Tanrı göğü kuşu için pusuya yatmakta ve kıskançlık avcısı bu aşk çayırının geyiğini avlamaya çalışıyor.

( “Yedi Vadi ve Dört Vadi “ : Işık Yayınevi,1985, sayfa 49-50)



6. Kudsiyet mahzarlarının zuhuru sırasında halkı hak yolundan geri tutanlar daima zamanın uleması olmuştur.Bu, hep semavi kitaplarda yazılı olduğu üzere, açık ve belli bir olaydır.Hiç bir nebi gelmemiştir ki, din bilginlerinin kinine, inkarına, red ve tekfirine hedef olmasın…Her bir şehirde, Kudsiyet Cemalinin faaliyetine sed çekiliyor. O Varlık Şahının ve MAKSUD Cevherinin ashabı dağlara ve kırlara sığınıyor, zalimlerin gözü önünden uzaklaşmaya çabalıyor, kimisi de Hakk’a tevekkül ediyor ve büyük bir feragat içerisinde can feda ediyor.

( “İkan “ sayfa 165-166 : sayfa 248)

Hz. Abdülbaha’nın Yazılarından ve Konuşmalarından Seçmeler



7. …Tanrı Emri’nin itibarı hayli artmıştır.Büyüklüğü şimdi aşikardır.Kalplere büyük bir heyecan getireceği gün yaklaşıyor. Öyleyse, sevininiz, Amerika’nın ey yurttaşları, büyük bir sevinçle sevininiz!

( “ The World Order of Bahaullah : Selected Letters” adlı kitaptan aktarma,

2.düzeltilmiş baskı Wilmette: Bahai Publishing Trust, 1974,sayfa 79)



8.Bu günlerde Tanrı Emri, tüm dünyada,günden güne güçleniyor ve dünyanın en uzak köşelerine gittikçe yayılıyor.Bu nedenle, dünyanın çeşitli soy ve halkından olan düşmanları gittikçe daha saldırgan, kötü niyetli, kıskanç oluyor ve acı şekilde muhalefet yapıyorlar. Önemli veya önemsiz, her şey hakkında, Tanrı’nın sevgili dostları çok dikkatli ve uyanık olmaları şarttır.Birlikte meşveret etmeli ve mücadeleyi tahrik edenlerin ve zararlı tavırları harekete geçirenlerin saldırılarına karşı hep beraber direnmelidir.

( “Selections from the Writings of Abdülbaha”, 2.düzeltilmiş baskı

Hayfa: Bahai Dünya Merkezi, 1982, No. 194 sayfa 223)



9.Sen ey Lete Ağacının ilahi dalı!... Kötüler tarafından hor görülür ve reddedilirsen sakın üzülme;küstahların gücü ve dik başlılığı karşısında canını sıkma ve kederlenme;çünkü pervasız ruhların davranışı öteden beri böyleydi. “Yazıklar olsun bu insanlara! Kendilerine hiçbir Tanrı Elçisi gelmez ki, onunla alay etmesinler!”(Kuran-ı Kerim 36:29) Gerçekten, cahillerin saldırıları ve engellemeleri Tanrı kelimesinin yücelmesine ve işaretlerinin ve belirtilerinin her tarafa yayılmasına neden olur. Gururluların bu karşı gelmeleri iftiracıların bu inatçılığı, minberlerden bu haykırışlar, küçük büyük her ikisinin bu bağrışması ve çağrışması, cahillerin ortaya attığı inançsızlık suçlamaları ve akılsızlardan bu gürültü olmasa Nokta-i Ala (Hz. Bab) zuhurunun ve Baha’nın Sabah Yıldızının ışıldayan doğuşunun haberi doğuya ve batıya nasıl yetişirdi? Yeryüzü bir kutuptan bir kutba başka nasıl sallanırdı? Başka nasıl İran,ihtişamın serpintilerinin odak noktası ve Orta Asya, Rabb’ın güzelliğinin yayılma merkezi olabilirdi? Başka hangi şekilde Zuhurun ateşi güneye yayılabilirdi? Tanrı’nın çağrısı hangi araçlarla kuzeyde duyulabilirdi? Bu kulaklara Cennetin erken sabahı nasıl nüfuz edebilirdi? Hindistan’ın tatlı papağanları bu şeker ile nasıl karşılaşabilirdi veya bülbüller şakımalarını Irak toprağından nasıl yükseltebilirdi? Başka hangi bir şey doğuyu ve batıyı raks ettirebilirdi, bu Kutsal Nokta Tanrı Güzelliğinin tahtı nasıl olabilirdi? Sina bu yanıcı aydınlığı nasıl gözleyebilirdi, Zuhurun alevi bu dağı nasıl sarabilirdi? Kutsal Toprak nasıl Tanrı’nın güzelliğinin göründüğü yer olabilirdi, Musa’nın pabuçlarını çıkardığı kutsal nokta Tuva’nın (Kuran-ı Kerim 20:12 “Kutsal Vadi” olarak da anılır) mübarek vadisi, nasıl mükemmelliğin ve inayetin yeri olabilirdi? Cennetin nefesleri Kutsal Vadinin üzerinden nasıl geçe bilirdi, Ebha bahçelerinden esen tatlı kokulu, esintili akarsular Yeşil Ada’nın sakinleri tarafından nasıl fark edilebilirdi? Peygamberlerin yeminleri, geçmiş kutsal Kahinlerin sevinçli haberleri, Tanrı Mazharları tarafından bu Kutsal Mekan için verilen heyecanlandırıcı vaadler başka nasıl yerine gelebilirdi?



…Emrin duyuru araçları olan bütün bu inayetler ve insanlar cahillerin küçümsemesinden, akılsızların karşı gelmesinden, anlayışsızların inatçılığından meydana gelmektedir.Bu şeyler olmasa, Hz. Bab’ın gelişi, bu gün bile en ırak topraklara yetişemezdi. Bu nedenle, farkında olmayanların görmezliği,akılsızların saldırıları, adilerin ve rezillerin düşmanlığı, din adamlarının umursamazlığı ve akıldan yoksun olanların bizi vefasızlıkla suçlamaları karşısında, asla müteessir olmamalıyız. Geçmiş asırlarda davranışları böyleydi;bilirlerden olsalardı böyle davranmazlardı,ancak bilgisizdirler,onlara ne söylense kavrayamıyorlar.(Kuran-ı Kerim 4:80)

(“Selections from the Writings of Abdülbaha” , No.195,sayfa 234)



10.Doğu’daki ahbapların başına gelen felaketlerden Batı’daki ahbaplar da paylarını alacakları şüphesizdir.Hz. Bahaullah’ın yolunda yürüyenlerin kendileri de, zulümcülerin zulmüne hedef olmaktan kaçınamayacaklar…

Şimdi, sizler de, bir dereceye kadar benim ortağım olacaksınız elbette ve imtihanlardan ve üzüntülerden nasibinizi kabul edeceksiniz.Ancak bu durumlar geçicidir, oysa kalıcı şan ve ebedi hayat kesinlikle her zaman için kalacaktır, bu dert ve kederler büyük gelişmenin nedeni olacaktır.

(“Selections from the Writings of Abdülbaha “ , No. 196,sayfa 238-239)



11. …Bugün bütün din liderlerinin güçleri,Merhametli Tanrı’nın Cemaatini dağıtmaya ve İlahi Yapının yıkımına yöneliktir. Maddi olsun, kültürel veya siyasi olsun dünya toplulukları saldırılarını her taraftan başlatıyorlar, O’nun büyüklüğü, bu gün, insanların gözünde açık ve seçiktir. Bu nedenle, Tanrı’nın koruyucu kanadının gölgesine girenlerin tümü, O’nun ilahi ve rahmet dolu desteği ile, öyle belirgin istikamet ve sebatlılık göstermeliler ki herkesin bakışını celp etsinler ve akılları hayrete düşürsünler.



Ruh’un (Hz. İsa) suudu zamanında, yeni Zuhuru kabul eden topluluk birkaç kişiden fazla değildi. Bu olayın getirdiği korku ve huzursuzluk öyle şiddetliydi ki, bir zaman için bu ruhlar,kendi çalkanışları ve şaşkınlıkları nedeniyle hayli etkilenmişlerdi.Derken, birkaç gün sonra, Mecideli Meryem adında bir kadın, kendi örneğiyle, içlerine istikamet ve sebat aşılayarak Tanrı Kelimesini yaymalarına yardımcı oldu. Dış görünüşleri balıkçı ve kumaş boyacıları olmasına rağmen, Tanrı Emri’nin kutsal teyidleriyle, ilahi rayihaları uzaklara götürerek, kokusunu teneffüs edenlerin nefeslerini tatlandırmış ve her anlayışlı yüreğe yeni bir hayat getirmişlerdir.



Öyleyse, ey Tanrı’nın güvenilir dostları,bir ruh gibi tüm dünyayı kaplayarak, çarpıntılarıyla onu canlı kılan ve putperestliğin direklerinin sarsılmasına ve titremesine neden olan bu yüce ve her şeyi etkileyen gücün zuhurundan cesaret alınız.

(İlk üç cümle “The Advent of Divine Justıce “sayfa 6, Hz. Şevki Efendi ‘nin tercümesindendir.

Seçmenin geriye kalanıda yeni tercüme edilmiştir.)



12. …Çok sayıda büyük bir halk topluluğu size karşı gelerek güçlük çıkaracak, hakaret ve alay edecek, arkadaşlığınızdan kaçacak ve sizinle eğlenecektir. Ancak, Cennet Babası sizi o derece aydınlatacak ki, güneşin ışınları gibi, batıl inancın kara bulutlarını dağıtacak, Cennetin içinde şanla parlayacak ve yeryüzünü aydınlatacaksınız.Bu imtihanlar vaki olduğu zaman metin olmalısınız, sabır ve tahammül göstermelisiniz.Onlara son derece sevgi ve iyilikle karşı koymalısınız. Zulümlerini ve baskılarını çocukların kaprislerine benzetiniz, her ne yaparlarsa hiç önem vermeyiniz.Çünkü sonuçta Tanrı Saltanatı dünyanın karanlığını bastıracak ve makamınızın yüceliği ve azameti gözle görülür ve aşikar olacaktır…Emin olunuz.

(“Bahai News” “Star of the West” de aktarma cilt 1 No 10, 8 Eylül 1970,sayfa 1-2)



13. …Er geç o ülkedeki kötücül kimseler gerçek inananların üzerine ithamlar yüklemek için kalkacak ve müminler topluluğunun üzerine kinlerini salıverecekler.Her gün acı bir yara açacak ve her saat sersemletici bir darbe indirecekler.Ahbapların Hz. Bahaullah’a ve Hz. Abdülbaha’ya olan sevgilerini takdir ederken,itham,küçümseme ve kötülüklerinin doğruluğuna inanmış olarak, ellerinde bulunan güçlerle ahbaplara eziyet çektirmekten geri durmazlar.Böyle davranışlar geçmişteki insanların yaptığına benzer.Geçmiş asırlarda, Kutsal Zuhurların göründüğü günlerde, halk bu şekilde hareket etmişti; ve şimdi, bu günlerde, bu gibi davranışları tekrarlamaları, hatta öncekinden daha sapık bir şekilde hareket etmeleri kaçınılmazdır…Bu nedenle, Kutsal Güzelliğin hatırı için zorlu sıkıntılara, imtihanlara ve zararlara maruz kalacağınız kesindir; ancak bu dert ve kederler en temiz inayetler ve ihsanlardır ve İlahi Eşik’te kabulünüzün belirtisi olacaklardır.

(Yeni tercüme edilmiş bir Levih’ten)



14. Ancak benden sonra,bazı kimseler karşı çıkabilir,şiddetleri üzerinize zulümler yükleyebilir ve gazetelerde Emre karşı yazılar yayınlayabilirler. Sebatlılığın teminatında olunuz.Dengeli ve sakin olunuz,hatırlayınız ki bunlar serçelerin cıvıltıları kadar zararsız olup,yakında geçecektir…



Bunun içindir ki, amacım, gazete makalelerinde veya diğer yayınlardaki suçlamalara, tenkitlere, sövmelere ve alaya karşı sizi uyarmak ve güçlendirmektir. Bunlar sizi rahatsız etmesin. Bunlar Emrin teyidinin ta kendisidir, Hareketin inşa kaynağının kendisidir.Çok sayıda Kilise papazının kalkarak başları açık şekilde en yüksek sesleriyle Bahai’lerin yanlış yolda olduklarını haykıracakları günü Tanrı teyid etsin. O günü görmek isterim, çünkü o vakittedir ki Tanrı Emri yayılacaktır. Hz. Bahaullah bu gibiler için Emrin kuryeleri ifadesini kullanmıştır. Bahai’lerin deli ve kötü olduklarını, dürüst olmadıklarını söyleyecekler ancak sizler Tanrı Emrinde sebatlı ve sarsılmaz kalınız.

(“The Promulgation of Universal Peace; Hz. Abdülbaha’nın Birleşik Devletlerde ve Kanada’da yapmış olduğu Ziyaretin konuşmaları, 2.Baskı (Wilmette; Bahai Publishing Trust, 1982) , sayfa 428-430

Hz. Şevki Efendi’nin Yazılarından Seçmeler



15. …Doğrudan etkileri ne kadar rahatsız edici olsa, Tanrı Emri’nin başına gelenin sonsuz hikmetle yüklü ve dünyadaki menfaatlerini nihayette geliştirmeye yönelik olduğunu, aklında hiçbir zaman kararmayan kanaatte destekliyor ve inanıyorum.Gerçekten, uzak geçmişten ve olaylardan edindiğimiz tecrübeler, bu temel ilkenin gerçekliği hakkında herhangi bir kuşku veya şüpheye izin vermeyecek kadar çok fazla ve çeşitlidir.Bu dünyadaki kutsal görevimizin olaylarının her hususunda bu ilkeyi ihmal etmemeli ve unutmamalıyız…



Doğrudur ki, diğer hareketlerde olduğu gibi Emrin kendi engelleri, zorlukları ve tahmin edilmeyen güçlükleri vardır, ancak diğer beşeri kurumlardan ayrı olarak bu güçlükleri karşılayacak, çıkması gerekli ve muhtemel herhangi bir anlaşmazlığı yumuşatacak, samimi ve yenilemiş gayretler sarf edecek olan sevk edici bir iman ve ibadet ruhunu bizlere mutlaka ilham edecektir.

(23 Aralık 1922, “Bahai Administration:Selected Messages 1922-1932”, düzeltilmiş baskı.Wilmette;Bahai Publishing Trust, 1974, sayfa 27-28)



16. Bir taraftan sevgilinin her yönüyle hayret verici, vurgulu, harikulade Vasiyetinin uyarılarındaki açıklamaları en keskin akıllara bile meydan okumuş ve şaşırtmış, diğer taraftan dünyanın gittikçe artan düzensizliği, ayrılıkçı güçlerce görülmemiş şekilde tehdit edilmesi, öfkeli rekabet, yeni karışıklıklar ve ciddi düzensizlik, insanlığın kaderi hakkında, artık kalpleri bunaltmış ve en hevesli inanırların şevklerini söndürmüştür.

Ve bununla beraber, sevgili Efendimizin devamlı uyarılarını çok kere nasıl da unutabiliyoruz. Dünya üzerindeki görevinin son yıllarında Batı’daki sevgililerini kaçınılmaz surette alt üst edecek olan “şiddetli düşünce imtihanları” nı özellikle vurgulamıştır. İşte bu imtihanlar onları hayattaki asil görevleri için arındıracak ve temizleyecektir.

( 14 Kasım 1923, “Bahai Administration: Selected Messages 1922-1932”, sayfa 50 )



17. Tanrı Emri, gelecek günlerde, yeni dünyada vaad edilen yükselişinin ihtişamının hazırlığı esnasında bir çok iddialı saatlere ve tehlikeli aşamalara tanık olacağı, aramızdan ayrılan Üstadımız (Hz. Abdülbaha ) tarafından defalarca teyid edilmiş ve kahraman geçmişimiz ve çalkantılı tarihimiz tarafından bizim hepimize fazlasıyla kanıtlanmıştır.

( 23 Şubat 1924 “Bahai Administration :Selected Messages 1922-1932” sayfa 60-61)



18.Hareket gücünde, yetkisinde ve etkisinde güçlendikçe, geçmişte uğradığı karışıklıkların ve acıların, mukabil olarak azalıp yok olacağına inanamayız. Hayır, gücü arttıkça, mezhebi ne olursa olsun, Ortodoksluğun mevkilerini savunan fanatikler, bu büyüyen Emrin etkileyici nüfuzunu idrak edince, ışığını söndürmek ve ismini lekelemek için elinden geleni yapmak üzere kalkacaklardır.

(12 Şubat 1927, “Bahai Administration: Selected Messages 1922-1932” , sayfa 123 )



19. Hz. Bahaullah’ın Emrinin her samimi taraftarı idrak etmelidir ki, toplumun ayrılıp bölünme süreci ilerledikçe, çabalayan bu Tanrı Dininin karşılaşacağı fırtınalar, şimdiye kadar geçirdiği deneylerin herhangi birinden çok daha şiddetli olacaktır. Ve bilsinler ki, kasti amaçları insanların düşünceleri ve vicdanları üzerinde boğucu hakimiyeti sağlamak olan bu güçlü ve yıllanmış Ortodoksluk, Hz. Bahaullah’ın Emrinin bu harikulade davasının tam ölçüsünü tanır tanımaz, bu yeni Emir, geçmişte onu üzen en zalim işkence tacirlerinden daha güçlü ve hain ve en fanatik din adamları ile mücadele edecektir.Yok olmakta olan bir medeniyeti kavrayacak olan şiddetli sarsıntılar esnasında ne düşmanlar ortaya çıkacaktır, bunlar, Emrin üzerine zaten yığılmış olan haksızlığı takviye edeceklerdir.



Tanrı’nın kutsal Emrine karşı konulması mukadder olan güçlerin niteliğini ve kapsamını idrak edebilmek için Hz. Abdülbaha’nın ifade ettiği uyarılara bakmak yeterlidir.Hayatının en karanlık anlarında, Abdülhamid’in idaresi altında, Kuzey Afrika’nın konuk sevmez bölgesine götürülmek üzere hazır beklerken ve Bahai Vahyinin hayırlı ışığı Batıda henüz ağarırken, Hz. Abdülbaha ayrılık mesajında, Hz. Bab’ın kuzenine şu kehanette ve meşum beyanda bulundu; “Emir ne büyük,ne kadar büyüktür! Yeryüzü halkının ve soyunun hücumunu ne kadar şiddetli. Çok geçmeden yakından ve uzaktan, Afrika’nın, Amerika’nın her yerinden halkın haykırışı, Avrupalının ve Türkün feryadı, Hindistan’ın ve Çin’in iniltisi işitilecektir.Hepsi teker ,teker Tüm güçleriyle Emre karşı koymak için kalkacaklar ve ondan sonra Tanrı’nın şövalyeleri, yücedeki inayetin desteğiyle, imanın takviyesiyle, anlayış gücünün yardımıyla, Ahd ve Misak ordularının verdiği yeni bir kuvvetle ortaya çıkarak; “yenilgiye uğrayan kabilelerin başına gelen şaşkınlığı seyrediniz! Ayetinin doğruluğunu açıkça göstereceklerdir.”



İmalı Sözlerinin gerektirdiği uğraş, hayret verici olduğu kadar İsm-i Azam taraftarlarının er geç ulaşacağı kati zafere de şahadet etmektedir.İnsanlar, ülkeler, değişik inanç taraftarları, hep birlikte ve birbiri ardına O’nun birliğini bozmak, gücünü yok etmek ve kutsal adını aşağılamak üzere kalkacaklar.Onlar sadece eğitici ruhuna değil, o ruhun kanalı, vasıtası ve şekli olan yönetimine saldıracaklar. Çünkü Hz. Bahaullah’ın gelecekteki Bahai Topluluğuna kıldığı yetki açığa çıktıkça, içerdiği gerçeklere atılan iddialar daha şiddetli olacaktır.

(21 Mart 1930, “The World Order of Bahaullah: Selected Letters “, 2.düzeltilmiş baskı Wilmette: Bahai Publishing Trust, 1974, sayfa 17-18 )



20.Bahai Dini kurumları ile ona karşı gelen İslam dini organizasyonları – Mısır’da başlatılmış ve şimdi Orta Doğu‘ya yayılmakta olan, zamanla etkisini Batı’da gösterecek olan bir hareket arasında başlayan ayrılık, düşmanlarımızın yakın zamanda ve kendi istekleriyle açıkladıkları ve kabul ettikleri vaziyete zarar verecek herhangi bir söz veya davranıştan kaçınmak, Emrin sadık taraftarlarına mecburiyet yüklemektedir. Hz. Abdülbaha’ nın suudunu takip eden yıllarda beklenmeyen ve tanınamayan bu tarihi gelişmenin başlangıçları, emrimizin Gelişme Devrini işaret etmiş olduğu söylenebildiği gibi onun idari Düzenini sağlamlaştırmak için de yolu açmıştır.Bu hareket önem kazandıkça ve İran’daki sivil hükümetin davranışı ve ilerdeki muamelesi daha fazla şiddetlendikçe, onun geri tepmeleri Batı’da açıkça ve muhakkak görülecek, Kilise liderleri ve sonuçta sivil hükümetler Hz. Bahaullah’ın Dininin iddiaları ile mücadele etmek ve bağımsız statüsünü er geç tanımak için harekete geçeceklerdir… Doğudaki muhaliflerimiz mücadeleyi başlatmıştır.Batıdaki müstakbel karşıtlarımız, sıraları gelince kalkacak ve onu ileri bir safhaya götürecekler. Görevimiz, bu kaçınılmaz yarışmanın beklentisindeyken, kesin bir şekilde ve sarsılmaz bir sadakatle Emrimizin bütünlüğünü korumak ve ilahi kurumların belirgin özelliklerini göstermektir.

(“15 Haziran 1935, “Messages to America : Selected Letters and Cablegrams Addressed to the Bahai of North America 1932-1946” Wilmette :Bahai Publishing Cemmitte, 1947, sayfa 4-5)



21.Maddi felsefeye dayalı açık putperestliğin serbestliği içindeki dinsizlik güçleri şimdi yayılmakta ve birbirlerini pekiştirecek, batı dünyasının bazı çok güçlü Hıristiyan kurumlarına saldırmaya başlamakta olduklarını tarafsız gözleyicinin kabul edeceği muhakkaktır.Bu kurumların gittikçe rahatsız oldukları, aralarından bir kaçının Hz. Bahaullah’ın Emrinin yaygın etkisinden ancak belirsiz bir şekilde farkında oldukları ve mevcut güçleri bozuldukça ve disiplinleri gevşedikçe O’nun Yeni Dünya Düzeninin yükselişini derin bir dehşetle gözleyecek, zamanla da ona saldırmak için azmedeceklerdir.Bu gibi bir muhalefetin düşüşlerini hızlandıracağını, Emrinin gelişmesini dikkatle gözleyenler arasında ancak birkaçının, belki, şüphesi olacaktır…



İslamiyete ve kalan kurumlarına saldıran bu dünyevilik tehdidi İran’ı sarmış, Hindistan’a nüfuz etmiş ve zaferli başını Türkiye’de kaldırmıştır, Avrupa ve Amerika’da zaten kendini göstermiş ve değişik derecelerde ve çeşitli formlarda ve isimlerde, her kurulu dinin temeline meydan okumaktadır.

(11Mart 1936 “World Order of Bahaullah:Selected Letters “,sayfa 180-181)



22. …Hepimizin önünde uzanan yıllar gerçekten gebedir. İç bölünme ve dış karışıklığın ikiz süreci her gün hızlanıyor ve karşı konulmaz şekilde bir zirveye doğru ilerliyor…İsm-i Azam Cemaati, yumruyu mayalayacak olan maya, eski itibarsız ve sallantıda olan Düzenin dürülüşünü olan ve yerine yenisinin geliştirilmesini destekleyecek olan seçilmiş bakiye uyanık, aydın görüşlü ve kararlı olarak durmaktadır…Yükselen prestijini kıskandığından,birleştirici gücünden korktuğundan,sesini susturmak ve temellerini yıkmak için hükümetlerin, ırkların, sınıfların ve dinlerin hücumları şiddetli ve çeşitli olacaktır..Şimdi onu saran nisbi karanlıktan müteessir olmadan ve gelecekte karşısına çıkacak güçlerden yılmadan,bu cemaat, eminim ki, acı çeken bir asrın ıstırabı ne kadar üzücüde olsa, kaderini elde etmeye çalışırken, yolundan sarsılmayacaktır.

(5 Haziran 1938 “messages to America :Selected Letters and Cablegrams Addressed to the Bahai’is of North America 1932-1946”, sayfa 14)



23. …Nasıl olur da evrensel ayaklanmanın başlangıçları, teşkilatlanmış toplumun dinsel, siyasal ve ekonomik dengesini ciddi bir şekilde bozabilecek güçleri serbest bırakabiliyor,siyasi sistemleri, ırksal doktrinleri, sosyal kavramları, kültürel standartları, dini kurumları ve ticari ilişkileri karışıklığa ve şaşkınlığa götürebiliyor- öyle geniş bir ölçüdeki ve görülmemiş şekildeki bu çalkantılar, öğretileri insan hayatının ve davranışının her safhasında doğrudan ve hayati ilgisi olan yeni bir Dinin kurumlarının üzerinde herhangi bir geri tepmeyi nasıl olur da meydana getirmesin?

Bu nedenle, böyle yaygın ve iddialı bir Emrin bayrağını yükseltenler, kendilerini bu dünyayı saran güçlerin çarpışmalarından etkilenmiş bulmaları hayret verici olmasa gerek . Çarpışan tutkuların girdabında özgürlüklerinin azaldığını, akidelerinin hor görüldüğünü, kurumlarına saldırıldığını, güdülerine zarar verildiğini, yetkilerinin tehlikede bırakıldığını, iddialarının reddedildiğini görmek de hayret verici olmasa gerek…



Tamamen değişik tertipteki bir çok fırsatların farkına varılmadan geçirilmesine izin verilmemelidir. Kutsal topraklarda olsun veya Kuzey Amerika Kıtasında, hatta dünyanın öbür uçlarında, Emrin kendi gelişiminin yaratacağı bu fırsatlar, Hz. Bahaullah’ın Emrinin yayılmasında önceki toplu katkılarından daha az bariz olmayan bir görev için Amerikalı dostlar bir kez daha çağrılabilirler. Geleceğin fırsatlarını yoklamak bakımından, şu anda bazı seçkin fırsatlardan ancak rast gele bahsedebilirim…



….İran,Irak ve Mısır gibi Müslüman devletlerdeki Bahai cemaatlerini dini Ortodoks güçlerin engellerinden kurtulması, o ülkedeki sivil hükümetler tarafından Merkezi ve Mahalli Mahfillerin bağımsız statülerinin ve dinsel niteliklerinin tanınması;farklı sınıfların dini organizasyonlarının devamlı olarak fırlattıkları ve yılmadan takip ettikleri kaçınılmaz hücumlarının tüm gücüne karşı ihtiyati ve koruyucu ölçülerin getirilmesi, ayarlanması ve uygulanması;ve son ve fakat aynı derecede önemli, acı bir şekilde imtihan edilmiş bir Emrin, dinmeyen karanlığın birbirini izleyen safhalarından, aktif baskıdan, tam özgürlükten geçe bilmesi için karşılanması gereken pek çok sorunlar, aşılması gereken engeller ve alınması gereken sorumluluklar alınarak neticede bağımsız bir Din olduğunun kabul edilmesi, kardeş dinlerde tüm eşitlik statüsüne sahip olması ve bunu takiben Devlet dini olarak kurulması ve tanınması ve bundan sonra da Bahai devleti ile ilgili hak ve yetkileri üstlenmesi için serbest bırakılmalı, dolu güçleriyle görev yapan dünya Bahai Topluluğunun doğuşuyla sonuçlanması gereken safha, ruh ile canlanacak ve yalnız Hz. Bahaullah’ın yasaları ve ilkeleri doğrultusunda çalışacaktır.



Bu ikili mücadelenin yürütülmesinde Hz. Bahaullah’ın adına ve O’nun Emrine uğraş veren kahraman savaşçılar, gerekli olarak katı dirençle karşılaşacak ve bir çok aksiliklere katlanacaklardır.Tutucu güçlerin öfkesi, çıkarcı çevrelerin karşı gelmesi, bozuk ve zevk arayışı içerisinde olan kuşağın itirazları ve bunlardan aşağı kalmayan kendi içgüdüleri de hesaba katılmalı, kararlılıkla dayanılmalı ve tamamen galip gelinmelidir. Koruyucu önlemler, olması yakın mücadele için düzenlenmekte ve yayılmaktayken kültür ve alay fırtınaları, kınama ve yanlış tanıtma kampanyalarının onlara karşı salıverilmesi muhtemeldir.Çok geçmeden görecekler ki dinleri saldırıya uğramış, arzuları alay edilmiş, kurumları hakir görülmüş, etkileri küçümsenmiş, yetkileri zayıflatılmış ve Emir, ya ideallerinin özelliğini takdir etmekten aciz olanlar tarafından veya böyle bir mücadelenin getireceği destekli eleştirilerin yükünü kaldırmak istemeyen bazı inanırlar tarafından bazen terk edilecektir. Üstadımız kehanette bulunarak şöyle buyurmuştur, “Abdülbaha nedeniyle, başınıza bir çok imtihanlar gelecek. Sıkıntılar göreceksiniz ve acıya müptela olacaksınız.”

Batıda ve muhtemel fırtına merkezlerinde, Hz. Bahaullah’ın yenilmez ordusu O’nun adına O’nun için savaşacağı en şiddetli ve şanlı mücadelesinde Emre yönelik herhangi bir kınaması onu caydırmasın. Fanatik, Ortodoks, bozuk ve ona karşı birleşen taassup güçlerinin tehditkar ilerleyişi karşısında geri çekilmesin.Eleştiri sesi Emrin ilanını dolaylı olarak takviye eden bir sestir. Benimsememek ancak onunla düşmanları arasındaki tezatı daha büyük bir feraha götürmeye yarar, oysa ilişkiyi kesmek, düşmanları arasındaki en gürültülü ve kökleşmiş olanları kendi tarafına er geç kazandıracak manyetik gücün kendisidir.

( 25 Aralık 1938, “The Advent of Divine Justice” Wilmette Bahai Publishing Trust, 1984, sayfa 2-3;14-15;41-42)



24. Böyle kutsal ve verimli bir hizmetin belirgin hatlarının tetkiki,Hz. Bahaullah’ın Ahd ve Misak’ının seçilmiş Merkezinin yanılmaz kaleminin kehanetlerine değinmeyi ihmal etmemeli! Bunlar, Hindistan’da ve Uzak Doğu’da Hıristiyan, Budist ve Hindu dinlerinin eski papazlık düzenleri ile karşılaşınca, Emrin karşı konulmaz ilerleyişinin harekete geçireceği saldırıların şiddetini önceden ima eder.Bunlar Amerika, Avrupa, Asya ve Afrika kıtalarında Emrin dini ortodoskluğun engellerinden kurtuluşunu getireceği karışıklığı ima eder.

( 1944, “God Passes By “ Wilmette :Bahai Publishing Trust,1974 , sayfa 315)



25.Onları nihai zaferden ayıran süre ne kadar uzun olsa; görev ne kadar çetin olsa; talep edilen gayret ne kadar müthiş olsa , zahmet ve meşakket saatinde şaşkın ve acı bir şekilde imtihan edilmiş insanlığın katedeceği günler ne kadar karanlık olsa; kaderlerinin bedelini ödeyeceklerin karşılaşacağı imtihanlar ne kadar şiddetli olsa, şimdiki ve Tanrı’nın kendi gizli ilahi takdiriyle içerde ve dışarıda harekete geçireceği düşmanın yağdıracağı oklar ne kadar keder verici olsa, Emrin kalbinden ve yönetim merkezinden geçici ayrılığın rahatsızlığını yükleyecek olan geleceğin beklenmeyen sıkıntıları ne kadar üzücü olsa,büyük miktarlarda akıtılan değerli kanın hakkı için, kurban edilen sayısız azizler ve kahramanların hayatlarının hakkı için, Emrimizin Müjdeci Peygamberinin yüce ve şanlı fedakarlığının hakkı için, kurucusunun Emrinin yaşabilmesi, düzeninin yok olmuş bir dünyayı kurtarabilmesi ve şanının tüm dünyaya nüfuz edebilmesi için isteyerek katlandığı büyük sıkıntıların hakkı için onlardan istirham ederim-onlardan istirham ederim ki, daha ileri bir tarihte açıklanacak olan Planlardaki her bir hedef tamamen yerine getirilene kadar, bu kutsal saat yaklaştıkça asla çekinmemeye, asla tereddüt etmemeye ve asla yılmamaya karar versinler.

(30 Haziran 1952, “Messages to the Bahai World 1950-1957” Wilmette:Bahai Publishing Trust,1971, sayfa 38-39)



26. …Dini akide taraftarların çıkaracağı gürültüden veya siyasi liderlerin yükleyeceği kısıtlayıcı ölçülerden yılmadan; sayılarının azlığı ve muhtemel muhaliflerinin çokluğundan dehşete düşmeden; batıl itikat, fesat ve inançsızlığın düzenli güçleri ile bu görkemli ve kaçınılmaz karşılaşmanın beklentisindeyken kendi ellerinin yavaşça ve emek vererek hazırladığı etkili silahlar ile donatılmış olarak, güvenlerini Hz. Bahaullah’ın öğretilerinin eşsiz potansiyeline, her şeyi yenici iktidarının gücüne ve O’nun şanlı ve sık, sık tekrarlanan yanılmaz vaadlerine bırakarak, hızla ilerlesinler.

(25 Haziran 1953, “Citadel of Faith,Messages to America 1947-1957” Wilmette:Bahai Publishing Trust, 1980,sayfa 120)



27.Karşı karşıya bulunduğumuz idari sorunlar muhtelif ve karmaşıktır.Gelişmekte olan bir Emrin özellikle Kuzey ülkelerinde, dini akide liderlerinin muhalefeti, Emrin kurumları çoğaldıkça, daha belirginleşecek ve şiddeti büyüyecektir.

(Hz. Şevki Efendi’nin 2 Temmuz 1956 tarihli Afrika’da bir Merkezi Ruhani Mahfil’e adına yazılan bir mektuba kendi el yazısıyla eklediği yazı.)

Hz. Şevki Efendi Adına Yazılan Mektuplardan Seçmeler



28. …Özellikle İran’da Emrin tarihi, açık bir kanıttır ki, bu gibi zulümler dostları inançlarında takviye etmiş, kalplerinde mevcut gizli ruhani güçleri harekete geçirmiş ve Emre karşı görevlerinde ve sorumluluklarında daha yeni ve derin bir anlayışın içlerinde uyanmasına istisnasız hizmet etmiştir. Gerçekte, Emrin gelişmesinin kendisi, insanların ve ülkelerin nefret ve kıskançlığını harekete geçirmekle, kendisi için öyle zorluklar ve engeller yaratır ki nitekim ancak onun ilahi ruhu galip gelebilir. Hz. Abdülbaha vurgulayarak buyuruyor ki, dünyanın düşmanlığı ve muhalefeti Emrin gelişmesi ve ilerlemesiyle doğrudan orantılı bir şekilde artacaktır. Ahbapların coşkunluğu ve başarılarının etkisi ne kadar fazla ise, düşmanın muhalefeti de o kadar şiddetli olacaktır.

(20 Ocak 1935 tarihinde bir Merkezi Ruhani Mahfil’e yazılmıştır.)



29. Emrin idari mekanizmasını kurma ve mükemmelleştirme girişimlerinde sadece sizin değil, dünyanın her tarafında bulunan ahbapların her gün karşılaştıkları zorlukların hepsinden haberdardır. Ancak bu zorlukların ve engellerin kaçınılmaz olduğunu, bunların Hz. Bahaullah’ın Emrinin tayin edilen gelişmesinde ve nihayette dünyada kurulacak yüceliğinin gelişmesinde tabiatında mevcut olduğunu kabul ediyor. Bu gibi zorluklar kaçınılmaz olmakla beraber, ahbapların içlerinde mevcut olan ruhani ve manevi enerjiyi zenginleştirmek ve mükemmelleştirmek için Tanrı tarafından imtihanlar olarak görülmelidir. Böylece bunlar Tanrı’nın vaat ettiği İlahi Medeniyetin kurulmasına yardımcı olacaklardır.



İmtihanlar ve acılar, Hz. Bahaullah’ın Levihlerinde devamlı uyarmıştır, lambayı besleyen yağ gibidir.Emir, arada bir yolunda duran engelleri ve bazen de temellerini tehdit eder gibi görünen engellerle karşılaşıp başarıyla üstesinden gelmedikçe ve gelene kadar, tüm ihtişamını gösteremez. Bunun gibi engeller, imtihanlar ve deneyler, gerçekten saklı gizli inayetlerdir. Ve bu sıfatla, Emrin ilerlemesinde yardımcı olacakları muhakkaktır.

(31 Temmuz 1935 tarihinde bir ahbaba yazılmıştır.)



30. …O merkezdeki ahbaplara karşı, Emrin düşmanları ve özellikle din adamlarının… yönelttiği devamlı ve kötücül muhalefeti öğrenmiş ve gerçekten kederlenmiştir. Ahbapların zerre kadar cesaretlerinin veya heveslerinin kırılmamasına, bilakis onları bekleyen geleceğin güveni içinde yeni bir azim, birlik ve gayretle, kutsal görevleri olan Emri yayma görevini takip etmelerinde onları teşvik ediniz. Zulümlerin sayısı ne kadar çoğalsa, niteliği ne kadar şiddetlense, Hz. Bahaullah tarafından kendilerine emanet edilen eşsiz görevin imanında daha derin ve onu tamamen yerine getirmenin coşkunluğundaki hızı daha fazla olmalıdır.



Bu Emir, her İlahi Emir gibi, kendisine saldıran muhalif güçlerle çarpışmadıkça ve yiğitçe galip gelmedikçe etkili olarak kurulamaz. Emrin tarihinin kendisi, bunun yeterli bir kanıtıdır. İmtihanlar ve zulümler Tanrı’nın seçilmiş kullarının kaderi olmuş ve olmaya devam edecektir. Ancak bunları giyimini değiştirmiş inayetler olarak saymalılar, çünkü bunlar sayesinde imanları canlanır, temizlenir ve güçlenir. Hz. Bahaullah bu gibi keder verici imtihanları Tanrı Emrinin lambasını besleyen yağa benzetmiştir.



Onun için, ahbaplar, zulümler karşısında çekilme gibi bir davranışta bulunmamalıdırlar.Aksine onları iyi karşılamalı ve kendi ruhani yükselişleri ve de Emrin tesisi için araçlar olarak kullanmalılar. Emir güçlendikçe ve dış dünyanın dikkatini ve saygınlığını ciddi olarak cezb ettikçe, ahbaplar, Emrin varlığını el altından mahvetmeye çalışan dünyevi olsun, dini olsun her yönden gelen toplu muhalif güçlerdeki benzer artışı ve daha büyüğünü beklemeleri gerekir. Büyük olacağı muhakkak olan, bu uğraşın nihai sonucu, biz inananlara açıktır. Mücadele edeceği güçler ne kadar inatçı ve sinsi olsa, Tanrı’dan doğan ve O’nun İlahi ve her şeyi içeren ruhu ile kılavuzlanan bir Din sonuçta galip gelecek ve sarsılmaz bir şekilde kurulacaktır. Dostlar güven dolu olmalı ve son derece hikmet ve itidal ile hareket etmeliler ve özellikle herhangi bir kışkırtıcı davranıştan kaçınmalılar. Gelecek elbette onlarındır.

(24 Haziran 1936 tarihinde bir ahbaba yazılmıştır.)



31. …O’nun korkusu, Emirde gizlice çalışan ilahi gücü yeterince idrak edemeyen o ahbapların, bu gibi gelişmeleri, Emrin ölüm haberi olarak görme eğiliminde olmalarıdır. Son birkaç hafta içinde ahbaplar ile olan yazışmalarında, Emrin tüm çeşitli saldırılar ve zulümler nedeniyle er geç acı çekeceğine, bunların gerçekte onun kurumlarının can damarı olduklarını ve bu itibarla, onun gelişmesi ve büyümesinde ayrılmaz ve esas parçayı teşkil ettiklerini vurguladığı gibi, sizin de tüm sohbetlerinizde ve yazışmalarınızda aynı şeyi yapmanızı arzu etmektedir. İmtihanlar ve sıkıntılar, Hz. Bahaullah’ın buyurduğu gibi, Emrin lambasını besleyen yağdır ve gerçekten onlar giyimini değiştirmiş inayetlerdir. Bu nedenle… ahbaplar emin olmalılar ki, Emrin karşılaştığı tüm bu saldırılar O’nun gelişmesinin gerekli bir bölümüdür ve sonuçta O’nun menfaatine en iyi şekilde yararlı olacaktır.

(31 Ağustos 1937 tarihinde bir ahbaba yazılmıştır.)



32. …Bir zaman sonra, bir yandan Emrin gelişmesinin kendisi, diğer yandan dini organizasyonların düşüşü, Emri zayıflatmak ve şiddetle O’na karşı gelmek için Hıristiyan din liderlerini kaçınılmaz şekilde kışkırtacaktır, işte o zaman dostlar Emri müdafaa etmek ve korumak için gerçek bir fırsata sahip olacaklardır.

(25 Mayıs 1938 tarihinde bir Merkezi Ruhani Mahfil’e yazılmıştır.)



33. Kilisenin ve Hıristiyan din adamları sınıfının, her asırda, taraftarlarına, karşılamaya hazır olmaları için ögüt verdikleri Gerçeğin kendisinin en şiddetli muhalifleri olmaları garip ve üzücüdür! Şekle öyle kuvvetle bağlanmışlar ki esastan habersizdirler.

Mamafih, papazınızın size ve Bahai Dinine, halk önünde yaptığı bu gibi ithamlar Emre hiçbir şekilde zarar vermez; aksine adının her tarafa yayılmasına ve bağımsız bir din olduğunu göstermeye yarar.

(17 Şubat 1945 tarihinde bir ahbaba yazılmıştır.)



34. Ne yazık ki Kilise liderlerinin baskısı nedeniyle bazı dostlar Emri terk etmiştir. Kilise liderlerinin bize karşı gelmeleri kaçınılmazdı. Bunun böyle olacağını Hz. Abdülbaha önceden bildirmişti; aynı şekilde olayların tabiatı nedeniyle Emrin büyümesi, gelişmesi ve Kiliseden üye alması bize karşı bir tepkisine neden olacaktı. Unutmamak gerekir ki geçmişte dini liderlerden gelen her saldırı, Emrin kendi gelişmesi için bir araç olmuştur, çünkü saldırılardan haberdar olanlar Emrin temizliğinden ve samimiyetinden etkilenmeleri elde değildir.

(19 Haziran 1957 tarihinde bir ahbaba yazılmıştır.)

Yüce Umumi Adalet Evi Tarafından Yazılan Yazılardan Seçmeler



35. Hz. Bahaullah adına kazanılan muhteşem zaferler… ve O’nun her ülkedeki kendini adamış ve ateşli sevgililerinin kazanmakta oldukları artan zaferler, Emre saldırmak için yeni teşebbüslerde bulunmak ve destekleyenlerin hevesini kırmak için O’nun içteki ve dıştaki düşmanlarının uyanmasına şüphesiz hizmet edecektir….



… Tanrı Emrinin ilerleyen gelişmesi ve ileriye doğru gidişi, muhaliflerin ortaya çıkmasına neden olacağı gibi, gelecek olan evrensel muhalefeti şüphesiz ima edecek ve kesin zafer için açık bir şekilde teminat verecektir.



Şiddetli duygumuz odur ki… onların (ahbapların) ilerde vaki olacak kritik muhalefetin kaçınılmazlığını açıkça algılamaları, “şimdiki ve İlahi Takdirin gizemli tertibinin içerden veya dışardan çıkaracağı düşmanlar “ ın indireceği “okları” güvenle ve kararlılıkla püskürtmek için sizi tamamen desteklemeleri ve Tanrı Emrinin daha yüce doruklara tırmanması, daha belirgin başarılar kazanması, onun mukadder istikametinde daha hayati aşamaları aşarak tam bir zafere ve evrensel hüküme ulaşmasında ona yardımcı olmanın zamanı gelmiştir.

(26 Kasım 1974 tarihinde bütün Merkezi Ruhani Mahfillere yazılmıştır.)

Yüce Umumi Adalet Evi Adına Yazılan Mektuplardan Seçmeler



36. …Yüce Umumi Adalet Evi’nin talimatı gereğince bildiririz ki, Emrin öğretilerinin çarpıtılması, başarılarına leke sürülmesi, Kurucularının ve liderlerinin alçaltılması ve temelinin yok edilmesi hakkında kitapların yazılacağı beklenilmektedir. Bu kitapların ortaya çıkışı dostları gereksiz yere heyecanlandırmamalı ve elbette bunu bir sorun haline getirmemeleri gerekmektedir.

(30 Mart 1976 tarihinde bir Merkezi Ruhani Mahfil’e yazılmıştır.)



37. Duyuru ve bildiri çalışmalarınız ilerledikçe… daki daha eski dini kurumlar ile olan karşılaşmalarınızın artması mutlaktır, … tarafından gösterilen sebat şeklidir ki Emre saygınlık getirir ve Hz. Bahaullah’ın teyidlerini cezp eder.

(7 Haziran 1981 tarihinde bir Merkezi Ruhani Mahfil’e yazılmıştır.)



38. …Bu günlerde Bahai’ler İslam ülkelerindeki Emrin düşmanları arasındaki taassup alevinin tutuşmasını bekleyebilirler. Saldırıları karşılarken dostlar sebat ruhunu ve cesaretini sevgi ve hikmetle birleştirmeyi öğrenmeliler. Bu demektir ki, duyuru çalışmalarında nezaket kullanılmalıdır.

(22 Ağustos 1983 tarihinde bir Merkezi Ruhani Mahfil’e yazılmıştır.)



39. Dünyanın bir çok yerinde dini bağnazlığın ve aşırı tutuculuğun baş göstermesi nedeniyle, Merkezi Ruhani Mahfil’inizin, Bahai’leri, bu kitapta (“A Guide to Cults and New Reliğions”,John Boykin ) çıkan Hıristiyan kiliselerinin tipik yaklaşımı olan bu gibi saldırılara karşı kalkacaklardır.

Yetkili bir kişi veya birkaç kişiden oluşan gruba, Hıristiyanların Bahai öğretilerini yanlış tanıtımlarıyla ilgilenmek üzere, bir kitapçığa uygun materyaller hazırlamalarını düşünmeniz talep edilmektedir.

(18 Ekim 1984 tarihinde bir Merkezi Ruhani Mahfil’e yazılmıştır.)



II “Hz. Bahaullah’ın Emrinin Karşı Konulmaz İlerleyişi”

(Şevki Efendi, “Messages to America:Selected Letters and Cablegrams Addressed to the Baha’is of North America,” sayfa 51)

Hz. Bahaullah’ın Yazılarından Seçmeler



40. Söyle;Bela benim Zuhurumun ufkudur. İnayet güneşi o ufuktan parlıyor ve çevresine ne halkın evham bulutlarının ve ne zulümcülerin kuruntu sislerinin karartamayacağı bir ışık döküyor.

Sen gafillerin yaygaralarına ve düşmanların kılıçlarına bakmayarak Rabb’ının izinde yürü ve O’nun seni andığı gibi sende O’nun kullarını an… Rabb’ının hoş kokularını yay ve O’nun Emrinin hizmetinde bir an bile duraklama. Gafur ve Kerim olan Rabb’ının zafer günü uzak değildir.

(Bahaullah’ın Sesi Madde 17, sayfa 25)



41. Bakınız bu Zuhura: Bir çok değersiz ve akılsız kimseler katliam, yağma ve sürgün gibi tedbir ve vasıtalarla Tanrı’nın kudret Elinin yaktığı meşaleyi söndürebileceklerini veya şaşaasına ebediyen halel gelmez Tanrı Güneşini küsufa uğratabileceklerini ümit etmişlerdir. Muhalefet ve taarruzun bu Lambaya yağ olduğu hakikatinden ne kadar gafil görünüyorlar! Tanrı’nın muhavvil kudreti işte böyledir. İstediğini değiştirir, gücü her şeye yeter…

(Bahaullah’ın Sesi, Madde 29, sayfa 39)



42. …Söyle;Seçkinlerimin bir kaya metanetiyle dayandıkları temeli bu dünyanın ne kasırga ve fırtınaları ne bütün milletleri asla sarsamaz. Sübhanallah ! Hakk’ın sevgililerini tutup zindanlara atmaya bu insanları ne gibi bir sebep ve saik sevk etse gerek?... Bununla beraber, müminlerin, adalet güneşini celal ufkunda bütün şaşaasıyla parlar görecekleri gün yaklaşıyor.İşte bütün varlıkların Rabbı bu yaman Mahbesten sana böyle öğretiyor.

(Bahaullah’ın Sesi, Madde 162, sayfa 170)



43. …O,her yeni bir sıkıntıyla Emrini çok daha fazla gösterir ve Kelimeni çok daha yüceltir.

(“Prayers and Meditations by Bahaullah “ Wilmette:Bahai Publishing Trust,1979,sayfa 37)



44. …Işığını kıtada gizli tutmaya çalışırlarsa, O şüphesiz Başını okyanusun ortasından kaldırır ve yüksek sesle şöyle söyler: “Benim dünyaya hayat veren!” … Ve karanlık bir çukura atarlarsa, O’nu dünyanın en yüce zirvelerinde oturmuş insanlığa yüksek sesle şöyle çağırdığını görürler: “İşte ihtişamıyla, Hakimiyetiyle, üstün Hükmüyle dünyanın Beklediği geldi!” Ve eğer toprağın derinliği altına gömülürse, Ruhu cennetin doruğuna yükselir ve şu çağrıya ses verir: “Baha’nın zuhurunu görünüz. Tanrı’nın en Kutsal, Kerim ve Güçlü Saltanatına tanık olunuz!

(The World Order of Bahaullah:Selected Letters,” 2. düzeltilmiş baskı Wilmette:Bahai Publishing Trust,1974, sayfa 108)



45.Şu anda sevgililerimizi hatıra getiriyor ve Tanrı’nın yanılmaz inayetini ve açık kitabımda onlara sağlanan şeylerin sevinçli haberini veriyoruz.Sizler, Sevgim için düşmanların kınamasını sebatla tahammül ettiniz ve Yolumda tanrısızların çektirdiği acı zulme katlandınız. Ben şahadet ederim, her şeyi bilen Benim. Tanrı hatırı için kanınızla ulvileşen yerlerin sayısı ne kadar geniş, feryadınızın çıktığı ve ıstırap ağıtınızın yükseldiği şehirlerin sayısı ne kadar çok. Zulüm orduları tarafından atıldığınız hapishaneler ne kadar fazla. Emin olunuz ki O sizi muzaffer kılacaktır, insanlar arasında sizi yüceltecek ve yüksek mertebenizi tüm ülkelere sergileyecektir.Muhakkak ki O tercih ettiği kişilerin mükafatlarının kaybolmasına izin vermeyecektir.

(“Tablets of Bahaullah Revealed after the Kitab-ı Akdes” düzeltilmiş baskı Haifa, Bahai World Centre, 1982, sayfa 246-247)



46. …Doğrusu Tanrı Kendi Emrini,bir zaman düşmanlarının vasıtasıyla ve diğer bir zaman da Seçkinlerinin desteğiyle muzaffer kılar. Temiz ve kutsal ruhlara gelince, Şanlı kalemimiz tüm dünyayı, onun hazinelerini ve içinde var olan her şeyin mükemmelini açıklamıştır.Çok geçmeden pervasızlar ve günah işleyenler ellerinin yaptığını ödeyecekler.

(Yeni tercüme edilmiş bir Levih’ten )



47.Varlık dünyasında meydana gelen her şey, sevgilileri için ışık ve fitne ve mücadele halkı için ateştir.Dünyanın tüm zararlarını, Tanrı dostlarından biri yüklense bile, o suretle yine kazançlıdır, oysa gerçek kaybı dik başlılar, cahiller ve kibirliler taşır.Aşağıdaki sözün yazarı onu başka bir niyet için kullanılmış olsa bile, biz onu Tanı’nın değişmez Ahd’inin işleme şekline uygun bulduk: “Çift veya tek bahis senindir.” Tanrı dostları her durumda kazanacak ve kar edecek ve gerçek zenginliğe erişecekler. Ateşten etkilenmez, suyun içinden kuru çıkarlar. Onların işleri insanların işinden farklıdır. Onların kısmeti:işleri ne olursa olsun, kazançtır.Her görür gözlü hikmetli ve işitir kulağı olan makul düşünür buna şahadet eder.

(Yeni tercüme edilmiş bir Levih’ten)

Hz. Abdülbaha’nın Yazılarından ve Konuşmalarından Seçmeler



48.Tanrı dostları yüceden desteklenir ve zaferlerini en büyük kılavuzluğun toplu ordusuyla kazanırlar. Böylece onlar için her zorluk kolaylaşır ve her sorun kolayca çözülür.

(“Selections from the Writings of Abdülbaha” (düzeltilmiş baskı) Haifa, Bahai World Centre,1982, sayfa 279)



49. …Yakında Batı, Doğu’nun ufukları gibi aydın ve Gerçeklik Güneşi, günah karanlığının sönerek yok olmasına neden olacak şekilde, ihtişamla parlayacaktır.Büyük bir kalabalık size karşı gelecek, size zulmedecek, üzerinize suçlamalar yağdıracak, talihsizliğinize sevinecek, sizi sakınılması gereken insanlar olarak tanıtacak ve eza çektirmek için kalkacaktır; ancak semavi Pederinizin size öyle bir ruhani aydınlık ihsan edecek ki karanlık bulutları dağıtırken yeryüzüne ışık saçan güneşin ışınları gibi olacaksınız. Bu imtihanlar karşınıza çıkınca, sarsılmadan durmakla, sabretmekle ve dayanmakla yükümlüsünüz. Karşılık vererek ödeşeceğinize, muhalefeti son derece sevecenlikle karşılamalısınız ve zulme ve zararlara hiçbir şekilde önem vermemelisiniz, aksine bunları eğitim görmemiş çocukların hareketleri olarak görmelisiniz. Çünkü sonuçta Tanrı Saltanatının aydınlığı, varlık dünyasının karanlığını bastıracaktır. Hiçbir şey gizli kalmayacaktır;zeytinyağı, en derin mahzende saklansa da bir gün işaret kulesinin başındaki lambadan ışık saçarak yanacaktır. Küçük büyük olacak ve güçsüze güç verilecek; küçük yaştakiler Tanrı Saltanatının çocukları olacaklar, sapmışlar ise semavi evlerine kılavuzlanacaklar.

(Yeni tercüme edilmiş bir Levih’ten)



50. …Tanrı Emri’nin ülkenizdeki gelişmesi hakkında yazmışsınız. Tanrı Emri’nin o memlekette günden güne ilerleyeceğine şüphe yoktur, çünkü o, Kutsal Ruhun destekleyici gücü ve Tanrı Kelimesi’nin teyidi ile yardım edilecektir.Şüphe yoktur ki Hıristiyan papazları, ona karşı amansız bir husumetle kalkacak, size zarar vermeyi ve zulmetmeyi isteyecek ve şüphelerle üzerinize varmaya çalışacaklar; çünkü Tanrı Emri’nin yayılması zenginliklerinin azalmasına neden olacak- onlardan önce Ferisilerin zenginliklerinin azaldığı gibi- ve insanlar arasında şimdi kullandıkları itibarı ve mevki yi kaybetmelerini icap ettirecektir.



Hz. İsa’nın zamanında Musevi din adamlarının ve ferisilerin yaptıklarını hatırla. Bu gibi davranışlar, bu günde, bu Hıristiyan papazların ellerinde tekrar edilecektir. Ancak, rahatsız olmayınız; sabit ve sadık kalınız, çünkü bir grup ruhların, sonsuz sevgiyle, Tanrı Katına girmek için kalkacağı muhakkaktır. Bu ruhlar din adamlarının tabi tuttuğu sıkıntı, utandırma hakir görmenin mükafatını verecektir; yukarıda adı geçenlerin verdiği zararlara onlar iyi davranışlarla mukabele edecek, ta ki eski zaman deneylerinin gösterdiği gibi, Tanrı Saltanatı çocukları üstünlük kazanacak ve zafer onların olacaktır.Buna güveniniz.

(Yeni tercüme edilmiş bir Levih’ten )



51.Tanrı Emri’nin hizmetine kalkanların tümü zulmedilecek ve yanlış anlaşılacaklar. Bu böyle ola gelmiş ve böyle ola gidecektir. Ne düşman ne de dost huzurunuzu rahatsız etmesin, mutluluğunuzu yok etmesin, başarınıza engel olmasın. Her şeyinizle Tanrı’ya güveniniz. O zaman zulüm ve iftira sizi daha hararetli kılar. Düşmanlarınızın entrikaları onların üzerine yansır. Siz değil, onlar, acı çeker. Sıkıntı Tanrı Sevgisi ateşini yelpazeleyen rüzgardır. Zulmü ve acıyı iyi karşılayınız. Bir asker silah taşıyabilir, ancak düşmanla savaş alanında karşı karşıya gelmedikçe kralın ordusunda yerini kazanamaz. Hiçbir şeye yenilmeyiniz. Tanrı sizin yardımcınızdır. Tanrı yenilmezdir.Semavi sözleşmede sabit kalınız. Güçlü olmak için dua ediniz. Durumlar ne kadar güç olsa da o size verilecektir.

(“Star of West”, cilt 4 no 5, 5 Haziran 1913, sayfa 88- Düzeltilmiş tercüme)



52.Ve şimdi, Hz. Bahaullah’ın öğretilerine göre hareket ederseniz, yardım ve teyid edileceğinizden emin olunuz. Her girişiminizde muzaffer olacaksınız ve dünyanın tüm sakinleri size karşı gelemeyecekler.Sizler fatihlersiniz, çünkü Kutsal Ruh’un kendisi size yardım edecektir.

(“Stars of West “, cilt 8, no. 8, 1 Ağustos 1917,sayfa 103-Düzeltilmiş tercüme)

Hz. Şevki Efendi’nin Yazılarından Seçmeler

53. …Eğer gelecek günlerde, o ülke aniden çeşitli kederler ve felaketlerle karşılaşacak olursa; eğer, şimdiki şiddetlere, yaygın sivil ayaklanmalar ilave edilecek olursa; eğer ülkenin zaten karanlık ufukları, daha kasvetli ve daha kötü olursa, korku ve ümitsizliğe kapılmayınız, izlemekte olduğunuz o doğru ve iyi düşünülmüş yoldan bir saç telinin inceliğinde dahi sapmanıza izin vermemelisiniz-diğer bir ifadeyle, Bahai idari kurumlarını çoğaltıcı, temellerini sağlamlaştırıcı, sahip oldukları iyi şöhreti ilerletici, devam ettirdikleri saygınlığı ve mevkiyi pekiştirici çalışmalarınızı ısrarlı, yılmaz ve aralıksız bir şekilde sürdürmelisiniz. Bu masum ve zulüm görmüş cemaatin esaret bağlarından kurtuluşu ancak genel karışıklık ve sıkıntı eşliğinde olur; keza Baha ehli gerçek onur,rahatlık ve huzura ulaşacak bir duruma erişmesi için,onlara düşmanlık ve kin besleyenlerin tümünün husumetini ve direncini, gürültülü muhalefetini ve kargaşalı itirazlarını kaçınılmaz surette karşılaması gerekir.Onun için, eğer zorlu sıkıntı denizinin bulanık suları daha da çalkalanır, sıkıntı fırtınası şiddetlenir ve acı çekmiş o cemaate her yönden yeni felaketlerle saldırılırsa, o zaman tereddütsüz ve değişmez bir kanaatle kabul ediniz ki, kurtuluş saati, eski vaatlerin yerine getirilme zamanı, yaklaşmıştır ve o topraklardaki İsm-i Azam’ın pek aceleci taraftarlarının yüce ve karşı konulmaz zafer araçları tamamı ile hazır ve amadedir.Kalan şu son aşamaları başarıyla kat edip, en derin ümitlerine ve en engin arzularına, en yüksek düzeylerde, kendilerini şaşırtacak bir şekilde, tanık olabilmeleri için amaç kararlılığı ve sarsılmaz azim, Baha ehlinin göstermesi gereken niteliklerdir. Tanrı’nın yolu budur- “ve Tanrı’nın yolunda bir değişiklik bulamazsınız.” (Kuran-ı Kerim)

(11 Ocak 1928 İran Merkezi Ruhani Mahfil üyelerine-Farsça’dan tercüme edilmiştir.)



54. …Hz. Bahaullah’ın uğraş veren Emri’nin etkileyici görüntüsünü uzaktan beklentiyle seyretmekte olan bizlere düşen, bu Emrin başına gelenleri düşünürken, sonsuz teselli ve güç aramaktır.Bahai Dini’nin organik yaşamına veya onun idari mekanizmasının fonksiyonuna karışan yoklamaların zaman, zaman verdiği üzüntü ne kadar keder verici ve aşağılayıcı olsa, neticede bu gibi felaketlerin her birisi, hiç birimizin anlayamayacağı bir Hikmetle, Hz. Bahaullah’ın yeryüzünde egemenliğini kurmak ve sağlamlaştırmak için çizilmiş kılık değiştirmiş birer inayet olduğu kanıtlanacaktır.

(1 Ocak 1929 “Bahai Administration:Selected Messages 1922-1932”,düzeltilmiş baskı,Wilmette:Bahai Publishing Trust,1974,sayfa 164)



55. …Bir çok güçler O’nun ışığını söndürmek ve kutsal ismini yok etmek için yakın ve uzak topraklarda, içte ve dışta uğraşmış ve planlar kurmuşlardır. Bazısı onun ilkelerden dönmüş ve amacına alçakçasına ihanet etmiştir. Diğer bazıları ise, dinsel kurumların acı hisler içindeki liderlerinin söyleyeceği en öfkeli lanetlemeleri ona karşı savurmuşlardır. Daha başkaları ise, ancak gücünün doruğunda olan egemen yönetimin çarptırabileceği üzüntü ve aşağılamaları üzerine yağdırmıştır.



Açık ve gizli düşmanlarının en çok başarmayı istedikleri, büyümesini geciktirmek ve amacını geçici olarak karartmaktır. Asıl başarıları onun hayatını temizlemek ve arıtmak oldu, daha büyük derinliklere kaldırmak, ruhunu heyecanlandırmak,kurumlarını budamak ve birliğini pekiştirmek oldu.Taraftarları arasında bölünmeyi,kalıcı yarılmaları, asla yaratamadılar.



Amacına ihanet edenler, onun kayıtsız ve yüreksiz destekleyicileri,sararıp soldular ve ölü yapraklar gibi döküldüler, onun aydınlığını karartmak veya yapısını tehlikeye atmakta güçsüz kaldılar.Onun en amansız muhalifleri, dışardan ona saldıranlar, iktidardan atıldılar ve en hayret verici şekilde sonlarını buldular.Ona ilk zulmeden ve karşı gelen İran oldu.Hükümdarları sefalet içine düştüler, hanedanları yıkıldı, isimleri lanetlendi, müttefikleri ve düşmekte olan devletlerini himaye eden hiyerarşi itibardan düştü. Kurucusunu üç kez sınır dışı eden, zalimane ve ömür boyu hapse çarptıran Türkiye, tarihinin kaydettiği en şiddetli sınırlarının ve geniş kapsamlı devrimlerinin birisinden geçmiş ve güçlü imparatorluklardan birisi iken ufak bir Asya Cumhuriyeti durumuna düşmüştü, sultanlığı silinmiş,hanedanlığı devrilmişti, İslam’ın en büyük kurumu olan, Halifeliği, iptal edilmişti.



Bu arada, böyle müthiş ihanetin ve böyle keder verici saldırıların hedefi olan Emir, aldığı yaralardan yılmadan ve bölünmeden gittikçe güçleniyor ve ilerliyordu. İmtihanların içinde sadık taraftarlarını, ne kadar da dehşetli olsa, hiçbir engelin zayıflatamayacağı bir kararlılık esinlemişti. Ne denli karanlık olsa, hiçbir felaketin söndüremeyeceği bir imanı kalplerinde yakmıştı, ne denli kararlı olsa da hiçbir gücün yok edemeyeceği bir ümidi kalplerinde telkin etmişti.

(11 Mart 1936 “The World Order of Bahaullah”, sayfa 195-196)



56. … Tanrı yanılmaz hikmetiyle, gerekli gördüğü her açık imtihanla seçkinlerini denemesi, esas dayanışmasını yeniden göstermesine ve iç gücünü pekiştirmesine hizmet eder.

Kendilerini İsm-i Azam’ın Cemaatinden sayanlar, her zaman tetikte olan Tanrı’nın bu gibi müdahaleleri sergilemesi onları ebediyen minnettar kılmalıdır… O’nun yoklaması onlara çok büyük ümit ve cesaret verir.



Her ne kadar sayıca az ve henüz deneylerinizde, güçlerinizde, kaynaklarınızda sınırlı olsanız da, görevinize enerji veren Güç alanında sınırsız, potansiyelinde hesapsızdır. Her ne kadar görevinizin her ilerleyişindeki hızlanışın harekete getirdiği düşmanlar öfkeli, sayısız ve gevşemez iseler, görünmez Topluluklar, sebat ettiğiniz takdirde, vaat edildiği gibi yardımınıza koşacak ve sonuçta, ümitlerini mağlup edebilecek ve güçlerini yok edebileceksiniz. Her ne kadar görevinizin tamamlayışını taçlandıracak inayetler şüphesiz ise de ve size verilen İlahi vaatler kesin ve değişmez ise de, her birinizin toplayacağı iyi mükafatın ölçüsü, o görevin yayılmasında ve zaferinin hızlandırılmasındaki katkınızın derecesine bağlıdır.

(25 Aralık 1938 “The Advent of Divine Juctice” Wilmette:Bahai Publishing Trust,1984,sayfa 2-16)



57.Sevgili dostlar! Düşmanın bilinçsizce nefretinin, şüphe götürmez küstahlığının, inanılmaz deliliğinin, alçak hainliğinin ve şiddetli hırsının Emrin içinde yarattığı trajik bunalımlar, pek çok değişik ve bazen de son derece tehlikeli olmuştur. Eşsiz bir vaat içeren böyle yeni bir Emir, O’nun güçlü ve tanınmış adamış taraftarlarından, bir zamanlar güvenilir ve becerikli duyurucularından,savunucuları ve idarecilerinden Emrin Müjdecisinin,Kurucusunun ve Ahd’inin Merkezinin en saygın ve yüksek mevkili mütevelli sınıfından olan dostlarından,yazmanlarından veya atanmış vekillerinden,hatta Zuhur’un erkek kardeşi dahil,akrabası sayılan kişiler arasından, Hz. Bahaullah’ın erkek ve kız evlatları ve Hz. Bab’ın Kendisi din tarihinde kaydedilen dünyanın en dehşetli ve haince darbeleri tahammül etmiştir.



Hemen, hemen her sayfası yeni bir bunalımı tarif eden çalkantılı tarihinin kayıtları, yeni bir felaketin tanımıyla yüklü adi bir ihanetin, öyküsünü anlatır ve ağza alınmaz gaddarlığın öyküsüyle lekelenmiş olması, açık ve itiraz kabul etmemecesine çıkardığı yüce gerçek odur ki, içte veya dışta olsun, Emre karşı her yeni düşmanlığın patlak verişi, onun iddialı imalarından şimdiye kadar habersiz bölgelerde, yeni muhalifleri harekete geçirmiştir. İlahi gücün daha çekici vahiyleri ve semavi inayetin coşkunluğu eşliğindeki bu artan muhalefet, o Emrin taraftarlarının daha ihtişamlı zaferler kaydetmelerini mümkün kıldığı gibi, O’na karşı daha hayati sorunlar ve daha müthiş düşmanlar çıkaracaktır, ancak Emir kendinde mevcut olan daha şanlı gelişimiyle, nihayette o sorunları çözecek ve o düşmanların direncini bastıracaktır.



Hz. Bahaullah’ın Emri’nin karşı konulmaz yürüyüşü, bu ışıkta tetkik edildiğinde, düşmanların hikmetsizliği ve kendi içindeki gücün meydana getirdiği dürtücü etkilerle ilerleyişi, onu bir taraftan hasımlarının yüksek feveranı ve diğer taraftan İlahi Gücün titreşimleri, bir seri ritmik çarpıntılara dönüştürerek, Tanrı Eli’nin kendisi için çizdiği önceden mukadder kılınan yol boyunca, gittikçe artan bir moment ile hızlandırır.



Emre muhalefet olursa, itiraf etmeli ki, itici güç onun cesur savunucularının ruhlarını heyecana getirmekte, diğer taraftan da onlara o ilahi tükenmez Enerjisinin serin pınarlarını akıtmaktadır. Onun menfaatlerini temsil etmeye, savunmaya ve ilerletmeye çağrılan bizler, muhalefetin herhangi bir tezahürünü Emrin sütunlarının zayıflığının bir ispatı olarak değil, onu hem Tanrı’nın bir armağanı ve hem de O’nun gönderdiği bir fırsat olarak tanımalıyız. Yılmadığınız takdirde, bunları O’nun Emrinin ilerlemesi ve muhaliflerin tamamen bertaraf edilmesi için kullanabiliriz.

Sıkıntılar içinde doğan, muhalefet içinde beslenen ve doğumu sırasındaki aynı keder verici imtihanlarla sonuçlanan Emrin Kahramanlık Devri, yerini, O’nun salıverdiği o yaratıcı enerjilerin zaman içindeki belirginliğine ve o güçlerin çalıştırılarak sonuçta o Dünya Düzeninin meydana çıkmasına şahit olacak olan Gelişim Devresine bırakmıştır.



Bu belirginliğin ve çıkışın neden olacağı muhalefet şiddetli ve amansız olacaktır.Uyandıracağı tehlike, harekete geçireceği imrenme, acımasızca maruz kılınacağı yanlış anlatmalar, er yada geç tahammül edeceği aksilikler, neticede çıkaracağı karışıklıklar, nihayette toplayacağı meyveler, ihsan edeceği kaçınılmaz inayetler ve karşı konulmayacak şekilde getireceği şanlı Altın Devir, hafiften görünmeye başlarken, eski Düzen harikulade bir Zuhurun ağırlığı altında parçalandıkça, giderek açık ve cezp edici olacaktır.

(12 Ağustos 1942, “Messages to America : Selected Letters and Cablegrams Addressed to the Bahai’is of North America 1932-1946” Wilmette:Bahai Publishing Committe, 1947, sayfa 50-52)

58. …Zorunlu olarak karşılaştığı muhalefetin niteliğindeki belirgin düşüşü fark ediyoruz…Bir muhalefet ki, şimdi, Hıristiyan Batı’da İlahi Düzen’in çıkışı ve onun sivil ve dini kurumlar üzerindeki ilk etkisi, destekleyicileri arasına Hıristiyan alemindeki en eski ve en sağlam papazlık sisteminin hiyerarşileriyle ilişkili kurulu hükümetler ve sistemleri kapsaması ihtimal dahilindedir. Aynı zamanla bizler, gittikçe artan muhalefetin belirsizliği vasıtasıyla, sınırı içindeki bazı cemaatlerin karanlık, yasaklık, özgürlük ve tanınma aşamalarından acılı ve fakat ısrarlı ilerleyişini tanıyabiliriz- bu aşamalar ki, ileriki asırlarda, Emrin tesisi ve tüm gücü ve otoritesiyle, Bahai Topluluğunun kuruluşu ile doruğa yükselecektir…



Dışta dünyevi ve ruhani idareyi elinde tutanlar tarafından veya içte kötü kalpli hasımlar tarafından; gelişmeye başlayan gücüne indirdikleri darbelere rağmen, Hz. Bahaullah’ın Emri kırılıp büküleceğine, güçten güce ve zaferden zafere gitmiştir.Gerçekten tarihi, doğru okunduğu takdirde, kendini bir seri çarpıntılara, birbiri ardına gelen krizlere ve zaferlere dönüştürecek onu ilahi takdirine doğru gittikçe yaklaştırdığı söylenebilir…



Hz. Bahaullah’ın Emri’nin ilerleyici yayılışına eşlik eden sıkıntılar geçmiş dinlerin katlandığı sıkıntılardan daha ağır olmuştur. Ancak o dinlerden farklı olarak, bu büyük sıkıntılar onun birliğini asla bozmamış veya taraftarlarının saflarında, geçici de olsa, bir bozulma yaratmamıştır. Sadece bu sıkıntıları atlatmakla kalmamış, gelecekte onun karşı konulmaz yürüyüşünün yaratabileceği her hangi bir krizi cesaretle karşılamak ve üstesinden gelmek üzere, daha büyük bir yeteneğe sahip tertemiz ve dokunulmamış olarak çıkmıştır.



Gelecek yıllarda veya asırlarda Tanrı’nın bu henüz gelişmemiş Emri’nin başına gelecekler, dünyayı kapsayan gelişmesinin ardından gelecek olan aşamasının getireceği her hangi bir üzüntü, tehlike ve sıkıntı, şimdiki veya gelecekteki muhaliflerinin, hangi taraftan olsa başlatacağı saldırılar, aksilikler ve tersliklerin büyüklüğü, onun çıkışı ve kuruluşu ile ilgili harikulade olayların anlamını sınırlı aklımızın anlayabileceği derece nisbetinde kavramayla onurlanan bizler, ileride yatan zamanın belirsiz alanlarına uzanan şanlı görevi tamamen yerine gelene kadar, daha yüksek zirveleri yakalayacağına, her engeli aşacağına, yeni ufuklar açıp daha büyük zaferler kazanarak ilerlemeye devam edeceğine, ilk yüz yılındaki başarıları, şüphe götürmez şekilde yeterli teminat vermiştir.

(1944 “God Passed By “ Wilmette :Bahai Publishing Trust, 1974, Foreword p.XVII;sayfa 409-410-412)



59.Bunun gibi düşünceler, en ufak şekilde fikirlerimizde ve kalplerimizde şaşkınlığa cesaretsizliğe veya şüpheye yer vermemeli, bilakis inançlarımızın temelini takviye etmeli, Emrin yanılmazlığının, garip işleyişini ve yenilmezliğini göstermelidir. Kralların, prenslerin ve din görevlileri sınıflarından olan kötücül ve korkunç düşmanların kendine karşı yaptığı saldırılar ve onu bir asırdan fazla sarsan şiddetli dahili imtihanlar, taraftarlarının nisbi belirsizliği ve zamanın ümitsizliği ve onun çıkışı ve büyümesi ile aynı zamandaki kuşakların ahlaksızlığına rağmen, gittikçe güçlenmiş, birliğini ve bütünlüğünü korumuş, ışığını beş kıtaya yaymış, İdari Düzenin kurumlarını yetiştirmiş ve sonuçlarını dünyanın dört bir tarafına saçmış sistematik kampanyalarını Batı ve Doğu yarıkürelerin her ikisinde başlatmıştır.



Böyle kazançlar karşısında ve değerli Emrimizin aslında mevcut olan böyle yenilmez güçleri cezp edici ve muhteşem koruyuculuğu karşısında, başımızı tevazu ile, hayret ve şükranla eğmekten, ona sadakat yeminimizi yenilemekten ve her biri, kalbinde söz vererek, bu yemine sadık kalacağına niyet etmekten ve sonuna kadar sebat etmekten başka bir şey yapamayız, ta ki, böyle bir insanüstü ve eşsiz Emre olan dünyevi hizmet payımız tamamen ve büsbütün yerine gelsin.

(15 Haziran 1946, “Messages to America:Selected Letters and Cablegrams Addressed to the Bahai’is of North America 1932-1946,” sayfa 104)



60.İlahi takdirin gizemli idaresi neticesinde, beklenmedik bir saatte Emri müptela eden bu yeni sıkıntı, onun kurumlarına veya varlığına öldürücü bir darbe getirmeyecek bilakis bunları, gizli saklı inayetler olarak görmek gerek, bir “felaket” olarak değil, Tanrı’nın bir “takdiri”, yıkıcı bir sel değil, “yeşil otlakta” bir “tatlı yağmur”, O’nun Dininin “lambasına” bir “fitil ve “yağ”,Emrine bir “gıda”, “insanların kalplerinde ekilene su”, bu günün Elçisinin “başına koyulan taç” gibi görülmektedir.



Sonucu ne olursa, ışığının söndürülmesini ve yeryüzünden silinmesini niyet eden düşmanlarının ümitlerini tazeleyen ve cesaretlerini artıran Bahai dünyasındaki bu ani karışıklık, boru sesiyle bir çağırma yapmış gibi, dünya basınının, düşmanların gürültülü bağırmalarının, iyi niyetli ve yetkili kişilerin her ikisinin açık protestoları birleşerek, varlığını her tarafa açıklamış, tarihini ilan etmiş, doğruluğunu savunmuş, gerçeklerini meydana koymuş, kurumlarının niteliğini göstermiş ve hedeflerinin ve amaçlarının bildirilmesine hizmet etmiştir…



Yeni başlatılan Evrensel Ruhani Mücadele- ki insanlığın kurtuluşu için Tanrı’nın hazırladığı Küçük Planı kapsamaktadır- Hz. Bahaullah’ın doğduğu ülkedeki taraftarlarının çoğunluğu, bu karışıklık nedeniyle geçici olarak felce uğramış, ciddi aksiliklere katlanmışlardır.Ancak Tanrı’nın kapsamlı Planı, düzenli ve açık şekilde tasarlanmış Planın malum süreçlerinden farklı olarak, gizemli bir şekilde ilerlemesi, O’na gücünü gelecek kuşakların ancak hakkıyla takdir edeceği bir hız kazandırmıştır.

(20 Ağustos 1954, “Citadel of Faith, Messages to Ammerica 1947-1957” Wilmette:Bahai Publishing Trust, 1980, sayfa 139-140)



61.İmtihanlarının şiddeti ve şimdiki ümitsiz durumları karşısında Emre sadakat borcu olanlar hatırlamalılar ki Emir,yakın geçmişte, yeni kurumlarının yok edileceği sanılan daha şiddetli fırtınalar atlatmıştır.Kökleri Alman toprağına derin sürülen ilahi idari düzenin yeni ekilen fidanı, üzerinden geçen kasırganın şiddeti altında bir an için büküldü, ancak fırtına hızını alır almaz kendi kendini doğrulttu ve yeni bir gayretle büyüyerek, dallar ve budaklar saldı, şimdi, tüm ülkeyi üstünlüğüyle gölgeledi, hatta Avusturya’nın ortasına kadar uzandı.



Öyle yıkıcı bir sıkıntıdan böyle mucizevi bir şekilde toparlama, maruz kalanlara ve aşırı şiddetini takdir edecek bu olaylara yakın yeni kuşaklara canlandırıcı bir ruhu ilham etmesi ve daha şiddetli saldırılara dayanabilmeleri, genç-yaşlı, erkek-kadın, hepsi gayretlerini ve bağlılıklarını şimdiki saatin acil ve bir çok gereksiniminin karşılanması ve iki misline çıkartılması için, sadece bu deneyim, yeterlidir.

(Hz. Şevki Efendi’nin bir Merkezi Ruhani Mahfile kendi adına yazılan 14 Ağustos 1957 tarihli bir mektuba el yazısı ile eklediği yazı, “The Light of Divine Guidance”, cilt 1 Hofheim-Langenhain:Bahai Verlag GmbH,1982,sayfa 303-304)

Hz. Şevki Efendi Adına Yazılan Yazılardan Seçmeler



62.Ahbaplar ile imtihan edilmiş ahbaplar arasında daima önemli bir fark vardır.Birinci kategoridekiler ne denli değerli olsalar, Emrin geleceği ikinci kategoridekilerin üzerine dayalıdır.Şimdiye kadar Alman ahbaplar sevgili Bahai’lerdi, bundan sonra imtihan edilmişler sınıfından sayılabilirler.



Her ülkede baş gösteren bu gibi zorluklar, genellikle artan enerji ve sıkı hizmet ile sonuçlanır.

(4 Nisan 1930 tarihinde bir ahbaba yazılmıştır, “The Light of Divine Guidance”, cilt 1, sayfa 34-35)



63.Dostlar… merak etmesin, çünkü Hz. Bahaullah teminat vermiştir, Emrinin karşısındaki muhalif güçlerin tabiatı ve niteliği ne olursa olsun, nihai zafer kesinlikle gerçekleşecektir.

(30 Ağustos 1937 tarihinde bir ahbaba yazılmıştır.)



64. …Mamafih, katiyetle bilmeliler ki, inanmayanın ve zulmedenin saldırıları bu Emrin duyurulmasına, Tanrı kelimesinin ilan edilmesine ve O’nun Kutsal Dininin temellerinin sağlamlaşmasına bir araç olacaktır ve de onun düşmanları nihayette tamamen bastırılacaktır, Tanrı Emri zaferle çıkacak ve Kelimesi hükmedecektir.

(21 Ekim 1946 tarihinde bir ahbaba yazılmıştır, evvelce tercümesi yapılmamış bir mektuptan)



65.Ruhani Mahfil’inizin, kendisine ve Hz. Abdülbaha’nın Vasiyetnamesine sadakat teminatı vermenizi derinden takdir etmiştir. Tahmin edersiniz ki, Hz. Abdülbaha’nın ailesinin bu sevgisizliği kendisine ağır ve acı bir darbe olmuştur; ancak sessiz kalarak onları yıllarca korumuştur, sonunda Emrin siyaneti için açıkça konuşmaya mecbur kalmıştır.Sevgili Emrimizin bu dahili üzüntüye yüz yıl boyunca katlandı, her kuşakta ahbapların bu imtihanı metin bir imanla, sadakat ve bağlılıkla karşılaması, bunun Tanrı Dini olduğuna ve Hz. Bahaullah’ın ve Hz. Abdülbaha’nın Ahid’leri vasıtasıyla ilahi bir koruma ile korunduğuna dair bir işarettir.

(30 Haziran 1949 bir Merkezi Ruhani Mahfile, “The Light of Divine Guidance”, cilt 1 sayfa 149)



66. …Cesaretinizin kırılmaması ve moralinizin bozulmaması için ısrar ediyor, Emin olmalısınız ki Hz. Bahaullah size yardım edecektir. Bu emre gelen her aksilik müstakbel zaferin temini için bir araçtır, çünkü Tanrı, Emrinin sönmesine veya yok edilmesine izin vermez.

(26 Ocak 1950 tarihinde bir Mahalli Ruhani Mahfile yazılmıştır.)

67.İşiniz için bu geçici bir mecburiyet ve bir geriye gidiş olabilir, ancak Emrin bir adım ileriye gittiğinin bir işareti olduğu kesindir; çünkü sevgili Emrimizin eski yerleşmiş akidelerle er geç çarpışacağını biliyoruz ve de bu ihtilaf onu ancak daha büyük zaferlere, kesin özgürlüğe, tanınmaya ve saygınlığa götürecektir.

(8 Nisan 1951 tarihinde bir ahbaba yazılmıştır.)



68. Emir şimdi görülmemiş bir oranda ve büyük bir güçle hareket ediyor.Elbette ki bir yerde bastırıldığında, Emrin gücü öyledir ki başka yerde daha güçlü olarak çıkacaktır; nitekim İran Bahai’lerine yapılan zulümler Emrin Afrika’da kabarmasına neden olmuştur.Bunun İran’da eziyet çeken Bahai’lere bir teselli olacağı muhakkaktır.

(26 Eylül 1955 tarihinde bir ahbaba yazılmıştır)

Yüce Umumi Adalet Evi Tarafından Yazılan Yazılardan Seçmeler



69. …Sanmamalı ki, dünyanın her tarafında yer alan olaylar, kutsal İran toprağı dahil, amaçsız hedefsiz ayrı,ayrı meydana gelmektedir. Sevgili Velimizin sözlerine göre; “Görünmez el çalışmakta ve yeryüzünde vaki olan sarsıntılar Tanrı Emri’nin ilanının birer başlangıcıdır.” İnsanların dizlerinin titremesine ve gurur ve ihmal içindeki sarhoşları yıldırım çarpmışa dönmesine ve sarsılmasına neden olacak olan yüce Zuhurun gizemli güçlerinden bu sadece bir tanesidir.



İnsanlığın şaşkınlık ve en akıllılarının hayret içinde olduğu bu gibi keder verici bir zamanda, O’nun yanılmaz inayetine ve ilahi kılavuzluğuna güvenen Baha ehli, bu eziyet verici imtihanların her birisinin bir nedeni, amacı ve kati sonucu olduğuna ve yeryüzünde Tanrı’nın iradesinin kurulması için gerekli araçlar olduklarına dair temin edilmişlerdir. Başka bir ifadeyle, bir taraftan insanlık, O’nun ceza kamçısıyla vurulmuş olmakla ister istemez dünyanın dağınık ve mağlup kabilelerini toplayacak; diğer taraftan, sevgi dolu Kılavuzluğu ile beslediği birkaç zayıf, bu gelişim çağında ve geniş döneminde, bu gürültülü dalgalar arasında kaybolmuşlara, elde kalan tek barınağın sağlam bir kalesini tesis etmeye devam etmektedirler. Bundan dolayı, Tanrı’nın sevgili dostları, karşılarındaki böyle geniş açık bir görüş nedeniyle bu gibi şiddetli sarsıntılardan alt üst olmazlar, gümbürtüden paniğe kapılmazlar, ne de bu gibi sarsıntıları korku ve dehşetle karşılarlar, ne de kutsal sorumluluklarını yerine getirmekten, bir an için bile caymazlar.

(10 Şubat 1980 tarihinde dünyanın diğer ülkelerinde ikamet eden İranlı ahbaplara yazılmıştır.)



70.Emrin müzmin düşmanları, yaptıkları eziyetlerin O’nun temellerini sarsacağını ve şanını karartacağını hayal ediyorlar. Yazık! Cehalet ve deliliklerine çok yazık! Bu baskı hareketleri, dostların niyetini zayıflatacağına, daima heveslerini alevlendirmiş ve varoluşlarını harekete getirmiştir.Hz. Abdülbaha’nın söylediği gibi, “… zannediyorlar ki, şiddet ve müdahale yok edilişe, suskunluğu ve baskıya ve unutulmaya neden olacaktır; ancak vicdan konularına girişmek dengeye ve sebatlığa ve insanların fikirlerini ve ruhlarını cezp etmeye neden olur, bu gerçek bir çok kez denenmiş ve kanıtlanmıştır.”



Kahraman şehitlerin akıttığı her kan damlası, baskı kurbanlarının her ah çekişi, müminlerin ilahi yardım için yalvarmalarının her biri, Emrin muhaliflerinden hiç birinin kontrol edemeyeceği güçleri salıvermiş ve gizemli bir şekilde salıvermeye devam edecektir. Her şeyi gören Tanrı’nın düzeni gereğince, bu güçler, Emrin adını ve şöhretini dışarıda tüm kıtalarda, Emrin varlığından habersiz ihsan kitlesine veya öğretileri ve tarihi hakkında yüzeysel ve çoğu kez yanlış bilgiye sahip milyonlarca kişinin duymasına hizmet etmiştir.



Şimdiki baskıların neticesi olarak Emrin adı ve niteliği tarihinde ilk kez her zamandan fazla olarak dünyanın dikkatine getirilmiştir. İsm-i Azam’ın dünya cemaatinin, İran yöneticilerine gönderdiği kınamanın açık sonucu nedeniyle, bu kınamalara önem verilmeyince basına yapılan açıklamalar, Bahai kurumlarının ulusal ve uluslar arası düzeyde hükümetlere, ülke cemaatlerine, uluslar arası ajanslara ve Birleşmiş Milletlerin kendisine yaptığı doğrudan yaklaşımlar neticesinde, dünya meclisleri Hz. Bahaullah’ın Emrine sempati ile yaklaşmakla kalmamış, onun değerleri ve çiğnenen hakları görüşülmüş ve kınama kararnameleri bağımsız hükümetler tarafından ayrı,ayrı ve birlikte İran yöneticilerine gönderilmiş bulunmaktadır. Dünyanın belli başlı gazetelerinden sonra yerel basın da milyonlarca okuyucusuna Emir hakkında sempati dolu ifadeler kullanmıştır. Diğer taraftan, televizyon ve radyo istasyonları, İran’daki baskıları konu eden programlarına gittikçe daha çok yer vermektedirler. Ticari yayınevleri, Emir hakkında kitaplar sipariş vermeye başlamışlardır…



Gerçekten, Emrin beşiğini kaplayan bu yeni baskı dalgası, saklı gizli bir inayet, bir “ilahi takdir” dir ki “felaket”ine, her zaman olduğu gibi, sevgili İran cemaati kahramanca tahammül etmiştir. Bu, Tanrı’nın Büyük Planında en son hareket, pervasızları uykularından uyandırmak için başka bir boru sesi ve Bahai’lerin birlik ve kardeşliklerini, yıkılmakta olan ve şüphe içindeki dünyaya bir kez daha göstermeleri, onurlu onursuz herkese Hz. Bahaullah’ın Mesajını tam güçle açıklamaları, Emrimizin İslamiyet’e ve onun peygamberlerine olan saygısını kabul ettirmeleri ve Dinimizin özünü teşkil eden siyasi işlere karışmama ve hükümete itaat ilkelerini teyit etmeleri ve baskı altındaki cemaatin ön sırasında sükunetle ıstırap çeken ve sabit kahramanlarının göğüslerine rahatlık ve teselli sağlamaları için Bahai’lere verilen altın bir fırsat olarak görülmelidir.

(26 Ocak 1982 tarihinde Dünya Bahai’lerine yazılmıştır.)



71.Hz. Şevki Efendi Emrin organik yaşamında bir zafer kriz diyalektini tespit etmiştir. İran’lı dostların sarsılmaz sebatının yarattığı benzeri görülmemiş başarılar, ister istemez imtihana karşı gelmeye neden olacak ve gücümüzü artıracaktır.Yeryüzündeki her Bahai emin olsun ki gelişmekte olan bu Tanrı Emri’nin başına gelebilecek herhangi bir şey, Azamet Kralının ve Şehit Müjdecisinin, eşsiz Ahd ve Misak Merkezinin ve sevgili Velimizin vasıtasıyla, mütevazı taraftarlarını nihai ve görkemli zafere hazırlamakta olduklarının sevgi dolu değişmez kanıtıdır.

( 2 Ocak 1986 tarihinde Dünya Bahai’lerine yazılmıştır.)



72.Bu planın başlangıcı, Tanrı Emri’ni kasti çabayla, doğduğu yerden silip yok etmek için, İran’da Bahai toplumuna tekrar edilen acımasız zulümlere rastlamaktadır. İranlı dostların kahramanca metanetleri, uluslar arası dikkatin Emrin üzerinde yoğunlaşmasının başlıca amili olmuş, neticede konu Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun gündemine getirilmiş ve tüm yayın organlarında yayınlanarak, yaşamının ilk devrinin özelliklerini taşıyan ve koruyan bir dönemi bilinmezlikten bilinirlik alanına çıkmasını sağlamıştır.Bu dramatik gelişme Yüce Adalet Evi’ni tüm Dünya insanlarına hitaben bir Barış Mesajı hazırlanmasına ve bu mesajın devlet başkanlarına ve yöneticilerine verilmesinin teminine sevk etmiştir.

(Rızvan 1986 tarihinde Dünya Bahai’lerine yazılmıştır.)

III. “Değerli Emrimizin Korunması…”

(Şevki Efendi, “Messages to the Bahai World 1950,” sayfa 123)

Hz. Bahaullah’ın Yazılarından Seçmeler



73. … “Söyle Ey Tanrı Ehli! Dünya güçleri sizleri sakın korkutmasın veya ülkeler kudretleriyle sizi sakın zayıflatmasın veya ihtilaflı halkın kargaşası sizi caydırmasın veya dünyevi şan ve şöhret temsilcileri sakın sizi mahzun kılmasın.Yüce,Şanlı ve Bağımsız Tanrı’nın Emrin’de bir dağ gibi olunuz.” “Söyle; Sakınınız, Ey Baha Ehli,dünya güçlüleri sizi gücünüzden etmesin veya dünya liderleri sizi korku ile doldurmasın. Güveniniz Tanrı’ya olsun ve işlerinizi O’na havale ediniz. O, gerçeğin gücüyle, sizi elbette muzaffer kılacaktır, O, istediğini yapmaya muktedirdir, mutlak gücün hakimiyeti Avucunun içerisindedir.”

(“The Advent of Divine Justice “ den alıntı Wilmette: Bahai Publishing Trust, 1984, sayfa 82)



74. … Herkesin, kendi iktidar ve kabiliyetine göre, Tanrı Emri’ne böyle garez kerane hücumlarda bulunanlara yazı ile mukabele edip iddialarını çürütmesi bir vazifedir. Her şeye muktedir olanın katından takdir buyrulan budur. Biricik gerçek Tanrı’nın Emrini ileri götürmek isteyenler kılıç ve benzeri cebir vasıtalarına değil, dil ve kaleme başvurmalıdırlar…

Tanrı’nın Emri’ne saldırıp onu ret edenlere karşı kaleme sarılarak müdafada bulunan kimseye bütün Mele-i Ala’nın imreneceği bir makam inayet kılınır. O makamı ne kalem tasvir edebilir ne dil tarif. Her kim bu gün bu mukaddesler mukaddesi, yüceler yücesi ve kutlular kutlusu Emirde sebat ve istikamet gösterirse ona bütün yerde ve göklerde bulunanlara karşı durabileceği bir iktidar verilir.Buna Tanrı Kendisi şahittir.

(“Bahaullah’ın Sesi” İstanbul:Dizerkonca Matbaası, 1987, Madde:164, sayfa 173-174)



75. Yüce Adalet Evi üyelerine, erkekleri,kadınları ve çocukları korumaları ve himaye etmeleri için öğüt verir ve emrederiz. Her zaman ve her durumda insanların menfaatlerini en azmi derecede gözetmekle yükümlüdürler. Mübarek olsun tutsakların imdadına yetişen o hükümdara ve yoksulu gözeten o zengine ve mağdurun haklarını koruyan o adil kimseye ve ne mutlu İlahi Takdir’in, Kadim Yaradan’ın emrini yerine getiren o mutemede.

(“Tablets of Bahaullah Revealed after the Kitab-ı Aqdas” (düzeltilmiş baskı) Haifa:Bahai World Centre, 1982, sayfa 69-70)

76. Ve yine buyuruyor: “Yürekleri korku ile çarpanlara de: Kuvvetleniniz ve korkmayınız, İlahınız işte budur.” (eşiya 35:4) Bu mübarek ayet, Zuhurun azametine ve Emrin ululuğuna bir delildir; çünkü Borunun üflenişi dünyayı ızdıraba düşürür, zelzele korku alemi kaplar. Ne mutlu o kimseye ki tevekkül ve feragat ışığı ile ışıklanır! O günün musibetleri onu alıkoyamaz ve korkutmaz. İşte beyan lisanı, Rahmanın katından sadır olan bir ferman ile böyle söyledi. O, gerçekte güçlüdür, kuvvetlidir, kudretlidir, galebe edicidir.

(“Kurdun oğlu” İstanbul: Özdemir Basımevi, 1976, sayfa 116)



77. Bütün ahbapları sabıra, kabule ve sükunete çağırınız ve şöyle deyiniz: Ey Tanrı’nın o diyardaki sevgilileri! Ebedi gerçek ile olan irtibatınızdan dolayı sizler, Tanrı’nın bütün dünyalarında yüceltilmiş bulunuyorsunuz, ancak kısa süreli dünyevi yaşamınızda, gururunuzun kırılması sizi üzecektir. Tek ve gerçek Tanrı’nın hatırı için sövüldünüz ve zulmedildiniz, hapse atıldınız ve canınızı O’nun yoluna feda ettiniz.Bununla beraber, bazı kayıtsızların zalimane hareketleri nedeniyle, Tanrı’nın emirlerini aşarak hiç kimseyle mücadele etmemelisiniz.



Başınıza gelenler, Tanrı hatırı için olmuştur. Gerçek budur ve bunda şek ve şüphe yoktur.Bu nedenle, bütün işlerinizi O’nun ellerine bırakmalı, O’na tevekkül etmeli, O’na güvenmelisiniz. Sizi terk etmeyeceği muhakkaktır. Bunda da, aynı şekilde, şek ve şüphe yoktur. Hiçbir peder evlatlarını yırtıcı hayvanlara teslim etmez; hiçbir çoban sürüsünü aç kurtlara bırakmaz. Kendinin olanı korumak için elinden geleni muhakkak yapar.



Eğer, birkaç gün için, dünyevi işler, Tanrı’nın her şeyi içeren hikmeti gereğince, kişinin arzusunun tersine işlerse, önemsizdir ve zararı yoktur. Bizim amacımız tüm ahbapların dikkatlerini Yüce Ufka çevirmeleri ve Levihlerde yazılanlara tutunmalarıdır. Fitne ve fesattan kesinlikle sakınmalı ve ayrılık ve didişme yolunu izlemekten kaçınmalılar. Şanı yüce tek ve gerçek Tanrı’yı boyun eğme, tahammül, dürüst karakter, iyi davranışlar ve seçkin ve zarif kelimelerin gücüyle savunmalılar.

(“The Bahai World”, cilt XVIII,Haifa: Bahai World Centre, 1986, sayfa 10-11)

Hz. Abdülbaha’nın Yazılarından Seçmeler



78. Ey Tanrı ordusu! Felaket gelince, sabırlı ve sakin olunuz. Keder verici acılarınız ne kadar da olsa rahatsız olmayınız, Tanrının tükenmez inayetinin güveninde sıkıntı ve işkence fırtınalarına karşı koyunuz.

(“Selections from the Writings of Abdülbaha” (düzeltilmiş baskı) Haifa: Bahai World Centre, sayfa 74)



79. Bundan dolayı Tanrı Sevgilileri, bu arzu ağacını, çalışarak gayretlerinin suları ile, bakmalı ve beslemeliler. Nerede yerleşmişlerse, kendilerine yakın olanlarla veya uzakta kalanlarla tüm kalpleriyle arkadaşlık etsinler ve ahbap olsunlar. Benzer Tanrısal sıfatlarla, Tanrı kurumlarını dinini ilerletsinler. Hiçbir zaman yılmasınlar, ümitsiz kalmasınlar, müteessir olmasınlar. Gördükleri muhalefet kadar, inayet kadehini o kadar cömertçe etrafa geçirsinler; dünyanın hayat ruhu bunun gibi olacaktır.İçindeki yaygın ışık bunun gibidir; bundan başka bir şekilde olan ve başka bir şekilde hareket eden Tanrı’nın Kutsal Eşiğinde hizmet etmeye layık değildir.

(Selections from the Writings of Abdülbaha”, sayfa 258)



80. Ey Tanrı’nın siz sevgilileri! Her şeyden önemli olan Tanrı’nın Gerçek Dininin korunması, yasasının muhafazası, Emri’nin himayesi ve Kelimesine hizmettir.

Yüce yükümlülüğümün gereği, Tanrı Emrini korumak ve himaye etmektir. Bu nedenle, büyük bir hasretle sizi şöyle öğütlerim: Tanrı Emrini koruyunuz, O’nun Yasasını himaye ediniz ve anlaşmazlıktan son derece çekininiz.

(“Will and Testament of Abdülbaha”, Wilmette: Bahai Publishing Trust, 1971, sayfa 4-19)

Hz. Şevki Efendi’nin Yazılarından Seçmeler



81. Ruhani Mahfillerin uyanık ve tedbirli, akıllı ve tetikte olmaları ve Emri zararlı kimselerin oklarından ve düşmanın saldırısından her zaman korumaları zorunludur.

(12 Mart 1923, “Bahai Administration: Selected Messages 1922-1932”, sayfa 38)



82. … Hareketin itibarı, ünü etkisi arttıkça ve mukabilinde yabancıların ve düşmanların tutkusu,garazı, kötü niyeti büyüdükçe, bencil,açgözlü ve hainlerin şeytanca planlarına masum kurbanlar olarak düşmemek için her ferdin ve Ruhani Mahfilin tetikte bulunması gittikçe önem kazanmaktadır.

Günün çekişmeli ve siyasi sorunları hakkında makale ve broşürlerin yayını ile ilgili olarak, sevgili çalışma arkadaşlarına hatırlatmak isterim ki Emrin henüz çocukluk safhasındaki bu günlerinde, güncel genel tartışma konuları üzerinde ahbapların yaptığı herhangi bir küçük ve detaylı tahliller, bazı çevrelerce çoğu kez yanlış yorumlanabilir ve Emir hakkında olumsuz tepkiye ve şüphelere ve yanlış anlamalara meydan verebilir. Bahai Dini’nin asıl amacı, gerçek görevi ve temel niteliği hakkında bir yanlış kavram yaratmaya neden olurlar. Kendi sosyal ve ahlaki ilkelerimizi, toplumun değişik aşamaları üzerindeki tüm imalarıyla, öz ve saf şekillerinde, sadakatle desteklemeye ve dikkatle açıklamaya çalışırken ve Emrin esaslarını izah ederken, mevcut herhangi bir kurumu direkt ilgi ve özel eleştiriyle hiçbir şekilde kışkırtmaya meydan verilmemesini sağlamalı veya bütünüyle ruhani olan bir hareketi, savaşan mezheplerin, grupların ve ülkelerin adi gürültüleri ve çekişmeleri ile bir tutulmasına yardımcı olmamalıyız. Her sözümüzde hikmetlilerin basireti ve asil suskunluğu ile, ilham verici bir Dinin şevkli taraftarının açık sözlülüğü ve tutkulu sadakatini birleştirmeye çalışmalıyız. Gereksiz yere uzaklaştıracak sözü söylemekten kaçınırken, insanlığın iyiliği ve refahına gerekli olduğuna inandığımız hayati ve acil gerçekleri bütünüyle, korkusuzca ve çekinmeden desteklemeli ve teyit etmeliyiz.

(10 Ocak 1926, “Bahai Administration: Selected Messages 1922-1932”, sayfa 102)



83.Bizler, kişisel davranışımızda ve toplum hayatımızda, Sevgili Önderimizin örneğini azimle taklit ettiğimiz takdirde ancak Emrimize layık olduğumuzu kanıtlayabiliriz, zulümün terörleri, bitmez tükenmez kötü muamele ve utandırmanın sıkıcılığı, O’nu Hz. Bahaullah’ın yasasından kıl payı kadar saptıramamıştır.

(12 Nisan 1927, “Bahai Administration: Selected Messages 1922- 1932”,sayfa 132)



84. … Hiçbir şüpheye kapılmadan emin olmanız gerekir ki, Tanrı Emri’nin düşmanları onun ateşini söndürmek için ne kadar gayret etseler, alevinin daha şiddetle yanmasına ve ışığının daha aydın bir şekilde parlamasına ve sıcaklığının daha da şiddetlenmesine neden olurlar. Emrin gelişmesini yakından ve açıkça inceleyen, çok dikkatli tetkike ve araştırmaya tabi tutulmasında kararlı olan hikmet ve idrak sahibi kimseler, bu mantıksız ve temelsiz iddialardan, bu kaba yayınlar ve çelişkili beyanlardan ne sarsılır ne de etkilenirler. Emrin gerçeklerine bu gibi propaganda ile perdelenmez, aksine onun vasıtasıyla araştırmalarını ve soruşturmalarını önceden daha titiz bir şekilde ve şevk ile yürütmek; Hz. Bahaullah’ın taraftarlarının öğretileri, ilkeleri ve amaçları ile tamamı ile aşina olmak; hatta, Yüce ve Bilici Tanrı’nın inayeti ve kılavuzluğu ile gerektiğinde Emrin savunulması ve korunması için kalkar, kuşku,şüphe ve yanlış anlamayı düzeltir, iftira ve yalanı kökünden yok etmek ve tüm dünyanın gözü önünde, Tanrı Emrinin kutsal, yüce ve yılmaz gerçeğini göstermek ve tesis etmek için harekete geçerler. Emrin düşmanları ve kötülüğünü dileyenlerin sinsi söylentileri, lekeleyici haberleri, çirkin dili, disiplinsiz saldırıları, tertipleri ve kışkırtmaları gibi bu muhtelif üzücü olaylar, kutsal yazıların kehanette bulunduğu ve En Yüce Kalemin öyle açıklıkla ve kesinlikle ortaya koyduğu o büyük ve zorunlu zaferi ve açık başarıyı hızlandırmayı planlayan İlahi Takdir’in düzenleri ve araçları olarak görülmelidir.

(Ağustos 1927, İran Merkezi Mahfil üyelerine- Farsça’dan çevrilmiştir.)



85. …Herhangi bir kurumun, grubun veya ülkenin elde ettiği istikrar ve denge işlerinin çalışması ve faaliyetlerinin yönetimi için kurduğu ilkelerin doğruluğunun ve değerinin bir sonucudur ve ona bağlıdır. Bahai’lerin kılavuz ilkeleri şunlardır: doğruluk, sevgi, yardımseverlik ve güven; genel iyiliği kişisel refahın üstünde tutmak; üstünlüğü, iyi ahlakı ve itidalı gözetmektir. O takdirde, onların korunması ve mutluluğu muhakkak temin edilecektir. Düzenbazların ve kötü niyetlilerin oyunlarından gelen herhangi bir talihsizlik, dalgalar gibi hepsi geçecektir ve sıkıntının yerini neşe alacaktır. Dostlar, Tanrı’nın karşı konulmaz gücü ve idrak edilmez takdirinin korunması altındadırlar. Şüphe yoktur ki, her kutsal ruh hayatını bu etkileyici güce uyum sağlamakla çalışmalarına parıltı verecek ve büyük bir mükafat kazanacaktır. Ona karşı gelmeyi tercih edenlere karşı davranışımız nefretimize değil, kılavuzlanmaları için dualarımıza neden olmalıdır.Geçmiş günlerde Bahai’lerin davranışı böyleydi, şimdi ve daima böyle olmalıdır.

(18 Aralık 1928 tarihinde bir Merkezi Ruhani Mahfile yazılmıştır.)



86.Her biri, kendi ülkesinin siyasi işlerine, hükümetlerinin siyasetine ve partilerin ve hiziplerin planlarına, sözle veya davranışla karışmaktan sakınmalıdır. Amaçları, dünya kardeşliğini korumak ve geliştirmek olduğundan, bu gibi tartışmalarda hiçbir kusur yüklememeli, taraf tutmamalı, hiçbir plana yardımcı olmamalı ve önyargılı hiçbir sisteme bağlı kalmamalılar. Vicdansız politikacıların aletleri olmaktan sakınmalı veya entrikacıların haince tertiplerine ve vatandaşları arasındaki sadakatsizlerin tuzağına düşürülmemeliler. Hayatlarına ve davranışlarına öyle şekil vermeliler ki hiçbir gizlilik, sahtekarlık, rüşvet veya yıldırma ithamları, ne kadar temelsiz olsa, üstlerine yüklenmemelidir. Tarafsızlığın ve partizanlığın tümünün üstünde, gereksiz çatışmaların, adi hesapların, değişmekte olan dünyanın yüzünü alt üst eden geçici heveslerin üstünde olmalılar. Diplomatik veya siyasi memuriyetleri ve fonksiyonları, tamamen idari nitelikte olanlardan ve her ülkenin bağlı kalması gerektiği faaliyetlerin ve parti hükümetlerinin değişikliklerinden hiçbir şekilde etkilenmeyeceklerini, ellerinden geldiği kadar ve gerektiğinde atanmış temsilcilerinin yardımları ile açıkça ayırt etmeye çalışmaları onların bir görevidir. Sebatla ve çekinmeden Hz. Bahaullah’ın yolunda duracaklarına, politikacıların uğraşlarında daima var olan karışıklardan ve çekinmelerden uzak duracaklarına ve Tanrı’nın tüm insanlarına olan değişmez amacına hayat veren o İlahi İdareye layık vasıtalar olacaklarına dair vazgeçilmez kararlılıklarını teyit etmeliler…



Dünyanın değişik yerlerindeki Bahai cemaatinin sayısı arttıkça ve sosyal yönden güçleri daha görünür oldukça, siyasi alandaki yetkili ve etkili kişiler, amaçlarının yürütülmesinde ihtiyaçları olan desteği sağlamak ümidiyle, onları daha fazla baskıya tabi tutacaklarını görecekler. Bu cemaatlerin her birisi kendisine teslim edilen kurumların faaliyet alanını genişletme ve temellerini sağlamlaştırma çabasında, kendi hükümetinin desteğine ve iyi niyetine gittikçe ihtiyacı olacaktır. Ancak dikkatli olunmalıdır ki, aziz tuttukları Emrin amaçlarını ilerletirken, istemeyerek onu pazarlık nedeni yapmamaya, esas ilkeleriyle uzlaşmaktan, kurumlarının elde edeceği herhangi bir maddi yarara karşılık, ruhani ideallerinden ödün vermemeye dikkat etmeliler.İkamet ettikleri ülkelerde, kurumları ne kadar ilerlemiş olsa veya Hz. Bahaullah’ın getirdiği yasaları yürütme ve ilkelerini uygulama arzuları ne kadar derin olsa, bu gibi yasaların çalışmasını ve bu gibi ilkelerin uygulanmasını, her biri kendi ülkesi hükümetinin resmi kararnamelerine uyarak, tereddüt etmeden ikinci plana alacaklarını açıklamaları gerekir. Kendi Dinlerinin idari işlerini yürütmeye ve mükemmelleştirmeye çalışırken, ülkelerinin nizamnamelerini, hiçbir surette ihlal etmek, idari mekanizmalarına izin vermek ne amaçlarıdır, ne de buna izin verirler.



Hatırlanması gerekir ki, giriştiğimiz faaliyetlerin genişlemesi ve çeşitli cemaatlerin değişik şekilde çalışan hükümetlerinin standartlarında, siyasetlerinde ve metotlarındaki esaslı farklılıklar, bu cemaatlerin herhangi birinin bir üyesi, davranışıyla, hiçbir hükümetin şüphesini uyandırarak veya ciddiyetini uyararak kardeşlerini yeni baskılara karıştırmamalı veya görevlerinin tabiatını zorlaştırmamalı. Sormak isterim, başka hangi şekilde, öylesine farklı ırklara ve ülkeleri yetkisi altına alan, siyasi ve sosyal sınırları aşan, ilerledikçe dünyadaki değişik ve çekişen hükümetlerin iyi niyetine ve desteğine gittikçe daha fazla dayanma ihtiyacı olan böyle kapsamlı bir Din – başka hangi şekilde birliğini koruyabilir, menfaatlerini nasıl muhafaza edebilir ve kurumlarının düzenli ve rahat gelişmesini nasıl başarabilir?



Bunun gibi bir davranış mamafih, bencil düşüncelerin emri ile değil, öncelikle Hz. Bahaullah’ın geniş ilkesinden kaynaklanmıştır, şöyle ki Hz. Bahaullah’ın taraftarları, hiçbir durumda, kişisel veya toplu halde, Dini ideallerinin temel gerçeklerinden en küçük bir sapmayı gerektirecek konulara girişilmesine izin vermezler. Ne bilgisizlerin ve kötü niyetlilerin kendilerine karşı getirebileceği ithamlar ne de şeref ve ödüllerin cazibesi onları tevekküllerinden caydırmaz veya yollarından dönmelerine asla neden olmaz.Sözleri açıklansın ve davranışları tanık olsun ki, Hz. Bahaullah’ın taraftarları ikamet ettikleri her ülkede, bencil hevesin etkisinde değiller, ne iktidara susamış ne de ölçülerine sıkı bağlılığın neden olabileceği herhangi bir benimsenmemeye, güvensizliğe veya eleştiriye önem vermezler.

(21 Mart 1932, ”The World Order of Bahaullah: Selected Letters”, 2. düzeltilmiş baskı, Wilmette:Publishing Trust, 1974, sayfa 64-67)



87.Böyle dürüst bir davranış, gittikçe artan bir güçle, Bahai cemaatinin seçilmiş temsilcilerinin her kararında, hangi mevkide olsalar, gerektiğinde açıkça görülmelidir. Böyle bir davranış,bütün üyelerinin iş muamelelerinde, ev hayatlarında, görevli bulundukları bütün işlerde ve gelecekte hükümetlerine veya vatandaşlarına yapacakları herhangi bir hizmette daima yansımalıdır. Kutsal haklarını ve görevlerini yerine getirirken Bahai seçmenlerin tümünün davranışında örnek teşkil etmeli. Bunun gibi bir davranış, her sadık inanırın siyasi memuriyetleri kabul etmeyişi, siyasi partilerle bir tutulmayışı, siyasi çekişmelerde taraf tutmayışı, siyasi organizasyonlarda ve dini kurumlarda üye olmayışına ilişkin davranışını tanımlamalıdır…



Böyle bir davranış, Emri düşmanlarına karşı savunan her kişinin tarafsızlığında, düşmanın sahip olabileceği herhangi bir hakkı tanımanın makul görüşünde ve ona karşı olan herhangi bir yükümlülüğü yerine getirmenin dürüstlüğünde gösterilmelidir…

Hz. Bahaullah’ın yeni Emrinin yaşamının ve kurumlarının dinamizmini ve coşkun gücünü her iki kıta halkına en iyi şekilde gösterecek olan:her ırk, ulus ve sınıftan oluşan Bahai gençliğinin duyuru ve idari alanlarındaki etkin katılımıdır. Böyle bir katılımla, Tanrı Emrinin ve kurumlarının gelişme süreçlerini farklı derecelerde şüphe ve kızgınlıkla gözleyen Emrin eleştirmenlerine ve düşmanlarına, bu Emrin son derece diri, özüne kadar sağlam ve mukadderatlarının korunduğu kesin gerçeği, en iyi şekilde ikna edilebilir.

(25 Aralık 1938, “The Advent of Divine Justice”, Wilmette: Bahai Publishing Trust, 1984,sayfa 26-27, 69-70)



88. Bu cemaatin (Avustralya) ileriye doğru yürüyüşünü engellemek için değişik sayısız zorluklar şüphesiz ortaya çıkacaktır.Durumun kötüleşmesi, görevinin aydınlığı bir süre için gölgeleyebilir. Ortodoks dini güçler, ileri bir tarihte, ona karşı tamamen birleşebilir. Dini ve sosyal akidelerine temelden karşı çıkanların teorileri ve doktrinleri, onun henüz gelişmemiş gücünü ısrarla şiddetle iddia edebilirler. Bütünlüğünü koruması ve selamete götürmesi için tayin edilen İdari Düzen, vakit geçirmeksizin istinasız,bu cemaatin dikkatini çekmeli, ideallerini kalplerinde daima benimsenmeli, amaçları etüt edilmeli ve daima gözlerinin önünde tutulmalı, talepleri samimiyetle karşılanmalı, yasaları titizlikle yerine getirilmeli, kurumları esirgenmeden desteklenmeli, şanla görevini dış ülkelere yaymalı ve ruhu, yaşamlarını harekete geçiren tek amaç olmalıdır.

(Hz. Şevki Efendi’nin “Letters from the Guardian to Australia and New Zealand,1923-1957” adlı eserde yayınlanan 22 Ağustos 1942 tarihli bir mektuba el yazısı ile eklediği yazı, Sydney: National Spiritual Assembly of Australia, 1970, sayfa 80-81)



89. … Çekişmenin ve kan dökmenin getirdiği sefalet ve Hindistan’ın tümünü kapsayan üzüntü ve şaşkınlık, son aylarda, beni ciddi olarak kaygılandırdı. Bu büyük krizi takip eden karışıklık, Hz. Bahaullah’ın o topraklardaki Cemaatinin sabit taraftarlarının kararlılıkla karşılaması gerektiği bir iddiayı teşkil etmekte ve onu karşılarken imanlarının niteliğini, derin bağlılıklarını,birliklerinin gücünü, kurumlarının sağlamlığını ve niyetlerinin kahraman niteliğini göstermeliler. Planlarını yerine getirirken ne dehşete kapılmalı, ne de tereddüt etmeli veya çekinmeliler.Ellerinin yetiştirdiği kurumlarca korunarak, Hz. Bahaullah’a karşı olan sevgilerinin ve Emrine olan bağlılıklarının kalesinde muhafaza içinde kalarak başlattıkları Planın yön verdiği istikameti daimi bir uyanıklık ve amaç birliği içinde takip ederek, o planın yürürlüğe konduğundan beri elde edilen ilk başarılarından cesaret almış olanlar, bu günkü durumlardan ne kadar da etkilenseler, şimdi izleyecekleri yol ne kadar da tehlikeli olsa, zulümden, küçümsemeden veya iftiradan korkmadan amaçladıkları aydın hedeflere ulaşmak için ilerlemeliler.



(Hz. Şevki Efendi ‘nin, “Dawn of a New Day” adlı eserde yayınlanan 24 Ekim 1947 tarihli Hindistan Merkezi Ruhani Mahfili adına yazılan bir mektuba,kendi el yazısı ile eklediği yazı, New Delhi: Bahai Publishing Trust, 1970, sayfa 127)



90. …Hz. Bab’ın İstirahatgahının Üst Yapısının İnşaası; Batının Ana Mabedinin İthafı Kutsal Yıl Toplantısının Evrensel Törenleri; On Yıllık Planın Başlatılmasıyla İlgili Dört Uluslar Arası Duyuru Konferansları; Cesur Taraftarların Görülmemiş Dağılımı; Afrika Barış Kampanyalarının Olganüstü İlerleyişi; Dünya İslami Rahatsızlığının Merkezi Arabistan Yarımadasında İdari Düzenin Yükselişi; Emrin Beşiğindeki Güçlü Muhalifler; Uluslar Arası Arşiv Binasının Yükselişi; Kutsal Topraklarda Dünya İdari Düzeninin Kuruluşu Gibi Bir Seri Tarihsel Girişimlerin Zaferle Sonuçlanan Bu Yakın Olayları Müslüman Karşıtların Sönmeyen Kininin Alevlenmesine Ve Hırıstiyan Cemaatinde De Yeni Bir Takım Muhaliflerin Ortaya Çıkmasına Neden Olmuş Eski Ve Yeni Nakızlar İçteki Düşmanları Tanrı Emrinin İlerleyişini Durdurmaya, Amacını Çarpıtmaya, İdari Kurumlarını Yıkmaya, Hevesini Kırmaya Ve Taraftarlarının Bağlılığını Bozmaya Kalkışmışlardır. Dış Düşmanlığın Artışının Delilleri İçteki Devamlı Entrikalar Işık Güçleri Ordusu Sınıfına Tayin Edilmiş Dehşetli Mücadeleyi Önceden İma Etmektedir. Hz. Abdülbaha’nın Yanılmaz Lisanı İle Önceden Haber Verilen Dünyevi Ve Dini Karanlıkların Her İkisi Bu Kritik Saatte Uluslar Arası Düşmanların Kötü Faaliyetlerini Birlikte İncelemek, Haince Entrikalarına Karşı Hikmetli Etkili Önlemler Almak Ve Kötü Etkilerinin Yayılışını Durdurmak Ve Ahbapları Korumak İçin Beş Kıtadaki Emrin Ellerinin Ve Dünya Bahailerini Temsil Eden Seçilmiş Temsilcilerin Yakından İlişkide Bulunmalarını Gerektirmektedir. Her Kıtanın Emrin Ellerine(Kıtalararası Müşavirler kendi yetkileri dahilindeki bölgelerde koruma ve yayılma ile ilgili çalışmalarda özel olarak görevlendirilmiş bulunmaktalar…Müşavirler, Hz. Şevki Efendi’nin Emrin Ellerinin Merkezi Mahfillerle işbirliği ile ilgili sorumluluklarını belirttiği yazılarında açıklanan benzer şekilde çalışırlar.) Ve Merkezi Mahfillerine Bundan Böyle Her Birisi Ayrı,Ayrı Ve Uygun Zamanlarda Elden Geldiğince Sık Aralarla İrtibat Kurarak Mutalaada Bulunmaları, İlgili Muavenet Heyetleri Ve Merkezi Heyetlere Sunulacak Raporları Mübadele Etmeleri, Daima Uyanıklığı Uygulamaları Kutsal Ve Kaçınılmaz Görevleri Çekinmeden Yerine Getirmeleri İçin Çagrıda Bulunuyoruz.Emrimizin Güvenliği Bahai Cemaatlerinin Ruhani Saglığının Korunması Emrin Ve Taraftarlarının Diriliği Emekle Tesis Edilen Onun Kurumlarının İşlerliği Evrensel Girişimlerinin Meyve Vermesi Nihai Kaderinin Yerine Getirilmesi Bütün Bunlar Yüce Adalet Evi İle Birlikte Velilik Kurumu Yanında Hz. Bahaullah’ın İlahi Dünya Düzeni Hiyerarşisinde Yer Alan Başta Gelen Mevkideki Bu İki Kurumun Üyelerine Şimdi Koyulan Agır Sorumluluklarının Yakışır Şekilde İfa Edilmesiyle Dogrudan Baglıdır.

(“Messages to the Bahai World 1950-1957 adlı eserde yayınlanan 4 Haziran 1957 tarihli telgraf aslına uyması bakımından ilave ibareler kaldırılmıştır. Wilmette: Bahai Publishing Trust, 1971, sayfa 122-123)

Hz. Şevki Efendi Adına Yazılan Mektuplardan Seçmeler



91. …Şüphesizdir ki Tanrı Emrinin etkisi yaygınlaştıkça, gelişmesini engellemek isteyenlerin sayısı artacaktır; yeni ve daha harikulade muhalifler ortaya çıkacaktır; değişik olağan üstü kılıklar altında görünen fitneciler, bu Emre karşı olanları ve kötü niyet besleyenleri harekete geçirmek için gizlice teşvik edecek ve fitne fesat bayraklarını yukarıya kaldıracaklardır.Bu durumlarda dostların bir taraftan atik ve tetikte olmaları ve diğer taraftan dindaşlarında uyanıklığı harekete geçirmek ve sadakatle onları desteklemek, Tanrı Kelimesinin bütünlüğünü korumak ve sevgilileri arasında uyumu ve birliği sağlamak esastır.Tanrı dostlarının yüce görevi burada yatar ve Emrine hizmet verebilecekleri en yüce vasıta budur.

(24 Mayıs 1927 tarihinde bir ahbaba yazılmıştır, evvelce tercümesi yapılmamış bir mektuptan alınmıştır.)



92. Bu gibi üzücü durumlar karşısında, Emrin bütünlüğünü daha fazla zarardan ve saldırıdan korumanın yüce yükümlülüğünü ve İdari Nizamın ilkelerinin ruhuna daha titizlikle ve akıllıca uymanın gerekliliğini her zamankinden daha şiddetle idrak etmelisiniz.

(12 Temmuz 1937 tarihinde bir ahbaba yazılmıştır.)



93. Basın yoluyla Emre yöneltilen saldırıların ve eleştirilerin çürütülmesi konusu Mahalli Ruhani Mahfil’in görüşüne havale edilmesi gereken bir konu olduğunu düşünüyor.Bu kurum, doğrudan veya heyetlerin vasıtasıyla, bu gibi saldırıların cevabi uygunluğuna karar vermeli ve dostların basına göndermeyi arzu ettikleri bu husustaki bildirileri dikkatle tetkik etmeli ve karar vermelidir.Dostların kendi kafalarındaki ve basın sayesinde ulaşacakları kamuoyundaki şaşkınlığı ve anlaşmazlığı ancak böyle bir denetim ve idare ile giderebilme ümitleri olabilecektir.

(28 Eylül 1938 tarihinde bir ahbaba yazılmıştır.)



94. …Dostlar bu zorlukları sebat ve sadakatle, şükran ve sabırla birlik ve dayanışma ile göğüslemeleri;kendileri için takdir edilen yolun geriye kalan şu son aşamalarını başarıyla kat etmeleri ve geçirmeleri gereken zorluklar ve sıkıntılar, haksızlıklar ve baskılar nedeniyle ne yılmalı ne de rahat durmalılar.Ahd ve Misak Merkezi’nin kalemiyle kaydedilen aşağıdaki açık ve ciddi uyarıyı daima akıllarında tutmalı ve gönül rahatlığı, aydın bir ruh, değişmez bir amaç ve yüksek bir kararlılıkla, Hz. Abdülbaha’nın ifadesinin gelişmesini ve yerine gelmesini gözleyerek beklemeliler;

Zulmedilenlerin,kimsesiz çocukların ve zulüm kurbanlarının ahından sakınınız, olmaya ki gözyaşları sellere ve nefesleri ateşe dönüşsün.



Kendi veya komşu ülkeler toplumlarının her kesimindeki asi fitneciler ve zulümcüler takımını kuşatan ve halklarına, krallarına ve uyruklarına, hükümetlerine ve vatandaşlarına her fırsatta saldıran ağır rahatsızlıklar, üzücü imtihanlar ve bunaltıcı saldırgan elin o ülkede işlediği üzücü tecavüzlerin ve suçların neticeleridir. Şimdi, bir asır sonra, o davranışların zararlı sonucu gözle görülebilir olmuş ve kötü eserleri herkesin görebileceği şekilde açığa çıkmıştır.Nefret ve haksızlık ordularının o davranışlarına cevap verecekleri gün süratle yaklaşıyor; Güçlü ve Zorlayıcı Tanrı’nın karşı öfkesinin amilleri tarafından er geç yakalanacaklardır.



Dostları teselli ederken ve şu son zulmün kurbanlarına baş sağlığı dilerken, Mahfiliniz onlara Tanrı’nın kutsal emirlerine ve öğretilerinin sıkı ipine şimdi önceden daha fazla sarılmaları, Doğru yol’dan bir saç teli inceliğinde bile sapmamaları ve evvelden takdir ettiği hükmü dilediği zaman yerine getireceği o günü beklemeleri için ısrarda bulunmalıdır.O, gerçekten, mazlumların Koruyucusu ve O, gerçekten, sıkı ve sabit duranların yardımcısıdır.

(2 Temmuz 1942 İran Merkezi Ruhani Mahfiline –Farsça’ dan çevrilmiştir.)

95. Tanrı Emri, Emrin düşmanlarından ve dostların kalplerine şüphe tohumları ekenlerden korunmalıdır.En büyük korunma ise bilgidir…

(11 Mayıs 1948, bir Merkezi Ruhani Mahfile, “The Light of Divine Guidance “, cilt 1, Hofheim-Langenhain: Bahai- Verlag GmbH, 1982, sayfa 134)



96. … Dostlar Hz. Bahaullah’ın ve Hz. Abdülbaha’nın Sözleşmelerinin bilgi ve değeri hakkında derinleştirilmeliler. Budur her Bahai’nin İmanının kalesi ve budur Emrin dışındaki düşmanların her imtihanını ve saldırısını ve Emrin içindeki daha tehlikeli,sinsi,kayıtsız ve Sözleşme’ye gerçek bağlılığı olmayan ve dolayısıyla öğretilerin entellektüel yönünü desteklerken aynı zamanda Tanrı Emri’nin ruhani temelini zayıflatan kişileri tahammül ettirebilecek.

(14 Nisan 1949 tarihinde bir ahbaba yazılmıştır.”The Light ofveya ne Guidance”, cilt 2, Hofheim-Langenhain:Bahai-Verlag GmbH, 1985, sayfa 84)



97.Misyonerlerin ve diğerlerinin saldırıları… Mahfiliniz ve Mahalli Mahfiller tarafından elbette açık bir etkinlikle savunulmalıdır.

(18 Ağustos 1949 tarihinde bir Merkezi Ruhani Mahfile yazılmıştır.)

Yüce Umumi Adalet Evi Tarafından Yazılan Mektuptan Seçmeler



98.Emri düşmanlarından koruma gereği, dostlar tarafından genel olarak takdir edilmemiştir.Çünkü bu gibi saldırılar, özellikle Batı’da, zaman, zaman görülmüştür. Ancak, bu saldırıların artacağını ve genelleşeceğini biliyoruz. Emri yazılar içteki düşmanların entrikalarının kuvvetleneceğini ve sevgili Emrimiz, nihai zaferine doğru ilerledikçe dıştaki dini veya laik düşmanların muhalefetinin ve saldırısının artacağını önceden ima etmiştir. Bu nedenle, Hz. Şevki Efendi’nin uyarıları ışığı altında, Koruma ile görevli Muavenet Heyetleri “düşman olarak tanınan veya Emirden ihraç edilen”lere karşı “devamlı” olarak “tetikte” olmaları, çalışmalarını tedbirle “araştırmaları”, dostları kaçınılmaz muhalefet hakkında akıllıca uyarmaları ve Tanrı’nın Emrindeki her krizin daima nasıl kılık değiştirmiş bir inayet olduğunu anlatmaları, “zorlu imtihanların” “Işık ordusunu karanlığın güçlerine karşı getireceği mukadderata” onları hazırlamalı ve düşmanların etkisi yayılıp cemaatlerine yetişince, bu Muavenet Heyeti üyeleri dostların “hevesini kırma ve bağlılığını yıkma” ya yönelik entrikalara uyanık olmalı ve “hikmetli ve etkili önlemler” alarak, bu entrikalara karşı koymalı ve etkilerini durdurmalıdırlar. Her şeyden önce, Koruma Heyetleri üyeleri, dostların Misak hakkındaki bilgilerini derinleştirmeli ve O’na karşı olan sevgiyi ve bağlılığı artırmalı; herhangi bir ahbabı rahatsız eden her bir soruyu, öğretiler uygun olarak,açıkça ve samimiyetle cevap vermeli ve onların ruhani derinliğini ve iman ve ikan gücünü gayretlendirmeli ve Bahai cemaatlerinde sevgi dolu birlik ruhunu artıracak şeyi ilerletmede yoğunlaştırmalıdırlar.



Bununla beraber, Muavenet Duyuru Heyetlerinin görev önceliği,dostlara verilen herhangi bir planın hedefleri doğrultusunda onları yönlendirmek, duyuru,çoğalma, takviye ve muhaceret alanlarındaki çalışmayı artırmak için onları teşvik etmek ve desteklemek, fonlara katılama cesaret vermek ve Emrin eğiticilerinin bayraktarları olarak, Tanrı Mesajını hemcinslerine yayarken onları yeni başarılara götürmektedir.

Bundan başka, hatırlanması gerekir ki, aynı bu görevler merkezi ve Mahalli Mahfiller ve kurumları tarafından yerine getirilmektedir, bunlar duyuru planlarının icrasında ve Bahai cemaatlerini idarede, takviyede ve korumada şimdi büyük sorumlulukları vardır.Bu nedenle, Muavenet Heyeti üyeleri, çalışmalarının idari kurumları takviye edici ve tamamlayıcı nitelikte olmasına dikkat etmelidirler.

(10 Ekim 1976 tarihinde Uluslar arası Tebliğ Merkezine yazılmiştır.)

Yüce Umumi Adalet Evi Adına Yazılan Mektuplardan Seçmeler



99. …Koruma Heyetlerinin en hayati görevlerinden birisi dostların Misak hakkındaki bilgilerini derinleştirmek ve ona karşı olan sevgi bağlılığını artırmak ve Bahai Toplumunda sevgi ve birlik ruhunu geliştirmektir.



Mahalli ve Merkezi Ruhani Mahfiller, Muavenet Heyeti üyelerine sadece Misak’ı kırma ile ilgili koruma konularında değil, cemaat içindeki birliksizlik sorunları, seçme hakkından men veya Koruma Heyetlerinin tavsiye veya kılavuzluğunun Emrin kurumlarına yardımcı olabileceğini düşündüğünüz diğer herhangi bir konuda müracaat etmeleri görevleridir.Tabiatıyla,Muavenet Heyeti üyeleri Kıtalararası Müşavirler Heyetini haberdar eder ve ondan sonra da Müşavirler düşündükleri gerekli önlemleri alırlar.

Koruma ile görevli Kıtalararası Müşavirler Heyetine herhangi bir konu hakkında her zaman müracaat etmekte serbestsiniz, bu gibi sorunlarla ilgilenerek size yardımcı olmaya hazır olduklarını göreceksiniz.

(1 Ekim 1979 tarihinde bir Merkezi Ruhani Mahfile yazılmıştır.)



100. Emre düşmanlık tüm Bahai’lerin beklediği bir şeydir; nasıl tepki göstereceğimiz önemlidir.Sizlerin yüzleşme ve çekişmeden kaçınmanız istenmiştir; bunlar ziddiyeti artırmaya yöneliktir.Vakur ve dostça bir davranış sürdürünüz ve mükemmel bir muhakemeyi belirtilen yere ileri sürebilmek için, Hıristiyanlık ve Bahai Dinini etkileyen meseleler hakkında daha iyi bilgi sahibi olmak için özen gösteriniz.

(12 Eylül 1985 tarihinde bir Merkezi Mahfile yazılmıştır.)



101. …Emir tanındıkça, muhalefet ve baskı bekleyebiliriz.Yinede, sunuşlarımızda ve ilişkilerimizde daima köprüler kurmalıyız ki güzel Öğretilerimiz anlaşılabilsin ve kabul edilebilsin ve insanlar arasında kuracağı birlik gücü örneklensin.

(18 Aralık 1985 tarihinde bir Merkezi Ruhani Mahfile yazılmıştır.)



Sen ey Lete Ağacının ilahi dalı!... Kötüler tarafından hor görülür ve reddedilirsen sakın üzülme; küstahların gücü ve dik başlılığı karşısında canını sıkma ve kederlenme; çünkü pervasız ruhların davranışı öteden beri böyleydi. “Yazıklar olsun bu insanlara! Kendilerine hiçbir Tanrı Elçisi gelmez ki, onunla alay etmesinler!”. Gerçekten, cahillerin saldırıları ve engellemeleri Tanrı kelimesinin yücelmesine ve işaretlerinin ve belirtilerinin her tarafa yayılmasına neden olur.Gururluların bu karşı gelmeleri, iftiracıların bu inatçılığı, minberlerden bu haykırışlar, küçük-büyük her ikisinin bu bağrışması ve çağrışması, cahillerin ortaya attığı inançsızlık suçlamaları ve akılsızlardan gelen bu gürültü olmasa Nokta-i Ala (Hz. Bab) zuhurunun ve Baha’nın Sabah Yıldızının ışıldayan doğuşunun haberi doğuya ve batıya nasıl yetişirdi? Yeryüzü bir kutuptan bir kutba başka nasıl sallanırdı?

Autor: Derlemeler - Kategorie: Derlemeler - Strany: 0 - Kapitoly: 0
© Erfán.cz & phpRS